Kapı arkasına sıkıştırdım ben hayallerimi ya da anahtarsız bi sandığa, bilmiyorum. Tabiri de caizdir mutsuzluğumun ve dahi ulu orta bağırır sözlerim duyana.
Ahmet Kaya çalar dur durak bilmeden ve hep aynı soru yükselir karanlıktan karanlığı; niye böyle anne?
Ve aynı tonda çaldıkça o şarkı, bütün şehrin hoparlörlerinden farklı anons yükselir sanki ve bi kum fırtınasına yakalanmış çöl gibi kalakalır aklım. Yetişiiiinnn!!! kalabalıkta kayboluyorum...
Utanmasam, inandıklarıma ters olmasa, korkmasam cehenneminin ateşinden yaradana küseceğim, umudumu keseceğim olan bitenden...
Ve aynı tonda yükseldikçe o şarkı, aynı kaldırımlarda sürüyorum ayaklarımı ve bütün çakıl taşları, kaldırım kenarı tezgâh malları, alalade çiçekler, kasap önü kediler, ayak uçlarım, yanımdan geçenler, kadınlar, erkekler, hepsinde aynı çıkmazı görüyor gözlerim, ve bekliyorum bilinmezi, unutulmuşu, unutulmaya çalışılanı...
Belediye anons geçiyor sanki "mutsuzlar şehri terk etsin" ve alnıma kazınmış mutsuzluğuma küfrediyor bi grup kalabalık, anonsa dem vurup siktiri çekiyorlar peşi sıra. Adım attıkça yerimde sayıyorum, bütün küfürler bitene kadar; adım attıkça yerimde sayıyorum...
Ahmet Kaya çalıyor dur durak bilmeden ve hep aynı soru yükseliyor kapı arkasına sıkıştırdığım hayallerimden; niye böyle anne?
cem ben, nerden bileceksiniz...
Siyahın en koyu tonuydu ayrılık. Hiç utanmadan ve tek bi fotoğraf karesi bırakmadan gittiler dünyadan ölenler. cem ben..
15 Mayıs 2013
13 Mayıs 2013
KARADENİZ SARHOŞU
Bi fırt bulut çektim ciğerime,
tutmayın beni karadeniz sarhoşuyum bugün.
cem ben, günlerden bulut
8 Mayıs 2013
YA SONRA
Sonra..
Bütün çaresiz zamanlarda olduğu gibi "sonra" diye başladı hikâye. "Unuttum" dedi mahzun ve mahçup, gözleri yerde, yarı kapalı, ağlamaklı...
ve titrek sesi ile...
Geçen yaz düzenlediği, bu bahar iç çeke çeke seyrettiği, evin sağ yanındaki çiçek bahçesindeydi. Aslında yalnızdı, aslında kalabalıktı, aslında "Unuttum" demişti ve bitmişti hikâye...
Ve uzun zaman olmuştu şiir yazmayalı, Orhan Veli okumayalı da... Önceki gün düşmüştü aklına, ve yine;
Bakakalmıştı giden geminin ardından
Atamamıştı kendini denize dünya güzeldi
Serde erkeklik vardı ya hani, ağlayamamıştı*
Sonra..
Bütün çaresiz zamanlarda olduğu gibi bitti hikâye. "Unuttum" söylemine kendi bile inanmadı
ve mahzun, ve mahçup
hatta hikayesiz,
hatta
..
Sonra...
cem ben, ya sonra
(*Orhan Veli Kanık, Ayrılış )
6 Mayıs 2013
ŞEKİLSİZ
Şehre ne bir film gelmişti ne de güzel bir orman olmuştu yazılarda. Kemal Burkay yazdığında ve Arto Tunçboyacıyan şarkılaştırıp, Sezen albümüne okuduğunda, okurken vs zamanlarda bilmezdiler ve bilemediler de;
Şimdi, fotoğraf makinem yokken, martıları deniz kıyısı kayalıklarda huzurla yakaladığımda, yandaki çay ocağında avaz avaz gülümse diye bağırdığında Sezen, aklıma geçmiş zamanlar düşmüşken...
Gençken, karmakarışık saçlarım alnıma düşmüşken, ilk aşkı tattmışken ve acının dibine vurmuşkan, sabahın körü, muamma bi şehrin kirli deresine karşı kadehimi kaldırırken ve deresini biraz daha kirletmişken...
Çocukken, demir kapı arkasındaki hayatları tanımamışken, martılar yokken, denizi görmemişken, o büyük erik ağacının altında ve yan komşuya karşı utanma duygumdan sıyrılamamışken ve bi baba tokadı yememişken olur olmaz...
