23 Temmuz 2015

YA DA

Biraz kilo aldı belki, 
Evini değiştirdi ya da, 
Ve yeni arkadaşlar edindi, 
Ya da öldü!.. 
Kim bilir?

cem ben

26 Haziran 2015

BİZİM MEHMET

Bizim yan komşunun kiraz ağaçlarına dadanmıştık, âlâ. 
Küçüktük zahir, fakat beylik laflarımız cebimizde; hayat pek acı!..
Evin sokağının ilk köşesinde oturan arkadaş, yazı adı Mehmet
Ve ağacın en yükseğinde hep onun çığlıkları: en büyük ben.

Çok zaman olmasa da ''Geçmiş zaman ramazanları'' söylemleri cebimizde
Bi belediyenin iftar cadırı,
bi mahallenin ortasında kocaman bir masa, geleneksel iftar şöleni ya da gösterişi
Bi komşuluk
bi yalnızlık bazı bazı

Velhasıl adını bile unuttuğumuz hayat hikayeleri yarı aklımızda
Yan komşunun kiraz ağacı en çok
Ve ''en büyük ben'' nidaları...

Ha bir de;
Bizim sokağın ilk köşesinde yaşanan umutlar ...

cem ben

2 Mart 2015

37.YILDA

Sezen söylemese de yeni bi Sezen şarkısı çalıyordu; kahrolası bilgisayar formatından hemen sonra, kısık sesle ve biriktirdiği onca şey bi anda yok olup gitmişken...

Hayalimizdi işte, aynı dilde yazılmış hüzünlü bi aşk hikâyesi tutturmuşken dilimize ve notalarını ezberlemişken bütün acıların uyumak ve gidip gelen elektriğin tesiriyle hafızasını sıfırlayan yeni model bi bilgisayar gibi tazecik uyanmak...

sadece hayâl

.....

Aynı şarkı kaçıncı kez çalıyordu kim bilir, karşı kanepede yığılmış kitaplar bana, ben bi bilgisayar ekranına bakarken yine fonda: Yanmışız aman, halimiz duman, yetmiyor zaman...

Velhasıl çok zamandır bi türlü birikmeyen bir kaç kelime, ertelediğim hayâl ve engel olamadığım rüyalar...  

37. yılda...

cem ben

30 Kasım 2014

ÖLE ÖLE

Siyahın en koyu tonuydu ayrılık... 
Hiç utanmadan ve tek bi fotoğraf karesi bırakmadan gittiler dünyadan, ölenler...
Gün ağarmadan evvel, son sevişme sonrası, biraz da gözyaşıyla,
vedalaşmadan,
sarılmaya doymadan,
hikâyeyi tamamlamadan,
ve hiç utanmadan gittiler dünyadan;
Öylece, sessiz sedasız 
 öle öle
...

cem ben

29 Eylül 2014

ÇOK ŞÜKÜR

Açık görüşlü, ne idüğü belirsiz bi dolu hayat kahramanımız var çok şükür. Biz de bütün aralıklardan sıyrılıp, biraz dünyevi biraz uhrevi bi görüş oluşturmaya çalışıyoruz, buna da şükür...

Ve fakat çok mazeretimiz var, olağan sağlıklı insan ihtiyaçları başlığı altına sığdırdığımız.

Oysa bi nevi vesika tutturmuşuz ruhumuzun eline, soyut...

Bi gece, yarı uykulu, bezgin ve ihtirasla ararken ruh eşimizi, ölüp gideceğiz; gözler yarı aralık, yüzünde eksik bi anlam, öylece katılaşacağız.

Açık görüşlü, ne idüğü belirsiz bi dolu ahlâksız kahramanımız var çok şükür, her birinin ortak ve açık bi diyalogu olan...

Cem ben

21 Eylül 2014

ÇÜNKÜ EYLÜL DE...

Çünkü eylül de turnalar gibi,
sarı gibi,
ayrılık gibi,
romantik bi film gibi 
sezen şarkısı gibi
sebepsiz yere hüzünlü...

cem ben

16 Eylül 2014

ZUHAL OLCAY ÇALIYORDU.

Zuhal Olcay çalıyordu, aylardan eylül, günlerden... 

-unutuldu-   

Sıradan sonbahar hüznü gibiydi, üstünde maneviyatını kaybetmiş bi zevkin ağırlığı; 
git gel, git gel...

Sonra gözlerinde bi umut, bi aşk, bi merhamet, kahrolası, masum bi anlam ararken, sarsılarak ve nefes nefese...

Zuhal Olcay çalıyordu, durmadan ve yasal yollardan dinliyorduk bütün ahlaksızlıkları.

Ve artık, sıradan bi sonbahar hüznünden çok...

-unutuldu-

cem ben
ve dinlediği şarkıları, günü, ahlakı unutan..

7 Eylül 2014

AŞK OLACAKSA EYLÜLDE OLMALI

Aşk olacaksa eylül' de olmalı; 
yapraklar sararmadan az evvel, 
güneş tenindeyken henüz 
ve soğumamışkan geceler..

Bazen yağmur yağmalı misal, 
camdan dışarıyı seyretmeli yan yana, 
omuz omuza belki, 
dudak dudağa...

Aşk olacaksa eylül' de olmalı, 
Sezen dinlemeden az evvel,
gün batmamışken henüz
ve hesaba katılmamışken hüzünler.

Velhasıl;
Aşk olacaksa eylül' de olmalı,
ve tesadüfen...

cem ben

1 Eylül 2014

BİR DE EYLÜL GELDİ DEĞİL Mİ?

Bir de eylül geldi değil mi?

Birazdan sokak arasında tüketilecek yalancı yaz aşkları ve vİrane yollara sahte bir gözyaşıyla dökülecek olağan sarı yapraklar; çok sevmişti aslında...

"Yalan!" diye bağırması muhtemel vicdanın, varsa...

Yaşayan bilir hüznünü Eylül' ün; ihtimal ki yaprağından, sarısından, kaybından, kaybedilenlerden... Nedeni muamma, eksiği baki, bi dünyalık hikâye işte.

Belki az bi zaman daha kandırır kalbini yaz. Güneş ışığından görmezsin sararan yaprakları ve yalnızlığın vesikası tutuşturulmamıştır eline henüz. Yine de hissetmezsin akşam soğuğunu, körpe akıllara teslim etmişsen kalbini, ki, bu da bi tesellidir gerçeği aymadan önce.

Bir de Eylül geldi değil mi?

Ve birazdan tüketilecek yazdan kalanlar

cem ben

24 Ağustos 2014

YARISI...

Bi pazar sabahı, tadına alışmışken hayatın ve yüzünü buruştura buruştura fotoğrafını çekerken; göbeğini içine çekmiş, gergin poz veren soyut bi ...

Ve sevdiklerinle, hasından ve yeni bi özçekim eyleminin başarısızlığının hüznü ya da siniri en çok, ki, özünde sevgi eksikliği var bütün bunların, bilirsin..

Sonra herhangi bi sabah, şöyle umutlu bi sonbahardan kalma sanki; bi romantik sarı, bi hüzünlü sarı, bi acayip sarı. Velhasıl, bi türlü yazılamayan o umutlu hikâye..

Bir de bizim saatlerimiz hep eksik, olağan her insana bahşedilen 24 saatin yarısı gizli, yarısı ahlaksız bi hikâye, bunu da bilirsin..

Sonra en çok, ibneleştirilen hayat hikâyeleri, yok pardon, biraz daha gerçekçi.

Ya da en güzeli...

Ne demiştik; 24 saatin en az yarısı ibne.

cem ben