7 Şubat 2014

BUYRUN, İYİ CUMALAR!!

Hep bir şey, mesela ummadık zamanda çalan, darbuka ve keman alt yapılı, belki de arabesk sayılabilecek bi müzik;

''bilmesin o felek ne çektiğimi''   tadında...

Ve bi komedi filmi üstüne döşenmiş o ''orhan baba'' işkencesi...

Az önce ya da zamandan bağımsızlaşmış aklımın az öncesinde, yine akıl oyunlarımın kurduğu cümlelerle boğuşuyordum. En çok ''Çok öldüm ben'' diye başlayıp, her gün başlayan, sonra başka başka tesadüflerle yıkılan ümitlere bağladım ölüm sebeplerini... Ne kadar da çok ölmüştüm ben...

Sonra;

Hep bir şey, mesela ummadık zamanlarda karşına çıkan ve canını yaka yaka varlığını hissettiren hatıralar, çok zaman öncesinde öldürülmesi gereken ama ölmeyen bi dolu gerçek bir de...

Yatıp kalkıp tekrar edilen ''ne kadar da mutluyum'' sahte avuntu cümlesinden ve peşi sıra gelen bi dolu sahte ümitten, sonra yıkılan ümitten, sonra yine bi sabaha ''ne kadar da mutluyum'' sahteliğiyle başlayan günden...

En son bi yerlerde , ''bi gün geberip gittiğimde, müthiş bi mutsuzlukla, bi ömür mücadele ettiğimi herkes bilsin isterim'' demiştim, kendimi tekrar etmek istemem ama....  

Üstelik bi dolu maskeye rağmen...

Buyrun, iyi cumalar!!!

cem ben

4 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Eee ben bu yorumu neden cevapsız bırakmışsam artık. neyse bak 14 şubat itibariyle yaş oluyor 36, hoş gör artık :)) ( 14 şubatın altını özellikle çizdim bak, kutlayın ki ezikmiş hissine kapılmayayım :))

      Sil
  2. O maskeler akıl oyunlarını beraberinde getiriyor.İnsan çok ölüyor ama; çoktan ziyade bir kere ama belki de tam ölmek istiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir de çokça yaşamak isteyeni var ki bu bi tık daha acılı. Velhasıl, bi ucundan tuttuysan mutsuzluğun, devamı maalesef geliyor...

      Sil