Doğmamışken.........
İmkansız umudun şekillendirdiği bi hayat okudunuz...
cem ben, alabildiğine şekilsiz
Şimdi, fotoğraf makinem yokken, martıları deniz kıyısı kayalıklarda huzurla yakaladığımda, yandaki çay ocağında avaz avaz gülümse diye bağırdığında Sezen, aklıma geçmiş zamanlar düşmüşken...
Gençken, karmakarışık saçlarım alnıma düşmüşken, ilk aşkı tattmışken ve acının dibine vurmuşkan, sabahın körü, muamma bi şehrin kirli deresine karşı kadehimi kaldırırken ve deresini biraz daha kirletmişken...
Çocukken, demir kapı arkasındaki hayatları tanımamışken, martılar yokken, denizi görmemişken, o büyük erik ağacının altında ve yan komşuya karşı utanma duygumdan sıyrılamamışken ve bi baba tokadı yememişken olur olmaz...
Doğmamışken.........
İmkansız umudun şekillendirdiği bi hayat okudunuz...
cem ben, alabildiğine şekilsiz
3 Mayıs 2013
NAPÇAN BE ÇOCUĞUM DÜZENE UYACAN, MECBUUUR
Mevsim olmuş neredeyse yaz, ağaçlarda çiçekler yerini yapraklara bırakmış ve arılar ve arılar vız vız vız arılar vız vız vız diye çalışmışlar. Castın Biğbır gelmiş ülkeme, sürünmüş yağı çıkmış meydane, yeni yetmeler bi akıl tutulmasıyla, iradesini bırakmışlar hare hare, pare pare.
Bak üstteki cümleleri alt alta yazarım, bi oynak alt yapıyla Tarkan şarkısı yapar castın biğbır' a okuturum, dünyada patlar o şarkı, öyle ki yani.
Dün tivitıra "Zamanında evlensem castın biğbır hayranı bi kızım olabilirdi, iyi ki evlenmemişim" diye bi tivıt atmışım, nasıl göğsüm kabarmış, kendimle gurur duymuşum. Heytt bee nasıl entelektüelim, nasıl kültürlüyüm, nasıl doluyum, oyum, oylum oylum selvi boyluyum.... taaa ki "burda fener maçı var, adam burç yorumu tivitliyor a...." şeklinde ve kim tarafından atıldığını hatırlamadığım bi tivitle karşılaşıncaya kadar. Adamda nasıl bi akıl tutulması varsa, futbolun fallardan-burçlardan daha mühim bir şey olduğuna kanaat getirip, futbol değilde burçla ilgili tivit atana küfretme hakkını kendinde bulmuş. ne güzel memleket değil mi?
Ha bir de, "adamın adının önünde T.C. yazıyor adam Benfika' yı destekliyor a......" diye bir tivit var ki sorma gitsin. Bu ülkeye olan sevgiyi Fenerbahçe ( ya da başka bir futbol takımı)' ye indirgemek ve karşıdakini vatan haini ilan etmek kimin ne haddine yahu. Castın Biğbır' la aynı gün konser verecek olan İsmail YK konserine gitmeyen kişiyi vatan haini ilan etmek kadar vahim. Hoş biz alıştık artık yerli yersiz hain ya da vatanseverler ilan etmeye...
Ayrıca seslendirdiği reklamlarda, programlarında sürekli eleştirdiği adamın (castın Biğbır ) konserine bilmem kaç beleş bilet hediye eden ve gençleri konsere davet eden adamın ( Okan Bayulgen) başına gelen de olsa olsa Allah' ın sopasıdır. ha bi ihtimalde hayatın insana, "çok konuşma adamım, para insana istemediğin şeyler yaptırabilir." uyarısı da olabilir. Allah sonumuzu benzetmesin.
Velhasıl sevgili dostlar, günlerden cuma ama bi haftadır doğru düzgün uyuyamayan, "huzursuz bacak sendromu" hastalığı hortlayan, mız mız mı desem, mıy mıy mı desem ne desem bilemediğim bi halde olağan işlerini yürüten, yürütmeye çalışan, durmadan esneme isteği olan, hebele hübele dan dan dan... neyse ben marul alayım bari, akşam salata yapar yerim.
cem ben, naapçan be çocuğum düzene uyacan, mecbuuuurr ( vasfiye teyzeyi es geçersem ülkeden kovulurum diye korkuyordum)
Bak üstteki cümleleri alt alta yazarım, bi oynak alt yapıyla Tarkan şarkısı yapar castın biğbır' a okuturum, dünyada patlar o şarkı, öyle ki yani.
