31 Mart 2013

TESPİT

Aşk; kaçan kadın kovalayan erkek şeklinden, kaçan erkek kovalayan kadın şekline geçtikten sonra bitti. Sanırım, kanımca...

cem ben, kendini imha eden notlar ( ortalama, 18 saat sonra)

30 Mart 2013

BİR DE KEK YAPSAYDIM...

Gece 03:00 sularında yatan, tatil olmasına rağmen 06:45 de kalkan, 2 gömlek ütüleyen, 1.5 saat spor yapan, 2 saat evi temizleyen, yağsız ve tuzsuz, lıght peynirle ve nane, karabiber baharatlarıyla 2 yumurta kırıp yiyen, bi bardak meyve suyu içen, duş sonrası yüzüne Ebru Şallı' nın erkekler için önerdiği maskeyi sürüp, cildi kuru olduğu için 15 dakika sonra temizleyen, yine de yüzü yanan, gündüz kremini süren ve hala yorgun olmayan biri duruyor karşınızda...

günaydın

işte o,

cem ben...

( kendini imha eden notlar )

29 Mart 2013

SAYFİYE

-ağır çekimle, heceleyerek değil ama usul usul okumanız tavsiye edilir. Böyle bitkinmiş gibi, üşeniyormuş gibi, uykudan yeni kalkmış gibi-

Karşımda duran denize dalmışım bi gör. Sırtımda bulutlardan sıyrılmış güneş ışığı, alnımda tepemde dolanan martının gölgesi. Gagasına yandığımın kevaşesi, buluta karışmış kanadının rengi, bir de detone çıkıyor sesin, yediğin balığa yazık...

Heeeyyy, solumda duran ve bi kısmının bakımı ve boyası yapılmış kayıklar. Kırmızı çizginize aldanıp derininizde seviştim bilinmezle. Salla küreklerini boşa ve hatta denize. Kayık da akar yolunu bulur, harika.

Bu oturduğum bank, biraz önce yağan yağmurun kurumayan damlalarını kurutan pantolonum. Kollarımı açmışım iki yana, sanırsın bi Can Yücel şiirine klip olacak fotoğrafım; Duru bi yeşildi ortalık, akşam güneşi kırılmış bi mızrak boyu, ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık, Ağlarda sanki dargın bi kılınç balığı...*

Dibimde dolaşan bu siyah kedi, elim kısa kestirdiğim saçımda, aklımda hayatıma nükseden uğursuzluklar. Ohhooo, çok zaman olmuş şansım döneli, kura çekilince bana çıkan güzelliklerin sayısı artmış, amenna. Getir yalnızlığım, dirseğinden öpeyim seni.

Karşımda duran Karadeniz' e dalmışım bi gör. Aslına rücu etmiş bi zamandır, dalgalı. Damlaları vurur yüzüme her dalga sonrası. Ah büyüdükçe rengi koyulaşan martı, ah solumdaki ayarsız kaldırım, ah o kaldırımın çantasını sürüye sürüye yürüyen makyajı akmış gülü....

ahhh bahar, çiçeklerini yüzüme döken bahar, üşüdükçe üstümüzü örten bahar; kuş sesi, dalga sesi, martı sesi, çiçek bahçeleri, ışıl ışıl sabahlar....  ah bahar...

cem ben, aklı fikri sayfiyede

---------------------------------------
*Can Yücel, Bi Damlacık şiirinden

28 Mart 2013

GİBİ

Hep aynı sahneyle "yeni yayın" butonuna bastığım gerçeğiyle ve buraya kadar olan kısımda öküz-tren ilişkisinde ki öküz rolüyle.....  hatta cümleyi tamamlayamayacak kadar anlaşılmaz bi akıl tutulması, hemen şimdi çaldı kapımı, ne şahane.

Sahne mi?

Bilirsin işte, belli alanları çiçek dikilmiş bi park, yeşil bi park. bi tarafında çocuk parkı bile var, hatta düşen çocuğun canı yanmasın diye zemine serilen o yeşil ya da kahverengi şey. Ne kadar suni, çimlerin yanında onları taklit etmenin ezikliğiyle; salıncak altı, kayak altı, tahteravelli altı... Bir şey itiraf edeyim mi? "tahteravelli" kelimesinin yazımı konusunda tereddüt hasıl oldu da googleye başvurdum; tahteravelli, tahtıravelli, tahteee.. eeee

Velahısal bayım

Bi patlama noktası varsa kelimelerimde (hay senin kelimelerine), üstelik "sebepsiz" yere yüreğine saldırdığımı düşünüyorsan aklımla, bil ki....

amaaaaannn...

