7 Nisan 2010

FİLDİŞİ KULEM

Yatmadan önce biraz klasik müzik,

15 dakika meditasyon,

düzenli beslenme,

düzenli uyku,

stresten, sigaradan ve alkolden uzak bir hayat her derde devaymış. Bu teknik bilgilerin karşılığını bilmeyecek kadar aptal mı gözüküyoruz ben bilmiyorum tabi de, fildişi kulesinde kağıda yazıp, yerle yeksan halka camdan fırlatmak kolay olsa gerek.

Arkadaşlar bir şey söyleyeyim mi?

Stresten uzak bir hayat her derde devadır. bakın alanım dışında olmasına karşın nasıl özetledim durumu.

Ooo....

bugün kulenin hangi camından fırlatsam şu mükemmel bilgilerle dolu kağıdı da, bir şey bilmez halkım iki ayılsa ve beni yere göğe sığdıramasa. ben olmasam stresten ölecekler yahu...


...



SAAT

Saat görünmüyor yattığım yerden
Gün ağardı biliyorum
Biri saati söylesin

Güneş görünmüyor yattığım yerden
Perdeler kapalı biliyorum
Yeter gölge etmesin

Ölmeye yattım, ecel gelmedi
Sevmeye kalktım, giden gelmedi
Neye el atsam eridi gitti
Neye el atsam...

Yaralandım, iyileşmedi
Kimse yardım etmedi
Kabus bitmek bilmedi, of
Gece gündüz değişmedi
Kimse benle sevişmedi
Kabus bitmek bilmedi, of

Söz-müzik: Özlem Tekin

(''saat'' güzel bir özlem tekin şarkısıdır, internet üzerinden dinleyebileceğiniz bir yer bulamadım, siz bulursanız dinleyin derim. bulamazsanız ''herkes şanslı doğmuyor'' da onun kadar güzeldir, buyrun...)

6 Nisan 2010

BEN BU YAZILARI SAFTA TOPLARIM HOCAM

yaşananların silinemeyeceği mantığıyla yola çıkarım genelde fakat bu yazılar gereksiz yer işgalinden başka bir şey değiller (diğerleri öyle kıymetliler ki anlatamam). yorumlara olan saygımdan (saygıma kurban) yorumlarla beraber tek bi nota ekledim hepsini, diğerlerini kaldırdım... duyurulur.

(lütfen kimse bunun için kampanya başlatıp ''yazıları yerli yerinde geri isteriz'' sloganlarıyla yollara dökülmesin)

hatta içimden geldi bi espri yapacağım;

adamın biri ''yarın öleceğim'' demiş, yarmışlar hakikaten ölmüş..:))

büyük puntolarla yazdım, anlaşılır olsun diye...:)


YANAŞ YANAŞ

''yüzonsekiz on sekiz oooonnn sekizzz ooonnn sekizzz.... diye sürüp giden reklamın gösterimden kaldırılmasını isteyenler yanaşsın'' kampanyası başlatıyorum.. desteklerinizi bekliyorum... zaten aklım başımda değil. es kaza tv de karşılaşıp, kanalı değiştiremeyip, kafayı yemekten korkuyorum...


gereksiz adam/06.04.2010

Pilli Petro on Salı, Nisan 06, 2010 dedi ki...
beeeennnnn !!!!! 10 parmağımı birden kaldırıyorum :) tv izleyen biri değilim ama oldu da kazara izlemeye oturmuşsam böyle abuk sabuk reklamlardan nefret geliyo, kaldırsınlar anacım !

pabuç on Salı, Nisan 06, 2010 dedi ki...
ya senin başka derdin yok mu Allah aşkına :) Neleri sıkıntı ediyon kendine ;)


ŞEY

eee şey,

şey diyecektim...

oooooo,

şey işte....

ııııııııııııı

unuttum..

birde,

çok sigara içtim, boğazım yanıyor...


gereksiz adam/05.04.2010

bi dost on Salı, Nisan 06, 2010 dedi ki...
sigara hariç aynı şeyler. o şey her ney ise ben de diycektim ama unuttum :p

üryan on Salı, Nisan 06, 2010 dedi ki...
diyemedin di mi yine..

nereye saklandı üstadım bizim kelimeler..

BeD@rdeM on Salı, Nisan 06, 2010 dedi ki...
toz zencefili balla karıştırıp bir kaşık yesen çok iyi gelir halbuki boğaz yanmasına falan :))

gereksiz adam on Salı, Nisan 06, 2010 dedi ki...
@bi dost

hatırlarız bi ara belki ya da hatırlatırız...

@üryan

yoruldular ve kaçtılar bizden sanırım...

@BeD@rdeM

sigarayı bırakmak kesin çözüm aslında..:)

...

debelendikçe çamura batan bir fil gibi oluyorsa insan konuştukça, bir müddet susmak lazım.

gereksiz adam/31,03/2010

beenmaya on Perşembe, Nisan 01, 2010 dedi ki...
o vakit beklemek lazım...

gereksiz adam on Perşembe, Nisan 01, 2010 dedi ki...
@beenmaya

pöfff..

lazımsa kesin aksini yaparım, öyle uyuzum ki...


