20 Şubat 2014

BU KADAR

Adı muamma bi mahallenin 3. çıkmaz sokağında, solda dört katlı, kırmızı, boyası dökük o eski evin, bilinmez bi sakiniydi. Kendi halinde, haftanın nadir günlerinde, ezberini tekrar eden lise öğrencisi edasıyla ve dudaklarını oynatarak görüldüğü olurdu 3. sokağın köşesinde.

Adından önce, bi hüzünlü bakışı, bir de yalnızlığı vardı; sokağın başındaki yalnız adam...

Sabah mahmuru bazı bazı orta katın perdesini araladığı olurdu, en çok da gökyüzüne dalardı bakışları. Çok sevilir ya da hiç sevilmezdi, bunu bilmesi hiç mümkün olmadı...

Ve ölmeden hemen önce, titrek elleriyle, son sarma sigarasından bi fırt çekti ve biriktirdiği bütün anılarıyla, 3. sokağın sol başındaki, boyası dökük, kırmızı evinin dördüncü katından boşluğa bıraktı kendini; adından önce bi hüzünlü bakışı ve yalnızlığını bırakarak

Ve öldü...
Bu kadar..

cem ben 

9 yorum:

  1. Evet, rüyası bu kadar. Normalde düşerken uyanılır ama neyse.. :)
    Kimsenin seçimi bu olmamalı.. Hatta rüyalarda bile..
    Hayat güzeldir, yaşamaya değerdir gibi saçmalıklar yüzünden değil. İnancı gereği olmamalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, rüya olsa öyle olurdu belki...
      Ve kimseye bu hayat sunulmamalı...

      Sil
    2. Yani, sunuldu diye bu yapılan bir ceza mı, uyarı mı, ödül mü oluyor...

      Sil
    3. nedenleri de önemli bu durumda...

      Sil
    4. Ancak o zaman ne olduğuna karar verebiliriz.

      Sil
  2. çok defa kafamda kurduğum sahnelerdendir bu..
    sadece bu kadar ama..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çağın hastalığı mutsuzluk ve beraberinde gelen yalnızlık vs. Dolayısıyla çok kişinin ortak noktası..

      Sil
  3. Belki de çoğumuzun sonunun sedası bu.. Kendini bırakmadan önce sigaranın dumanını üfleyip bedenini kefen misali sarmasını dilerdim. Emeğine sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çoğumuz olmasa da, bi kitlenin bi çoğunun sonu belki de...

      Sil