6 Mart 2013

NOKTAYI HEP ÖNCEDEN...

Bi tünel miydi o? 

Yok, kodesten kaçmak için açılan gibi değil, belki çok büyük fantastik bi yılanın açabileceği kadar. Boyumun bir misli ve labirent gibi. Bi insan konvoyunun ortalarındayım ve domuzdan bozma ayıların saldırgan olmayan korkularını yaşıyorum. Tenime değen, bütün tanınmaz canlılar aynı endişeyi uyandırıyor yüzümde, en çok da kalbim ağrıyor ve Karadenizimi özlüyorum.

Yeni pencereler var aklımın köşelerinde. Bazısı güven veriyor da aurasını çözemiyorum karşımdakinin, bazısı da...

Bu sabah, ilk paragraf sonrası ruh haliyle uyanıp, önceki günlere yenisini eklemek için işe koyuldum. Ekmek küflenmiş kahrolası ve hatta krem peynir yemeye yemeye... Bacaklarım ne kadar incelmiş heyhat ve biraz daha zayıflamaktan yana gönlüm, ya sonra...

Uzun cümleler ve dahi paragraflar, sayfalar... Bi zaman sonra anlamını yitirip, tek cümlede toplanıyor anlatacaklarım. Bu bakımdan suskunum, noktayı hep gerektiğinden önce koyuyorum.

cem ben.


15 yorum:

  1. Amannnnnnnn yazdım sildim yazdım sildim . Sana yorum yapmak ölüm :)) zorunda mıyam diyorum sadece ..
    Yine de gelmişken boş geçmeyelim .
    Mesele şu ki , günü birlik yüzeysel ilişkiler endişe veriyor sadece . Çünkü yürek yüreğe dokunmadıkça , her şey boş, anlamsız. bu tür yaşanmışlıklar insanı kendisine bile yabancı kılıyor. Bundandır konvoy içindeki yalnızlıklar, yabancılık hissetmeler. Sebepsiz güven olmaz, sadece sebebi çözemez insan . Çok da lazım değil zaten . Bazen hissettiği yeter insana ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. buna sonradan cevap yazacağım, evraklar içinde boğulmazsam :)

      Sil
    2. bu kadar evrağa rağmen cevap yazıyorum, evet...

      İnsan yaşadıkça çok şey öğrenirmiş ama hani zaten öğretilmiş bazı şeylerle de doğar ve yaşarmış ya, öyledir.. hani olayı -mış ve -muş a bağlayıp birilerine maletmenin ve kaynağını sağlamlaştırmaya çalışmanın gereği yok, ben öyle olduğunu düşünüyorum. Neyse konumuza dönersek, ben günübirlik yüzeysel ilişkilerin insan ruhunda yaratacğı tahribatı yaşamadan öğrenen ve ona göre davrananlardanım çok şükür. Ne öyle bi arkadaşlığım ne aşkım ne de ilişkim oldu. Yalnızlığıma sebep tam da bu aslında, benim gibi düşünen ve yaşayan insanların varolduğuna dair olan inancımı kaybediyor olmam. gibi...

      yazdım işte, hadi misilleme yap ;)

      Sil
    3. Yazdıklarım her zaman benimle ve yaşadıklarımla ilintili olmuyor. Senin taerzının da bu olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle "sen" demedim ve genel yazdım zaten . Sen deneme- yanılmasız , mantık ve ilkelerle bazı şeyleri yaşamadan öğrenebilirsin ama bu yetenek herkeste yok ne yazık ki . İnsanlara olan inanca gelince, haklısın . Çok acıdır ki böyle (senin gibi, benim gibi ) düşünen insanlar, tası tarağı toplamış , çekip gitmişler , ama nereye ?

      Sil
    4. güzel misilleme, cevap yazacağım, spordan sonra :)

      Sil
    5. evet yazalım...

      yazıdan senin genellediğin yorumu ben şahsileştirip cevapladım aslında. hani muhabbetin devamlılığı niteliğinde. Yoksa senin beni zan altında bıraktıgını düşünerek yapmadım o savunmayı, ki bu yüzden de savunma değil muhabbet temalıdır yorumum :))

      teşekkür ediyorum sayın kahve telvesi, bu güzel münazara için :)

      Sil
    6. Asıl ben teşekkür ederim . Evrak sonrası, spor sonrası.... Vaktin oldukça devam ederiz.:))

      Sil
    7. öyle vakitsizim ki sorma. iş değil de şahsi olaylarım uzun ( spor, o bu, saç bakım vs:))

      Sil
  2. Yorum yapmak ölüm derken. Lay lay lom yazmakla ciddi ciddi yazmak arasındaki gidip gelmelerimi kastettim . Cem sen yanlış anlamazsın gerçi değil mi :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ya ben yanlış analamam, sen istediğin gibi yazabilirsin ha yanlış anlarsam da yanlış anladın dersin, doğrusunu anlatırsın :)))

      lay lay lom da iyidir, rahatlatır ayrıca.

      Sil
    2. Sonradan yazacağın cevaba göre cevaplayayım ben de , misilleme olsun :))

      Sil
  3. İster tek cümle söyle, ister sayfalarca yaz.. Bazen insan öyle anlaşılmaz oluyor ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kendine anlaşılmaz olunca daha bi tuhaf şeyler çıkıyor ortaya, sağı solu boşver. Ben mümkün mertebe anlamaya çalışırım, kırmamaya çalışırım ama karşımdaki sınırı zorlarsa ve kendi haddimi aşarsam gözüm görmez, direk tuz buz...

      Sil
  4. Bazen bende de oluyor Cem öyle paragraflar dolusu yazı olu veriyor birkaç cümle. Sinir bozucu olmasından çok az şeyle çok şey anlatmanın getirisi diyorum kendime. Sonra bir bakıyorum paragraflar dolusu olması gereken birkaç cümle yığınıyla yeni bir paragraf oluşturmuşum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aslında "bazen daha fazladır her şey" diyerek Sezen özetlemiş durumu.

      Sil