YAŞAM

çıkmaz bir sokak gibi...

Evren on Perşembe, Nisan 01, 2010 dedi ki...
ve bütün erkekler o sokaklar çıkmasın diye duvar üstüne duvar ören, laf ustaları gibi...

sana değil aslında sözüm, ama erkeksin ya ben de hem cinslerine kızgınım ya şu anda...

xiksvelie on Perşembe, Nisan 01, 2010 dedi ki...
bazen de sonu olmayan kalabalık bir cadde....

Ateş Böceği on Perşembe, Nisan 01, 2010 dedi ki...
çıksada sanki karşımızda hep aşılması zor bir duvar var..

gereksiz adam on Perşembe, Nisan 01, 2010 dedi ki...
@Evren

değişmez, bana da söyleyebilirsin. belki de öyleyimdir...

@xiksvelie

bu daha iyi olmuş

@Ateş Böceği

sorun biz gibilerde anlaşılan ya da kelimeler dünyası gerçek yaşamdan kopuk..

Jupiter on Perşembe, Nisan 01, 2010 dedi ki...
bazen de kelebek öncesi tırtılımsı bir hal ve his...!?:)

gereksiz adam on Cuma, Nisan 02, 2010 dedi ki...
@Jupiter

neden olmasın?

ÖYLE İŞTE

Nasıl tanımlasam tam olur;

"robot gibi"... değil..
"savaştan çıkmış gibi"... belki, ama cümle ucuz gösteriyor, sıradan birde.

yayıkla çalkalanan sütten çıkan tereyağ gibiyim. ayran mı olmalıydım bilmiyorum...

şu olmalı, bu olmalı söylemlerim yerini suskunluğa bıraktı. söyledikçe, istedikçe ucuzlaştı taleplerim..

Şimdi savaştan çıktıktan hemen sonra robotlaşmış bir insan gibiyim. iradem dahilinde değil tepkilerim ve ne olsa, ne yapsam gibi ideallerim yok içimde. umutsuzluğun sakin halini yaşıyorum.

sanırım olmayan isteklerimin yılgınlığını var içimde, kalan az bir umutla. biraz daha zaman geçipte algıladığım imkansızlığı sabitleyince kalbime, yeni bir mücadele başlayacak bende...
Durgun, fazla mutlu (tedirgin biraz da), saçmalayan, efkarlanan, dibe batan, ve tekrar durgun.... böyle gelişiyor-değişiyor benim ruh halim...

-bak kelimeler bile tanıdık, hep aynı "dön dolaş burda durma" lar. Geçenlerde bir dostum söyledi, "mekanları suçlama, nereye gitsen böyle olacaksın" diye. Biliyorum, farkındayım ama bilmezden geliyorum, başka türlü mutlu olmam imkansız..

bırakın mekanlara atayım bütün suçu da rahatlayayım, olmaz mı?

(Burda = istemediğim yer)


gereksiz adam

4 Nisan 2010

İKİYÜZLÜ

Devrik birer cümle olarak kalıyor hayat adına kurulan bütün cümleler. Birer ikiyüzlü oluyor ikinci cümleden sonra, kendine dair yazılar yazan herkes. Öznesini kaybediyor ya da özneleştirdiği kişi aslına uymuyor. Ve başlıyor ''Yoksa çekilir mi bu cümlelerin oluşturduğu hayat?'' sorgulamaları...

Birer ikiyüzlüyüz hepimiz. Sakladığımız diğer yüzümüz cümlelerle ortaya çıkıyor...


gereksiz adam


DENGE


Açlık sınırının, işsiz sayısının, asgari ücretin ortada olduğu bir ülkede, ünlülerin tıka basa dolu elbise odalarının, bi dolu ayakkabısının bulunduğu ayakkabı odalarının, şık koltuklarının kameraya çekilip, en çok izlenen tv' lerde magazin programı diye verilmesi, biiplenen küfürlerden, sansürlenen sigaradan, erotik ve hatta porno filmlerinden daha çok ülke ahlakına zarar verdiğinin farkında değil misiniz sayın yöneticiler?

Sonra hırsızlık, gasp, kaptı-kaçtı terörü v.s. artınca ''neden böyle oluyor ülke insanı?'' diye sorulan sorular yersiz kaçmıyor mu?

Sosyal adaleti birileri sağlayamazsa, adaletsizliğe dahil olduğunu düşünen bireyler, bireysel adaleti -iradeleri dışında- sağlamak için yapmaz mı bunları sizce de?

