19 Haziran 2012

ÇOK SIKILDIM, BIKTIM... GERÇEKTEN

Bazen altından kalkamamaktan korkuyorum aklımın. Olmayan, hatta olmayacak her şeyi olacak ve hatta olmuş gibi algılamaktan, sıkılmaktan, üzülmekten yoruluyor insan. En değersiz şeyi bile bırakıp giderken, aklı orda kalan kaç kişi vardır acaba. Utanmasam attığım çöplere bile üzüleceğim, öyle ki...

Gözümü karartıp alabildiğine yalın anlatmaya çalışıyorum durumu. Hastalık hastalığı olan asosyal, belki biraz şizofren ve mutsuz bir insanın kendiyle olan kavgası çok efkarlı oluyor gerçekten. Şimdi enter tuşuna basarsam ölümcül bir hastalığa yakalanacağım ya da ellerimi bir kez daha yıkamazsam hatta şu prize basınca şuranın ışığı yanmazsa kaybettim demektir, elveda hayata... Dahası var, hem de çok daha...

Bi ara kapıyı kapattım mı acaba? hastalığına yakalanmıştım. Kapının kapalı olduğunu anlamaya çalışırken kapıyı kırma ihtimalim çok kuvvetliydi, öyle ki abanıyordum yani. Şimdi bundan kurtuldum da belim ağrıyor ne alaka mı;
Dün haberlerin birinde tanıtımı geçiyordu "Bel ağrısı çekenler DİKKAT! ölümcül olabilir"  izlemedim tabi, izlersem o hastalığa yakalanmış gibi olacaktım da birden içimden bi ses "izlemezsen de olacaksın" demeye başladı. Bi zaman sonra o kanalı açtığımda o haberin sonuna denk geldim. Velhasıl okuduğum her hastalık haberi bende mevcut gibi hissetmeye başladım.

Bel ağrım nerden başladı anlatayım mı?
Bundan 2 yıl önce hapşırırken oldu.:)  uzun zaman önce hapşırırken bile bel fıtığı olabilir insan diye bi haber okumuştum da her hapşırmada yad ediyordum fıtığı ve sonunda oldu. bi sabah bi hapşırdım (yoksa hapşurdum mu?) belimde bir acı hissettim, o gün bugün devam ediyor ara ara ağrısı. Üstelik ben doktora gitmeyi sevmem ve hatta gitmem de. En son mide kanaması geçirdiğimi anlayıp 24 saat sonra kansızlıktan bayılınca hastaneye zorla götürülmüştüm de 5 ünite kanla eski halime dönemedim. Hastaneleri ve doktorları sevmememin sebebi Türkiye' de ki sağlık sistemi tabi biraz da. Asla inandırıcı gelmiyorlar bana. Aç ağzını hımmmm bademcik al iç şunu v.s. Yani "erken teşhis" biz fakirlerin elde edebileceği bir şey değil.

Olayın özü şu ki arkadaşlar artık çok yoruldum bu yazdıklarım ve yazmadığım dahasından. Kurtulmak için uğraştıkça daha da batıyorum gibi. Eskiden isteyince her şeyi unutup mutlu olurdum sanki de, artık öyle değil.
Takıntı mimine cevap gibi oldu ama değil, benim durumum takıntı olayını da geçti sanki...


Neyse işte insanlardan, aşktan, aşıktan, aldatmalardan, gidenlerden, kalanlardan, kendimden, yüzeysel duygulardan, kaybetme korkumdan, asosyalliğimden, ayrılamamaktan, geçmişi özlemekten, hastalık hastası hallerimden, mutsuzluktan; çok sıkıldım, bıktım... gerçekten.

acıdan geçtim güzelleştim

4 yorum:

  1. Spor her derde devadır. Spor var mı hayatınızın bir yerlerinde:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. önceden haftada 4 gün 2-2,5 saat yapardım yorucu olduğu için şimdi her gün 30-45 dakikaya düşürdüm.

      Sil
  2. Aaaa??? Üzüldüm şimdi bak...
    Ama olmaz ki.. Ne bu karamsarlık bu kadar?
    Hayat her şeye rağmen güzel be arkadaşım.
    Güzel şeyler düşünmeye bak, zorla kendini.
    Mizah dergisi oku, komedi filmi izle. Klasik müzik eşliğinde kahve iç mesela -ki bu bana çok iyi gelir.

    Hapşururken omurların arasına sinir sıkışmış olabilir. Bence hemen doktora gitmelisin.
    Fazla ayakta durmaktan bende de bel ağrısı oluşmuştu bir zamanlar. Ama yürüyüşle geçirdim. O gün bugündür günde en az 1 saat yürürüm. Hem yürüyüş esnasında endorfin salgılıyor insan (Bilimseldir bu. Bayağı bir mutlu hissediyorsun..

    Bu yazdıklarımı dikkate al lütfen olur mu?
    İyi kal....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de ilave olarak yürüyüşe başladım. sanırım iyi geliyor.

      teşekkürler...

      Sil