Siyahın en koyu tonuydu ayrılık. Hiç utanmadan ve tek bi fotoğraf karesi bırakmadan gittiler dünyadan ölenler. cem ben..
13 Mayıs 2012
MAYISIN İKİNCİ HAFTASI
Bugün bütün yazılı ve görsel medya da bu gün kutlanacak. Birileri annesine mesajlar yazacak, ne bileyim çiçekler alacak, hediyeler verecek.
Ben hiç kutlamadım anneler gününü, anneme söylemedim böyle şeyler. Biz böyle yetişmedik, böyle günleri önemseyen ailelerden olmadık hiç. ama bir zaman sonra öğretilmeyen talepler gelmeye başladı; tepkisiz kaldım, kalıyorum. Başka olsaydı keşke bile demiyorum artık, bi standarta bağlanmış gidiyor bu gibi günler. Bazen acısını hissettiğim oluyor, bazı bozuk zamanlarımda başka hayatları özlüyorum, yok hayır özlemek değil tadını almadığın, bilmediğin bir şeyi özleyemezsin.. o zaman başka hayatlara özeniyorumdur en doğrusu, ama sonra geçiyor, burda, bu hayatta kalıyorum ( başka seçeneğim mi var?)..
Ve kimseyi suçlamıyorum, annemin bana olan sevgisinden de şüphem yok. Tek eksiğimiz başka kültürlerle yetiştiğimizdir ve hatta ait olduğun kültürle yetiştirdiğin ben, geçmişle olan kavgamı artık ait olmadığım kültürde kalan çocukluğuma bağlıyor olabilirim.. Neyse, bu günü de kavga meydanına çevirmeyeyim içimde şimdi..
Ben hayırsız evlat değilim, hayırsızsam kendime olduğu kadar hayırsızım.. Yani kendimden bıktığım zamanlar çok, bu halde kime ne hayrım dokunsun..
Neyse bu yıl vesile olsun blog, hep içimden kutladığım bu günü şimdi buraya yazarak daha nesnelleştireyim; birlerinin okuduğunu varsayarak..
Anneler gününüz kutlu olsun anne ve tüm anneler..
acıdan geçtim güzelleitim/10.09.2009
12 Mayıs 2012
EMİLY-EMİNE
Son zamanlarda Harvardlı Emily' nin, Harranlı Emine karşısında yaşadığı hayal kırıklığı çok üzüyor beni. Emine videoyu cart diye indirirken, Emily' nin uzun uzun beklemesi sizce de çok hazin değil mi?
Harranlı Emine bu ülkede yaşadığı için yatıp kalkıp şükrediyordur eminim. Çünkü işi kolay değil; töre cinayetlerine kurban olmaktan kurtulmuş o yaşa kadar, başlık parası sevdasıyla çocuk yaşta evlendirilmemiş, köylü toplanıp tecavüze yeltenmemiş ve en önemlisi istediği videoyu cart diye indirmiş.
Tabi bundan sonrasında da devam edecek macera ve Harranlı Emine hepsini alt edecek eminim. Koca dayağı, sosyal baskılar, iş yerinde tacizler v.s.
O değil de Harbiden Emily' nin bu ezikliği beni çok üzüyor.
Üstelik Harvard da neymiş, Türk üniversitelerinin karşısında, peh...
acıdan geçtim güzelleştim
Harranlı Emine bu ülkede yaşadığı için yatıp kalkıp şükrediyordur eminim. Çünkü işi kolay değil; töre cinayetlerine kurban olmaktan kurtulmuş o yaşa kadar, başlık parası sevdasıyla çocuk yaşta evlendirilmemiş, köylü toplanıp tecavüze yeltenmemiş ve en önemlisi istediği videoyu cart diye indirmiş.
Tabi bundan sonrasında da devam edecek macera ve Harranlı Emine hepsini alt edecek eminim. Koca dayağı, sosyal baskılar, iş yerinde tacizler v.s.
O değil de Harbiden Emily' nin bu ezikliği beni çok üzüyor.
Üstelik Harvard da neymiş, Türk üniversitelerinin karşısında, peh...
acıdan geçtim güzelleştim
11 Mayıs 2012
ŞİMDİ BELKİ...
Nasıl özlemişim, sana aşık olduğumu sandığım günleri. Aslında öyle de değildi, sana aşıkmışım gibi...
........
Kendime attığım bu kaçıncı yalandı bilsen ya da bilsem. Aşk değildi belki: kalçaların güzeldi, iyi sevişiyordun, göğüslerinde buluyordum şehveti ya da huzuru. Aşk değildi belki cinsellikti.