Çok üzülüyorum sürekli yediğinin içtiğinin hesabını yaparak yaşayan ile öte-beri, fuzuli, gereksiz harcamaları düşünmeden-sorgulamadan yapan insanlarla aynı ülkede yaşıyor olmaktan...

pardon ya, tv renkli bir şey değil mi ve o renkli ''şey'' de bizlere şık gözükmek için uğraşıyor ''şey'' in kahramanları. Aynı kıyafeti ikinci kez giyerseler ve biz fark edersek yolda taşlayabilir, ''tüüü bi kıyafeti iki kere giyindi, yazıklar olsun buna'' deyip, kendilerini alaşağı edebiliriz değil mi?

yazık, çok yazık.. renkten gözleri kamaşmış, etrafı göremeyen bir avuç insan belirliyor her şeyi ve farkında mısınız biz onların kuklalarıyız.. Oysa onlar diğer dizide ki oyuncuyla rekabet halindeler...

dostoyevsk mi?

suç ve ceza mı?

yok yahu tamamen saçmalık orada yaşananlar. Sosyal adaleti sağlamak bizim haddimize değil!


gereksiz adam

.... AMCA ÖLMÜŞ

kalabalıktı yol, ben biraz alkollüydüm.

.yan komşu ölmüş
-evet, ölmüş...
.çok acılı bir hayatı vardı sanırım..
-pöfff, kimin umrunda.
.ama öldü sonra, acıyla yaşayıp
-ne önemi var, öyle ya da böyle..
.ama hiç mutlu olmadı, mutsuz öldü.
-öldü işte, sorgulama...

sonra yolsuz mekanlarda aradım yolumu, kalabalığa karışacak yüzüm yoktu...

...... amca ölmüş,
-evet, şimdi geldim oradan
.çok acılı hayatı vardı sanırım
-bilmem, başsağlığı diledim geldim
.ama evren gerçeğiyle yüz yüze şimdi
-doğrudur, herkes geçecek bu yoldan..
.ama o mutlu bir an yaşamadan öldü..
-ne farkeder öyle ya da böyle...

sonra........

..... amca ölmüş ne acı hem de hiç mutlu olmamıştı..
-yarın uyumalıyım, çok yorgunum...
.ama........


gereksiz adam

3 Nisan 2010

OYUNCU(LAR)

hep aynı filmde oynuyoruz, rollerimiz bazen ayrı...

işte, o da kavgalı her şeyle,
öteki de aşık,
ben oynuyordum daha geçenlerde o rolü.
yok ama benimki daha dayanılması zor, daha boktandı...

-ya ya

hem sıradan, hem aynı yaşamlar.

len ne kadar çok kandırılıyoruz..

rejisör!

ben şu arkadaşın oynadığı rolü oynamam.. bir de yönetmene söyleyin ışığın açısını düzgün ayarlasın, yüzüm karanlık çıkıyor....


gereksiz adam

KOLTUĞUNDAN KALKTI, TELEVİZYONU......

Koltuğundan kalktı, televizyonu açtı. Acayip ilişkilerin boy gösterdiği dizileri bir çırpıda geçti, bir dizide takıldı kaldı. İnsani söylemleri hoşuna gitti fakat sonunda onun da aynılaştığını anladı. Çoğunluğunun, anayasanın neden ve nasıl değişmesi gerektiğini dahi bilmediği topluma hitaben yapılan ve kişisel kavgalara dönüşen programlara biraz baktı.

Neydi HSYK ya da anayasa mahkemesinin içeriği?
Dünya neydi?
Bu kadar kavgaya ne gerek vardı?
Az zaman sonra her şey bitmeyecek miydi?
Neden di bu tek tipleştirme, kurallar koyma?

Ve ortada sadece iki görüş vardı, o da taraf olmalı(mı)ydı.

Gecenin bir vakti uğultuya dönüşen tv sesi midesini bulandırdı. Hiçbir zaman adam olmayacak sevdaların peşine düşmeye ne gerek vardı...

(bi ara virgülü sevdi, nasıl da her yere yaraşıyor, her isteği yerine getiriyordu. Oysa nokta öyle değildi ya da soru işareti, onlar kesindi, onlar her yere uymazdı.)

Zaten ışıkları kapalı, gece de epey ilerlemişti. Gün boyu sıkıldığı uğultulardan, en azından bu saatte kurtulmalıydı. Radyoyu açtı, damar bir şarkı buldu (kır çiçeği) camı açtı, bir sigara yaktı, derenin sesinde huzuru aradı. Keyifsiz değildi, sigara-şarkı-dere sesi üçlemesi daha da rahatlattı kalbini. Günlerden cumaydı, aldırmadı 12:00' ı geçip cumartesiye bulaştığına günün, günlerden cumaydı.. Erken kalmayacaktı, onun için de erken yatmadığını düşününce daha da mutlu oldu. ama şimdi yatmalıydı....

Ve son dumanı çekti sigarasından; şarkısı da bitmişti zaten.. camı kapattı ve bilgisayarın başına oturdu...

....

Koltuğundan kalktı, televizyonu..............


gereksiz adam


2 Nisan 2010

SOKAK KADINI

yarı çıplak,
açıkta kalmış memeleri.
alkolden sağa sola çarpan bacakları
yüzünü saklayan fosforlu makyajı
kadehi,
sigarası,
yalnızlığı...

sokak kadını! gibi
hafif meşrep
sakladığı ahlakı,
acısı,
açlığı,
açıklığı....

yarı çıplak,
hafif meşrep,
sokak kadını,
VE AHLAK BEKÇİLİĞİ...


gereksiz adam