15 Ocak 2011

SÜREKLİ KONUŞUP, HEP SUSUYORDU

Saçı kısa, aklı muamma cinsiyetsiz.
Güneşe bakan camın, sahte çiçeği.
Albenisi, güzelliği ve bütün sahteliğiyle
Soğuk, kibirli ve yalnız eski kaldırım çiçeği..

Sonrası yok, şuurun sorgulanmadığı zamanlarda üşüşen bu kelimelerin. Sabahtan beri, sabit olmayan aralıklarla aklıma düşen ilk cümlenin, zorla çekip ancak bu kadarını çıkartabildiği bir dörtlük. 

Günlerden cumartesiydi. Uzun zaman sonra evinin önündeki elektrik direğine takılan sokak lambası, gece bahçesine bahar havası verse de eski zamanları yakalayamıyordu. Son zamanlarda ki en büyük keyfi; sigarasını bu manzara karşısında içmekti. 
Ve hep şikayetçiydi;

Suskunum
Çok konuşuyorum
Mutsuzum
Çok mutluyum
Neden mutluyum?
Neden mutsuzum?

Baharın kendisi de gelse değişmeyeceğini bile bile, son zamanlarda ki en büyük keyfi; sahte bahar manzarasına karşı sigarasını içmekti. Sonrası alabildiğine konuşup, çok suskun hissediyordu kendini. Sonra eski hayalleri de yoktu, başka şehirlere gitmeyi istemez oldu çok zamandır. İçinde bulunduğu hali bilmiyordu ki beğenisi hakkında yorum yapıp, çıkış yolu arasın. 


Öyleydi işte; sürekli konuşup, hep susuyordu önceki yazısında ki gibi...

gereksiz adam

9 yorum:

  1. Sürekli konuşurken hep susmak... Başkalarından gizlenilesi bir yalnızlık gibi midir? en çok kendiyle konuşulan zamanlarda mı yalnızdır insan... Bunları sordum kendi kendime...

    YanıtlaSil
  2. Sürekli konuşurken, susmayı istemek, sonra susarken konuşmayı istemek ve bu arada susmak aynı zamanda konuşmak; susmak ve konuşmak arası gelip gitmek ama beynin devamlı konuşması arada "sus yahu" demek; bildiğim şeyler gereksiz...(Yazdıklarım bile bana çılgınca geldi)

    YanıtlaSil
  3. çünkü günlerden cumartesiydi ve o pazarı hiç sevmiyordu. belki bunun için çok konuşuyor ve hep susuyordu... konuşunca çalışan tükürük bezleri kuruluk yapardı, bir bardak su, susuzluğunu giderirdi, ama o, o kadar çok konuşuyordu ki, susadığını bile fark etmiyordu. ;)

    güzel olacak bu pazar gereksizim. kalk da bir bardak su iç, gider susuzluğunu... yoksa çok konuşur, hep susarsın...

    YanıtlaSil
  4. Sürekli konuşup hep susanlardanım ben de.

    YanıtlaSil
  5. Bende sürekli konuşup hep susanlardanım.

    YanıtlaSil
  6. Yorum penceresi açıldığında, gözüme uzandi şiir bir ke daha.. Tam şimdi diyordu.. Tam sırası..

    "Gün gidiyor limoni, bana kalsa da nezle
    Sümüklü deniziyle, bulut mendilleriyle
    Hapşırdı hapşıracak burnu morarmış Kıble,
    Yaşıycağız demek ki bir eyyam daha böyle

    Dün gidiyor limoni, mükedder filleriyle "


    Gereksiz; neden bilmem, kendime en benzer bulduğum insansın şu blog dünyasında, o kadar ki; hani ben beni yazsam bunları mı yazardım.. Evet, belki biraz daha iç bayan ağdalı kelimelerle ,ama tam da bunları yazardım..


    Farkında mısın; ne çok konuştum yine... ya da ne çok..
    Neyse..

    YanıtlaSil
  7. teşekkürler arkadaşlar. elim gitmiyor hiçbir şeye. oturup tek tek yorumlara cevap yazmayı isterdim, hatta başka blogları okuyup yazılanlara yorum yapmayı. ama olmuyor işte bu aralar hiçbir haltı beceremiyorum. ve hatta bazı blogları okumayı çok da özledim ama onu da beceremiyorum şu ara...

    kusuruma bakmayın...

    YanıtlaSil
  8. Cemcim bende de oluyor aynı şeyler.umarım kendini daha iyi hissedersin.sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  9. @kamikaze

    çok teşekkürler arkadaşım, çok saol...

    YanıtlaSil