Ama mavi gömleğin vardı... Kaç mavi gömlekliye bela oldum senden sonra bilsen, bilmedin hiç. Çok bira şişeleri fırlattım peşinden otomobillerin, çok koştum hayalimin peşinden, çok küstüm sana, çok küstüm o günden sonra sana, bilemedin.
Arkamı dönüşüm kibirden değil, sana seni armağan etmek istememdendi. Arkamı dönüşüm belki de....
Şimdi belki mavi gömleğinle görsem seni, zamanın üstümüzde bıraktığı kiri yok sayar mıyız?
Şimdi belki mavi gömleğinle görsem seni, ahlakı yok sayıp sevişir miyiz?
İstediğim gibi olmuyor cümleler. Seni özlüyorum bazen akşamdan sabaha. Rüyalarıma giriyorsun. Sen olmuyorsun hep, bazen kuş oluyorsun, bazen gül oluyorsun, bazen başka bir beden oluyorsun, ama hep aynı özlemle bir başıma uyanıyorum sabaha. Seni çok özlüyorum, kaybettiğin onca şeyden sonra, beni hiç hatırlıyor musun kim bilir, bu çok önemli de değil ama istediğim gibi olmuyor cümleler, sana olan özlemimi anlatamıyorum sayfalara....
................
acıdan geçtim güzelleştim
CUMA+
cuma;
bir altın külçe
bi dolu ümit
yeni çıkmış bir sezen albümü
sıfır kilometre bir otomobil
bir bardak soğuk bira
hiç olmayacak bir vakitte karşılaşılan aşk
hafta içi sabah uykusu
uzun zaman sonra içilen bir sigara
bir anda akla düşen bir şiir
boş bir ev
süslü yalnızlık
.........
.....
...
.
gibi...
acıdan geçtim güzelleştim/15 ekim 2010
zaman: 23:16 
8 Mayıs 2012
ÖYLE İŞTE
Deyil, göyüs, yanlız, yalnış şeklinde devam eden yanlış yazma tekniğine sahip insanın bakışıyla bakmak istiyorum dünyaya. Belli ki ilave bir madde ya da durum olmadan çakırkeyf devam ediyorlar hayata. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni değilim, Türk Dil Kurumunda çalışan bi bilim insanı değilim, zaten dilime o kadar hakim de değilim ama en azından değil' in deyil olmadığını biliyorum ve bu beni mutsuz ediyor. Velhasıl bilmek istemiyorum. Duymak, öğrenmek istemiyorum ki zaten çok bildiğim de yok, sadece az bildiğimden bile yoruluyorum.
Bi boşluk var üzerimde: bi yorgunluk, bi halsizlik olur da boşluk neden olmasın, oluyormuş işte. İlk haberi "futbol", ikinci haberi "başkanlık sistemi" olan ana haber bültenlerine sahip bir ülkede yaşamanın yorgunluğu mu dersin, kararsızlıklarının kurbanı mı dersin, hadi ordan ne kurbanı mı dersin bilmiyorum. Belki de susarsın, orası da muamma. Ha geçen İzmir' de adını unuttuğum bir yiyecek bayramında yine birbirini eziyordu insanlar. off offf...
Sonra yeni bir dizi fragmanı dönüyor televizyon kanallarının birinde. İki yaka 4 İsmail diyesim geldi ama iki yaka 1 İsmail dizinin adı. Türkiye' de malum bir yaka 2 İsmail olması pek kabul görmez. Hoş çok şey değişti, artık ferahladık, genişledik, rahatladık ülkece, her an her şey olabilir. Neyse efendim Erdal Özyağcılar' ı sevmem, dizinin formatını sevmedim, dizideki isimleri sevmedim: Hacer ve Kallopi ( Hacer ismini sevmemek değil, dizi de Hacer ismini sevmemek benimki), "Rastgele Ali kaptan rastgele" repliğini, orada yırtınan İsmail' i, dizide ki kayığı, denizi, kamerayı hiçbir şeyi sevmedim hatta nefret oldu nedense. Ama dizinin çok izleneceğini de biliyorum. Biz severiz böyle aldatmaları, ihanetleri, yalanı, dolanı. Hoş dizi de izlemem ben, sadece belgesel..:) (komedi dizisinden başka dizi izlemediğim gerçektir.)
Öyle işte...
Yalnızlık hastalığına tutulmuş ve kendini tedavi edemeyen, asosyal bir zat-ı muhterem olarak, denizi ve denize girenleri seyretmenin acısı da mevcut tabi kelimelerimde, kusuruma bakmayınız...
acıdan geçtim güzelleştim
Bi boşluk var üzerimde: bi yorgunluk, bi halsizlik olur da boşluk neden olmasın, oluyormuş işte. İlk haberi "futbol", ikinci haberi "başkanlık sistemi" olan ana haber bültenlerine sahip bir ülkede yaşamanın yorgunluğu mu dersin, kararsızlıklarının kurbanı mı dersin, hadi ordan ne kurbanı mı dersin bilmiyorum. Belki de susarsın, orası da muamma. Ha geçen İzmir' de adını unuttuğum bir yiyecek bayramında yine birbirini eziyordu insanlar. off offf...
