3 Eylül 2010

HALKÇILIK

Halkçılık;

Bir toplumda genellikle kaderin belirlediği, sosyo-ekonomik olarak üst düzeyde bulunan bir zümrenin, kendi iradeleriyle belirlediği kuralları, sanki kendisinden alt tabakada bulunan halkın fikriymiş gibi onlara dikta etmesi değil, var olan toplumsal gruplar arasında ki eşitliği sağlamak için o toplumun da katkılarıyla oluşturulmuş kavramlar bütünüdür.

Buradan yola çıkarak, benim fikrimmiş gibi oluşturulmuş, benle alakası olmayan yaşam şartlarını bana zorla uygulamaya çalışmanızdan sıkıldım.

-Tarlada çapa yapanların da, bir barda efkar dağıtanın da aynı huzur ve mutlulukla yaşamasını istemek bu kadar mı garip?

-Ve yine aynı iki insanın, bir kaç ortak payda da buluşmasını istemek bu kadar mı ürkütücü siz burjuva takımı için?

Siz bayım, üzerinizdeki ''çakma halkçı gömleğiniz'' fena sırıtmış bilesiniz.



gereksiz adam





2 yorum:

  1. Bu hayatta ve toplum içinde yaptığımız veya yapmadığımız her eylemin, sonuçları vardır ve bu sonuçlar bir şekilde toplumu etkiler. Sorumluluktan kaçamayız. Kader denen ucube ise sindirilmiş cehalettir. Halk denen olgu bütünlüğü ifade ettiğine göre halkçılık kastı içinde kendimizi ondan soyutlayamayız. Sadece öyle olduğunu sanırız. Fakat bizim seçimlerimiz, o bahsettiğin yoksul insanların yaşamlarında bir etkense ve sen buna hala inanmıyorsan, ne diyeyim ben sana Cem kardeşim, bir birada bardan abin için iç. Yarasın kardeşime.

    YanıtlaSil
  2. bizim (benim için onların belkide) seçimlerimizin o yoksul halk üzerinde etken olmasından sıkıldığımdan bahsediyorum zaten.

    Kader mi? gerçekten de ucube. Sabancı' nın oğlu olmakla köylü Osman' ın oğlu olmak kendi seçimlerimiz değil mi? ülkeyi yönetme gücünden yola çıkarsak, en halkçı sabancı' nın çocukları çıkar aramızdan...

    bira için teşekkürler, ramazan sonrası afiyetle içerim...

    YanıtlaSil