9 Eylül 2012

İNSAN ÖPÜLMEKLE ESKİR Mİ?


Miadını doldurmuş ilişkilerde ucuzlaşmaya başlayan iletişim şekillerini bilirsiniz. Son noktayı koymak istersin de bir şey tutar seni. İlla dip yapıp midenin bulanması gerekir ki sonlandırasın. Sonrası sorgulama evresidir. Anlık iletişimlerin peşi sıra gelen geçici ve kas ağrısı hissi veren pişmanlık ve sorgulamalar, belirtilen evreden sonra kalıcı bir hal almaya başlar. Sonra iletişim biter, sen sorgulamaya devam edersin ''nerede hata yaptık''. Cevabı basit aslında ki sen de bilirsin, nokta yerine hep virgül koydun. Cümle uzadıkça anlamını yitirdi hatta anlamsızlaştı.

Nokta isteyen cümleler uzadıkça, okuyanı da yazanı da yorar evlat...

Sözün özü; Mideni ve aklını seviyorsan noktayı doğru yerde kullanmak lazım evlat.

Ve,
gereksiz adam kullanıcı adından utanıyorum ama ondan kopamıyorum. Bana gereksizliğimin ne kadar gerçek olduğunu hatırlatıyor bazı bazı. Yok çok ciddiyim, ''aman sen gereklisin'' deyin de gaza geleyim diye değil, gerçekten.. Misal kalabalık gruplar içerisinde ''benim blogumda ki adım gereksiz adam'' desem eminim ingiliz tenini andıran hafif pembemsi tenim kırmızı ötesi bir şey olur...

Bir de,
bu blog ve ben çok ortalık malı olduk. Gerçek hayat ve blog hayatım eşitlenmeye başladı. Yani artık bu blogun bana ait olduğunu beni tanıyan bir çok kişi biliyor bu da yazma özgürlüğüme ket vuruyor. pek yakında, çok acıyla blogtan vazgeçip yeni bloglara-mekanlara yelken açarsam üzülmeyin, ağlamayın, kahretmeyin kendinizi olur mu?

yazmışım bir zamanlar ve bu sabah;

''Bazı sabahlar insan biraz daha çok özler geçmişi, geçmişteki saflığı(nı). Şimdi kir-pas, leş gibi yağ kokuyor hayat.'' cümlesi ile hala bu blogtayım. Anladın mı noktayı koymadaki acziyetimi. Bir de ben size GÜLPEMBE şarkısını dinleteceğim, aşk acısı çekin ya da efkarlanın tarumar olun sabah sabah. O GÜLPEMBE ye tıkla ya da bu cümledekine, ikisi de aynı kapıya çıkacak, kendi yalnızlığına. Sıkılırsan beri gel, benim yalnızlığımda kalabalıklaşalım, olmadı balıklaşırız ki balık hafızalıyım ben galiba. Lütfen nokta, lütfen ve yayınla.   boffff

cem ben, eski ve yeninin bir olup sıkıldıkça öptüğü adam. öpülmüş adam, yanak öpülmekle eskimezmiş :)

8 yorum:

  1. yazının ilk bölümü sanki benim içln :)

    bu benim beşinci blogum falan.. Ilk blogum beni gerçekten yansıtan çok sevdiğim bi blogtu...sonra ise.. Çevremdeki herkes bilince aynı senin yaşadıklarını yaşadım ve kapatmak zorunda kaldım..iki sene falan oldu..sonraki bloglara ise bir türlü tutunamadım.. Şimdiki ile iyi geçiniyoruz bakalım :)

    yeni bir blog ve ad açarsan haber ver olur mu? Seni sürekli takip edenlerle iletişime geç :)

    bu da beyle bi yorum oldu..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sana da blog dayanmıyormuş yahu :)

      ben zor vazgeçenlerdenim maalesef, burdayım hala görüldüğü üzere.

      iletişim halinde olduğum blog arkadaşlarım var, yüzyüze olmasa da çok iiyi dostluklar kurdum az ve öz.

      Sil
    2. benim yüz yüze tanıştıklarım da oldu :) güzeldir blog arkadaşlığı. Bazı insanlar var yanıbaşında fakat seni gerçekten tanımayan, burdaki insanlar onlara on basar mesela.. Çünkü beni yazdıklarımla biliyorlar.. Gerçek duygu ve düşüncelerimi görüyorlar. Ve buna saygı duyuyorlar.

      Evet ya çok blog değiştirdim. Ilkini bi buçuk sene kullandım sonrakiler birkaç ayda geldi geçti..ilki de bayağı popülerdi eheh.kıydım caanım bloga. Şimdikini yakınımdakiler bilmezler mesela :)

      yani iletişimde kal dediğim yeni blogundan haberdar et :D

      Sil
    3. ama bu yazının üst kısmı eski bir yazıdır, ikinci kısımda da kaç yıl önce bunu yazdım ama hala bırakıp gidemedim blogu velhasıl zor bırakanlardanım demek istedim.

      toplamda şimdilik burdayım

      Sil
    4. Anlıyorum hıım eh o zaman burdan okumaya devam.
      Ama kısıtlanmaya dayanamıyorsan işte o zaman sorun.

      Sil
  2. Şu aralar ben de düşünüyorum. Farklı bir blo mu açsam. Keşke kimliğimi belli etmeseydim. Gizemli bir şekilde kalsaydım diye. Bu yüzden yazdıklarımda kısıtlamalara gidiyorum ister istemez.

    YanıtlaSil
  3. noktayı koyamama sebebi ya yanılıyorsam, pişman olur muyum, üzülür müyüm, keşke der miyim diye kendinden emin olamamak. sonra da ah ben hata ettim demeye sebep. son zamanlarda bir kaç arkadaşımla bu tarz konuşmalar geçtiği için pek yabancı kalamadım.

    zaten cümlenin bitmesi gerekiyorsa virgül de koysan kesme işareti de koysan hatta noktalama işaretleri de kullanmasan bitiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bitmese de anlamını yitirerek devam ediyor, o biraz daha acılı oluyor sanki.

      Sil