Sonra yeni bir dizi fragmanı dönüyor televizyon kanallarının birinde. İki yaka 4 İsmail diyesim geldi ama iki yaka 1 İsmail dizinin adı. Türkiye' de malum bir yaka 2 İsmail olması pek kabul görmez. Hoş çok şey değişti, artık ferahladık, genişledik, rahatladık ülkece, her an her şey olabilir. Neyse efendim Erdal Özyağcılar' ı sevmem, dizinin formatını sevmedim, dizideki isimleri sevmedim: Hacer ve Kallopi ( Hacer ismini sevmemek değil, dizi de Hacer ismini sevmemek benimki), "Rastgele Ali kaptan rastgele" repliğini, orada yırtınan İsmail' i, dizide ki kayığı, denizi, kamerayı hiçbir şeyi sevmedim hatta nefret oldu nedense. Ama dizinin çok izleneceğini de biliyorum. Biz severiz böyle aldatmaları, ihanetleri, yalanı, dolanı. Hoş dizi de izlemem ben, sadece belgesel..:) (komedi dizisinden başka dizi izlemediğim gerçektir.)
Öyle işte...
Yalnızlık hastalığına tutulmuş ve kendini tedavi edemeyen, asosyal bir zat-ı muhterem olarak, denizi ve denize girenleri seyretmenin acısı da mevcut tabi kelimelerimde, kusuruma bakmayınız...
acıdan geçtim güzelleştim
7 Mayıs 2012
!
Futboldan başka söyleyecek sözü olmayan insanlar var. Ne özendirici bir boşluk!
acıden geçtim güzelleştim
6 Mayıs 2012
HIDIRELLEZ
Bi lastik yakıp üzerinden atlasam yanmadan ya da bir kağıda çizsem huzurlu bir hayat resmi ve bir gül ağacının dibine gömsem, huzuru yakalar mıyım?
Öyle diyor kültürle olağanlaştırdığımız ananeler. Hıdrellezden bir gün önce güneş batmadan yapmalıyım bunları. Çünkü bu sefer daha çok umuda ihtiyacım var, belki de herkes kadar çok. Ama ateştin düştüğü yeri yaktığı kadar gerçek, bireysel sıkıntılarımızın ''en önemli'' olması.. Onun için önce ben diyorum, egoistliğimden değil yani....
Sezen' e inat bana ağlayabilirsin hıdırellez, ben bütün olgunluğumla karşılamaya hazırım seni.
Ve;
cümleler sizden özür diliyorum, hep aynı kelimelerle buluşturduğum için sizi..
05 Mayıs 2009 / acıdan geçtim güzelleştim
Öyle diyor kültürle olağanlaştırdığımız ananeler. Hıdrellezden bir gün önce güneş batmadan yapmalıyım bunları. Çünkü bu sefer daha çok umuda ihtiyacım var, belki de herkes kadar çok. Ama ateştin düştüğü yeri yaktığı kadar gerçek, bireysel sıkıntılarımızın ''en önemli'' olması.. Onun için önce ben diyorum, egoistliğimden değil yani....
Sezen' e inat bana ağlayabilirsin hıdırellez, ben bütün olgunluğumla karşılamaya hazırım seni.
Ve;
cümleler sizden özür diliyorum, hep aynı kelimelerle buluşturduğum için sizi..
05 Mayıs 2009 / acıdan geçtim güzelleştim
HİŞŞŞŞ
Hişşşşşşş!
bozma sessizliği
Hayatımın cümlesi kapıda,
Yan komşu uykuda.
Gece dolunay,
biraz sis,
is,
ve sessiz...
Hişşşşşşş
acıdan geçtim güzelleştim
BEN
BEN
4 Mayıs 2012
"Bir Sessizlik mi var masada ne?" diye başlıyor...
Bi sessizlik mi var masada ne? Şimdi avazım çıktığı kadar "klavyem sizi etkiliyor mu sevgılılerim?" diye bağırsam, bana da güler misiniz? Sonra rol arkadaşlarımla boy gösteririz ödül törenlerinde; kimimiz kot pantolon üstü papyon, kimimiz derin yırtmaçlı ve göğüs dekolteli kırmızı elbiseler, kimimiz çıplak, kimimiz ruhsuz, kimimiz karaktersiz....