Dün tivitıra "Zamanında evlensem castın biğbır hayranı bi kızım olabilirdi, iyi ki evlenmemişim" diye bi tivıt atmışım, nasıl göğsüm kabarmış, kendimle gurur duymuşum. Heytt bee nasıl entelektüelim, nasıl kültürlüyüm, nasıl doluyum, oyum, oylum oylum selvi boyluyum.... taaa ki "burda fener maçı var, adam burç yorumu tivitliyor a...." şeklinde ve kim tarafından atıldığını hatırlamadığım bi tivitle karşılaşıncaya kadar. Adamda nasıl bi akıl tutulması varsa, futbolun fallardan-burçlardan daha mühim bir şey olduğuna kanaat getirip, futbol değilde burçla ilgili tivit atana küfretme hakkını kendinde bulmuş. ne güzel memleket değil mi?
Ha bir de, "adamın adının önünde T.C. yazıyor adam Benfika' yı destekliyor a......" diye bir tivit var ki sorma gitsin. Bu ülkeye olan sevgiyi Fenerbahçe ( ya da başka bir futbol takımı)' ye indirgemek ve karşıdakini vatan haini ilan etmek kimin ne haddine yahu. Castın Biğbır' la aynı gün konser verecek olan İsmail YK konserine gitmeyen kişiyi vatan haini ilan etmek kadar vahim. Hoş biz alıştık artık yerli yersiz hain ya da vatanseverler ilan etmeye...
Ayrıca seslendirdiği reklamlarda, programlarında sürekli eleştirdiği adamın (castın Biğbır ) konserine bilmem kaç beleş bilet hediye eden ve gençleri konsere davet eden adamın ( Okan Bayulgen) başına gelen de olsa olsa Allah' ın sopasıdır. ha bi ihtimalde hayatın insana, "çok konuşma adamım, para insana istemediğin şeyler yaptırabilir." uyarısı da olabilir. Allah sonumuzu benzetmesin.
Velhasıl sevgili dostlar, günlerden cuma ama bi haftadır doğru düzgün uyuyamayan, "huzursuz bacak sendromu" hastalığı hortlayan, mız mız mı desem, mıy mıy mı desem ne desem bilemediğim bi halde olağan işlerini yürüten, yürütmeye çalışan, durmadan esneme isteği olan, hebele hübele dan dan dan... neyse ben marul alayım bari, akşam salata yapar yerim.
cem ben, naapçan be çocuğum düzene uyacan, mecbuuuurr ( vasfiye teyzeyi es geçersem ülkeden kovulurum diye korkuyordum)
30 Nisan 2013
GEREKSİZ CÜMLELER
-Olmazsa ben aşkı meleklerden çalayım.
-umudumuz, çocukları evlenmediği için evi terk eden 80' ler dizisindeki anne modelinin 80' lerde kalmış olmasından yana..
-bilen bilmeyen herkesin dilinde bi diyalog; ülkeler arası diyalog, partiler arası diyalog, kurumlar arası diyalog, insanlar arası diyalog.... zzztttt
-Doğma büyüme İstanbullu...
--hem doktor hem balerin olmak istediğini söyleyen 10-12 yaşlarındaki çocuk, kendilerine bağladığım bütün umudumu bitirdi. Bi garip bir şey oldu bunlar yaaa...
--alt ya da üst komşunun, 5 - 6 yaşlarında oldugunu tahmin ettiğim, gece 12 küsürde dahi uyumayan çocuğuyla olan şarkı söyleme seremonisi başladı. sanırım aman adanalı yı geçiyorlar.
-Geçecek diye bekliyoruz...
-Mayolu fotosunun altina "yazı özledim, gelsin artık" yazıp, facebook instagram vs de paylaşan bi insan modunda yaşamak istiyorum.
-Sürekli değişen bi ruh haliyle ve hiç susmayacakmışçasına bağıran bi insan sesiyle.... yaşamak bi güneş kırıntısı dudağında imiş...yersek
cem ben, gereksiz cümleler.
cem ben, gereksiz cümleler.
29 Nisan 2013
GÖLGE İNSAN
Renkli bi şehrin gölge insanı. Yüzsüz, gözsüz, duygusuz... Yüreği ağzında, eli kulağında, gözü kapıda. Ha geldi ha gelecek beklediği hayatlar ya işte o yalan...
