3 Şubat 2013

BİTER Mİ?

Çocukluğumdan kalmıştır belki, kısık ışıklı alanlarda üstüme üstüme gelen hüznüm. Bir de kısık sesli radyo klasiği ve efkarlı şarkılarla uykuya dalmak için çalışılan zamanlar vardı. En güzeli ayışığının yatağıma düştüğü zamanlardı belki de...

Ha evet, belki de hüzün denen şey, bi vaftiz töreni gibi ve ciddiyetiyle, doğuştan bulaştırılmıştır bedenimize, ne dersin ya da...

Işığı biraz daha açsam hatta bütün ışıkları açsam, hatta yatıp uyusam ve güneş doğsa, her yer ışık olsa ama her yer; kurtulur mu akıl bu dünya oyunlarından?

Bir de huzur var tabi. Hatta, bir de huzur var(mış) tabi.

Ben şimdi, seni hatırlatan şu müziği kapatsam, odanın ışıklarını yaksam, iki de bira açsam en hafifinden; o -mış' ı silebilir miyim o asıl cümleden?

Ha bir de, ben şimdi yatsam nefesini hissedebilir miyim bedenimde, hem de bu gece?

Ha bir de artık yazmasam adını,

Biter mi?

cem ben, loş ışığı ve müziğin etkisinde sadece.

4 yorum:

  1. Doğduğumuzda yakamıza çeyrek altın yerine hüzün takanı bir bulsam var ya.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hüznü alsan çeyrek altın da takmazdı onlar zaten...

      Sil
  2. yıllar sonrasında anladığım huzurun beklediğinde gelmeyecek bir şey olduğu. beklemediğin bir anda, bazen en gürültülü hali ile geliverirmiş, öğrendim.

    biri ışıkları söndürse keşke..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yanıtla dediğimde bağlantım kopmasaydı yeni uğraşımın beklemekten vazgeçmek olduğunu söyleyecektim ya da söylemiş olacaktım.

      Sil