Cuma günleri olmayacak bir derin dekolte var üzerimde. Sanki aklımın ve popomün bir yanı açıkta kalmış da utancımdan sessizliğe gömülmüşüm gibi. Sonra hala bıraktığınız yerde kararsızlıklarım, nerde tuttuysanız artık. Evet yahu, yeniden yollara düşesim var da, hangi yolu seçeyim onu bilemedim. Küçük bir karadeniz kasabası, küçük bir karadeniz kasabası, vuuuuu çok etkileyici...
offf, poofff, tırt....
Ve insan 33-34 yaşından sonra can yoldaşı yalnızlığına düşman olmaya başlıyor. Devamında başka birilerinin hayatlarına dalıyor ya da birini tutup çekiyor hayatına. Öyle oluyor herhalde, gözlem bu. Lakin ben de var bi acayiplik, na yalnızlığımdan geçiyorum, ne kalabalığı seçiyorum ( ooo kafiyemi ısırırım ben.:)).
Ayrıca beynimi patlatma riski içine girmeden hapşırmayı öğrenmiş olmanın sevinci, durmadan sakız çiğneyen ve ağzından acayip sesler çıkartan adamın siniri, cuma gününün yok cuma günü, ben, klavye, dağ, deniz, o, bu, şu...
Bıkkınım, kızgınım bıkkınlığıma, "çekip gidesim geliyor" tarzı ergen bunalımları taşıyorum şuan bünyemde, bünyemi öpesim geliyor da uzanamıyorum. "yakar geçerim" gibi sıradan söz ve bestesi olan bir şarkının yılın bi sürü bir şeyi olmasına bile kızabiliyorum bu karmaşada ve klasiktir adıma; Sezen aksu dinliyorum ( El Gibi ) .
iyi tatiller...
acıdan geçtim güzelleştim
Cuma günleri olmayacak bir derin dekolte var üzerimde. Sanki aklımın ve popomün bir yanı açıkta kalmış da utancımdan sessizliğe gömülmüşüm gibi. Sonra hala bıraktığınız yerde kararsızlıklarım, nerde tuttuysanız artık. Evet yahu, yeniden yollara düşesim var da, hangi yolu seçeyim onu bilemedim. Küçük bir karadeniz kasabası, küçük bir karadeniz kasabası, vuuuuu çok etkileyici...
offf, poofff, tırt....
Ve insan 33-34 yaşından sonra can yoldaşı yalnızlığına düşman olmaya başlıyor. Devamında başka birilerinin hayatlarına dalıyor ya da birini tutup çekiyor hayatına. Öyle oluyor herhalde, gözlem bu. Lakin ben de var bi acayiplik, na yalnızlığımdan geçiyorum, ne kalabalığı seçiyorum ( ooo kafiyemi ısırırım ben.:)).
Ayrıca beynimi patlatma riski içine girmeden hapşırmayı öğrenmiş olmanın sevinci, durmadan sakız çiğneyen ve ağzından acayip sesler çıkartan adamın siniri, cuma gününün yok cuma günü, ben, klavye, dağ, deniz, o, bu, şu...
Bıkkınım, kızgınım bıkkınlığıma, "çekip gidesim geliyor" tarzı ergen bunalımları taşıyorum şuan bünyemde, bünyemi öpesim geliyor da uzanamıyorum. "yakar geçerim" gibi sıradan söz ve bestesi olan bir şarkının yılın bi sürü bir şeyi olmasına bile kızabiliyorum bu karmaşada ve klasiktir adıma; Sezen aksu dinliyorum ( El Gibi ) .
iyi tatiller...
acıdan geçtim güzelleştim
1 Mayıs 2012
GİY ULAN TULUMLARI
Bir banka sahibinin işçi bayramını kutlaması kadar ilginçtir futbol takım taraftarlarının formalarıyla İşçi Bayramını kutlaması. Üstelik onların kutladığı bayram alanını temizleyen çöpçüleri görünce, aklım içinden çıkması hayli güç bir labirent gibi oluyor adeta.
buyrun...
Ben kutlamıyorum işçi bayramınızı, neticede yılbaşı gecesi gördüğüm manzaradan bir farkı kalmamış günün. Halay çeken belediye çalışanları da olmasa ''2013 ne çabuk geldi!'' diyecektim. Böyle başladı akşam haberleri; işçi bayramını formalarıyla kutlayan takım taraftarları, halay çeken belediye çalışanları, kendinden geçmiş cam çerçeve kıran maskeli kişiler v.s.
öyle işte...
ha 4 büyüklerde oynayan bir futbolcunun ortalama aylık geliri ne kadardır acaba?
-işçi bayramını mı kutluyorduk!
buyrun...
acıdan geçtim güzelleştim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)