Çimleri sararmış, çiçekleri solmuş bahçeli evin gölge sakini.
Şehir ne kadar aydınlık bu sabah, herkes gül yüzlü, herkes neşeli; kahkahalar, çığlıklar, mutluluklar efem. Karşı tepeden çekilebilecek en güzel fotoğraf bu ama bensiz, ne mutlu...
Her cümle birbirinden bağımsız olmalı, her cümlede biraz daha karanlığa gömülmeli bu akıl. Uğraşıyorum, çalışıyorum, didiniyorum. Ne olur uzatma elini...
Dün gece rüyamda;
hep uyudum, hep uyandım, hep algılamaya çalıştım, hep utandım, hep dışlandım..
Dün gece uyandığımda;
hep üzüldüm, hep hüzünlendim, hep sayıkladım,
sayıklamalar muamma.
....
Renkli bi şehrin, yüzsüz, gözsüz, duygusuz, gölge sakini umudunu kaybetmiş.
cem ben, gölge insan
26 Nisan 2013
TRAKTÖR LASTİĞİ
Heee evet, günlerden cuma. Daha az önce mutluluğumu, yandaki dar sokakta traktör lastiği yuvarlayarak kutladım. Bi çocukluğum, bu çocukluğum, hayallerine bubi tuzağı kurulmuş çocukluğum sorma gitsin. Dalmışım, kardeşimin tokmakla gözüme vurduğu fındık bahçesinde mi uyandım?
Yok yaaaaaa, hala traktör lastiği elimde, görmüyor musun?
Olmazsa fındık arası dikilmiş mısır bahçelerini çapalarız, büyütürüz, keser kulübe şeklinde dizeriz, sonra fındıkları toplarız, kabuğundan ayırırız ailecek. Yaparız abicim bunları hiç üşenmeden, traktör lastiği şöyle dursun, o sokakta tekerlek yuvarlayanlar da tam gözümün önünde. Eli işte gözü oynaşta misâli, bi mısır keser bi seyrederim çocukların çığlıklarını...
Eskiden evet, bütün bunlar eskiden, çocukluğumu ezen traktör lastiği döneminden ya da bi saniye bi saniye, traktör değildi o, ticari taksi....
ticari hayat, ticari hayal, ticariii.....
Eskiden evet, bütün bunlar eskiden. Bi bak yüzüme hiiiç leke kalmış mı o zamanlardan gözlerimde. Aman aman, çok dikkatli bakma, göz bebeklerimde yuvarlanan bi traktör lastiği gördüğünü sanırsın da, hepsi hayal onların.
Ha evet, günlerden cuma. Protein eksiğini tamamlamaya çalıştığım ve yan sokakta traktör lastiği ararken hayatımdan akııııp giden bir gün, görüyor musun?
cem ben, üzerinden çocukluğu geçen
Yok yaaaaaa, hala traktör lastiği elimde, görmüyor musun?
Olmazsa fındık arası dikilmiş mısır bahçelerini çapalarız, büyütürüz, keser kulübe şeklinde dizeriz, sonra fındıkları toplarız, kabuğundan ayırırız ailecek. Yaparız abicim bunları hiç üşenmeden, traktör lastiği şöyle dursun, o sokakta tekerlek yuvarlayanlar da tam gözümün önünde. Eli işte gözü oynaşta misâli, bi mısır keser bi seyrederim çocukların çığlıklarını...
Eskiden evet, bütün bunlar eskiden, çocukluğumu ezen traktör lastiği döneminden ya da bi saniye bi saniye, traktör değildi o, ticari taksi....
ticari hayat, ticari hayal, ticariii.....
Eskiden evet, bütün bunlar eskiden. Bi bak yüzüme hiiiç leke kalmış mı o zamanlardan gözlerimde. Aman aman, çok dikkatli bakma, göz bebeklerimde yuvarlanan bi traktör lastiği gördüğünü sanırsın da, hepsi hayal onların.
Ha evet, günlerden cuma. Protein eksiğini tamamlamaya çalıştığım ve yan sokakta traktör lastiği ararken hayatımdan akııııp giden bir gün, görüyor musun?
cem ben, üzerinden çocukluğu geçen
25 Nisan 2013
Bİ GİT YAAA
-Misal ben senin yollu olduğunu düşünüyorum. Bünyene bi 18 uygulanmış da, azı parsel çoğu yeşil alan ve yol olmuş ve halka arzedilmişsin çok belli. Bakınca fahişelik akıyor gözlerinden, nasıl yüzüne, gözüne, göbeğine kusasım geliyor bilsen.
