21 Ağustos 2016

İNSAN

Bir sebze ya da meyve bahçesine zarar veren canlıyı gayet normal olarak ve soğukkanlılıkla katledebilen insanın, kendi ırkına yaptığı bunca zulümden sonra ve en azından diğer canlıların refahı için kendisini yok etmesi en makulü. zaten bu kadar veballe huzurlu bir hayat sürdürmek güç. Hem Nuh' un kavminden ne farkımız var ki...

cem ben

8 Ağustos 2016

KARANLIK ŞEHİR

nedensiz, 
çirkin adam şarkısı tutturmuştu radyolar 
oysa herkes çok güzel ve de çok yakışıklıydı aslında

ve karanlık şehirde, 
bir türlü anons edilmiyordu gidenler.

cem ben



29 Temmuz 2016

SAFFET

Aslında;
Mehmet ağabeyin ilk çocuğuydu Saffet.
İri kara gözlü, koca burunlu ve ensesi kalın amiyane

Kendi halinde ve pısırık.

Daha çocuk yaşta, mısır tarlalarında öğrendi tütünü:
derin bir nefes ve dönüyor dünya...
Bir zaman sonra, 
Ucuz şarabı cebinde, 
ve naralar eşliğinde,
ne âlâ...

Aslında:
Mehmet ağabeyin ''hiç'' çocuğuydu Saffet.
Büyük, yuvarlak yüzlü, ince kaşlı ve peltek amiyane. 

Kendi halinde ve  pısırık.
ne âlâ...

cem ben



12 Mayıs 2016

UYUDUYSAK YORGUNLUKTAN

Uyuduysak yorgunluktan be cancağızım
Yoksa unutmuş değiliz yıldızların büyüsünü
Bir de şiir tutturmuşuz, en sadesinden:
bir Orhan Veli' ye, bir de kargalarına küsmüşüz.

Uyuduysak yorgunluktan be cancağızım
Yoksa unutmuş değiliz yıldızların büyüsünü.

Cem ben

15 Ocak 2016

ANLAMAK DEDİKLERİ

''Bu vatandaşı en iyi ben anlarım bence!'' dedi, bovling topunu lobutlara atarken tavanı çökerten vatandaşın videosunu izledikten hemen sonra,

ve devam etti:

''Zaten bir başkasının, benim o çocuğu ne kadar anlayacağıma dair söylemi havada kalır ya da  benim kişileri anlama oranımı, bir başkasının ölçmesi, bildiğimiz soyutluktan daha uzak bir girişim olurdu''  dedi, cümledeki ''bence'' kelimesine burun kıvırarak.

Sezen çalıyordu; ben öyle birini sevdim ki, bi nevi intihardı…
Karadenizde, iş yerinde, odasında, koltuğunda vs.
Ve bütün anlamını yitirmişken Cuma, 
Ve malum, terörden çocuklar ölürken ülkede, dünyada…
''O vatandaşı en iyi ben anlarım dedi, olduğu yerde!

cem ben

25 Ekim 2015

YAŞAMAK

İçinde makul bi nefret,
çok zamandır,
yalnızlık belirtileriyle...

Ve çok zamandır,
ciğeri delen bi keman sesi, 
ve bilinmez bi ülkenin folklorik müziğiyle
...

çok zamandır,
 içinde makul bi öfke
ve diğerleriyle...
-yaşamak-

cem ben


23 Temmuz 2015

YA DA

Biraz kilo aldı belki, 
Evini değiştirdi ya da, 
Ve yeni arkadaşlar edindi, 
Ya da öldü!.. 
Kim bilir?

cem ben

26 Haziran 2015

BİZİM MEHMET

Bizim yan komşunun kiraz ağaçlarına dadanmıştık, âlâ. 
Küçüktük zahir, fakat beylik laflarımız cebimizde; hayat pek acı!..
Evin sokağının ilk köşesinde oturan arkadaş, yazı adı Mehmet
Ve ağacın en yükseğinde hep onun çığlıkları: en büyük ben.

Çok zaman olmasa da ''Geçmiş zaman ramazanları'' söylemleri cebimizde
Bi belediyenin iftar cadırı,
bi mahallenin ortasında kocaman bir masa, geleneksel iftar şöleni ya da gösterişi
Bi komşuluk
bi yalnızlık bazı bazı

Velhasıl adını bile unuttuğumuz hayat hikayeleri yarı aklımızda
Yan komşunun kiraz ağacı en çok
Ve ''en büyük ben'' nidaları...

Ha bir de;
Bizim sokağın ilk köşesinde yaşanan umutlar ...

cem ben

2 Mart 2015

37.YILDA

Sezen söylemese de yeni bi Sezen şarkısı çalıyordu; kahrolası bilgisayar formatından hemen sonra, kısık sesle ve biriktirdiği onca şey bi anda yok olup gitmişken...

Hayalimizdi işte, aynı dilde yazılmış hüzünlü bi aşk hikâyesi tutturmuşken dilimize ve notalarını ezberlemişken bütün acıların uyumak ve gidip gelen elektriğin tesiriyle hafızasını sıfırlayan yeni model bi bilgisayar gibi tazecik uyanmak...

sadece hayâl

.....

Aynı şarkı kaçıncı kez çalıyordu kim bilir, karşı kanepede yığılmış kitaplar bana, ben bi bilgisayar ekranına bakarken yine fonda: Yanmışız aman, halimiz duman, yetmiyor zaman...

Velhasıl çok zamandır bi türlü birikmeyen bir kaç kelime, ertelediğim hayâl ve engel olamadığım rüyalar...  

37. yılda...

cem ben

30 Kasım 2014

ÖLE ÖLE

Siyahın en koyu tonuydu ayrılık... 
Hiç utanmadan ve tek bi fotoğraf karesi bırakmadan gittiler dünyadan, ölenler...
Gün ağarmadan evvel, son sevişme sonrası, biraz da gözyaşıyla,
vedalaşmadan,
sarılmaya doymadan,
hikâyeyi tamamlamadan,
ve hiç utanmadan gittiler dünyadan;
Öylece, sessiz sedasız 
 öle öle
...

cem ben