-Burcu Güneş "Unutma Beni Çiçekleri" eşliğinde küfrediyorum sana. Öyle "pis" "manyak" gibi şımarık küfürlerde değil, bildiğin en kallavi, sülaleni de dahil ettiğim küfürler. Ayrımcılığı sevmem...
-Mübarek gün perşembe malum, ben yatıp kalkıp yüzüme vurması muhtemel aydınlık için dua ediyorum, küfürden arta kalan zamanlarda. Büyük günah biliyorum lakin, umudumu da kaybediyorum senden yana, beni affet...
-Sonra bu şehrin de laleleri soldu yavaş yavaş. Soldu-yavaş yavaş, bu ne uyum böyle. Âlâ...
-Neyse, halimiz budur... Selam eder büyüklerin ve küçüklerin göz ve ellerinden öperiz.
cem ben, bi git yaa....
-Burcu Güneş "Unutma Beni Çiçekleri" eşliğinde küfrediyorum sana. Öyle "pis" "manyak" gibi şımarık küfürlerde değil, bildiğin en kallavi, sülaleni de dahil ettiğim küfürler. Ayrımcılığı sevmem...
-Mübarek gün perşembe malum, ben yatıp kalkıp yüzüme vurması muhtemel aydınlık için dua ediyorum, küfürden arta kalan zamanlarda. Büyük günah biliyorum lakin, umudumu da kaybediyorum senden yana, beni affet...
-Sonra bu şehrin de laleleri soldu yavaş yavaş. Soldu-yavaş yavaş, bu ne uyum böyle. Âlâ...
-Neyse, halimiz budur... Selam eder büyüklerin ve küçüklerin göz ve ellerinden öperiz.
cem ben, bi git yaa....
24 Nisan 2013
MAŞALLAH
Hüznünü cebine saklamış da dolaşıyor sokak aralarında karşı mahalleden kahkahası duyulasıca, bir de edepsiiiiz... Bakınız güneş gözlüğünü de takmış, göz çevresindeki çizgileri de saklamış ve on yaş küçülmüş hayallerinde. Ohhh mis mis, baldırımı yiyesice...
Sokak aralarında, sıkış tepiş sokak aralarında dolaşıyor makinesiyle. Karadeniz soğuğunu vuruyor yüzüne yüzüne ve rüzgâr hızını biraz daha arttırsa, uçacak o dağın tepesine. Hooooppp, hüzünlerim vaaarrr, öpülesi hüzünlerim vaaarrr, efkârım vaaaaarrr, sssss.......
Zoom yapar çekerim ben aklınızı telaş etmeyiniz. Bi çırpıda paspasla silerim umutlarınızı. oooohhh yaz da geliyor elimde kocaman bi hıyar; bi dilim cildime bi dilim mideme pek faydalı ber-kemal...
Amaaann işin var gücün var ne bu cilekeş halin. Cınım belin kaşınmasın itaatkâr olsun aklın. Aç değilsin, açıkta kalanların zararsız. Barışamadın bi türlü şu hayatla be mecnun...
Sonra;
Maşallah..
Allah başka keder vermesin gece gündüz huzursuzmuş, mutsuzmuş ne alaka.
Maşallah
Allah başka keder vermesin bölük pörçük bakışları, oh pek âlâ...
cem ben, maşallah bana
Sokak aralarında, sıkış tepiş sokak aralarında dolaşıyor makinesiyle. Karadeniz soğuğunu vuruyor yüzüne yüzüne ve rüzgâr hızını biraz daha arttırsa, uçacak o dağın tepesine. Hooooppp, hüzünlerim vaaarrr, öpülesi hüzünlerim vaaarrr, efkârım vaaaaarrr, sssss.......
Zoom yapar çekerim ben aklınızı telaş etmeyiniz. Bi çırpıda paspasla silerim umutlarınızı. oooohhh yaz da geliyor elimde kocaman bi hıyar; bi dilim cildime bi dilim mideme pek faydalı ber-kemal...
Amaaann işin var gücün var ne bu cilekeş halin. Cınım belin kaşınmasın itaatkâr olsun aklın. Aç değilsin, açıkta kalanların zararsız. Barışamadın bi türlü şu hayatla be mecnun...
Sonra;
Maşallah..
Allah başka keder vermesin gece gündüz huzursuzmuş, mutsuzmuş ne alaka.
Maşallah
Allah başka keder vermesin bölük pörçük bakışları, oh pek âlâ...
cem ben, maşallah bana
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)