Aynı parkın sol yanında olan, çakma şehirlerarası terminaldeki şehirden bağımsızmış imajı veren kıçı kırık dolmuşlara doğru yol alayım en iyisi.

Ğıaksaray ğıaksaray ğıaksaray....


cem ben "yürüyörüm dikenlerin üstüünden yaralıyam" gibi...

27 Mart 2013

ARKADAŞIM EŞEK DEĞİLMİŞ YA

Yarın, utanmadan sıkılmadan ''arkadaşım eş, arkadaşım şek, arkadaşım eşek'' tadında bir yazı yazarım diyordum, eş ve şek i birleştirip eşşek sonucuna ulaşmadan önce. Kırk yıllık Barış Manço şarkısı anlamını yitirdi bende. Arkadaşım e, arkadaşım şek arkadaşım eşek olarak düzeltilene kadar sözler, bu yazıyı yazmamaya karar verdim...

(kendini imha eden notlardandır kendileri, sonra kızmayın ''yorumumu sildi, aman uyuz herif, yanımda olsa beynini patlatsam falan demeyin. Duydunuz mu sayın Kahve telvesi ve Pabuc hanımlar :)

cem ben, tez zamanda bi eşekle arkadaş olasıca

HEP AYNI HİKÂYE

Aynı hikâyeyi yaşadım ben yine.
Aynı taş sokaktan geçtim misal, aynı şekilsiz merdivenlerden çıktım, arkamı dönüp objektifine poz vermeden. Aynı basamakta sendeledim, aynı rüzgâr vurdu yüzüme...

Bugün de yağmur var örneğin karadenizde. Bir de soğuk biraz, bilirsin geç soğuyup geç ısınır bu deniz, bir de hırçındır insanı gibi, bir de sevdi mi "ben" gibi sever; ölümüne... Bırakıp gitmez, en güzeli de bu belki de...

Nasıl başımı alıp gidesim var bugün, hatta bir zamandır öyle. Klişe gelmesin, hazırlıklara başladım bile. Evden eve nakliye şirketini aradım misal, yapmam gereken diğer şeyler için küçük bir araştırma ve hazırlık da yaptım. Ama denize yüzümü dönüp, soğuğunu yanaklarımda hissettiğimde ve yüzen iskeledeki martıları gördüğümde, hatta hafiften yeşeren dağlarını... Ama yine de, nasıl başımı alıp gidesim var bilsen....

Aynı hikâyeyi yazdım ben yine.
Aynı sokaklarda rastladım gözlerine, aynı fotoğraf karelerine yerleştirdim bizi de, bi türlü elini elime değdiremedim...
Aynı hayalde sendeledim vs.

Bugün de hüzün var karadenizde. Bir de yalnız biraz, bilirsin sevmeden hiçbir şey olmuyor işte.

Ve Sertab Erener' in "iyileşiyorum" şarkısının klibindeki gibiyim bu aralar; yer çekimine kafa tutuyorum.

cem ben, bıraktığın gibi ve bıraktığın kadar...

26 Mart 2013

ODUN


Sizin naliniz nal inandım, 
sizin atınız at inandım. 
Boyunuz uzun amenna, 
fotoğrafınız adam akıllı foto. 
Dumani da caba dumani da caba... 

Bütün odunlarla dövüşmüşüm 
yakıtımız ha olmus ha olmamış 
Odunlukta yitirmiş ormanda bulmuşum. 
Ama ormanlar şöyleymiş. 
Ormanlar şoyleymis odunlar boyleymis
Ormanlar şoyleymis odunlar boyleymis 
darar ram para ram para darar rara rarirara ra


(Sezen Aksu şarkısı, Turgut Uyar "Denge" şiirinden uyarlamadır)

cem ben, bu da kendini imha edecek notlardan

YALNIZ FOTOĞRAFLAR

Sıcak bi rüzgâr, bulutlar, karadeniz dağları, hafif yeşil, biraz kahverengi, sisli...

En son çektiğim kalabalık fotoğraf ve tarihi, Sezen Aksu ve Cem Adrian sonrası kevaşe bi canlı gibi düştü aklıma, ve hayat. En son içine düştüğü kalabalık, al al yanakları, titrek sesi ve elleri, kırışıklık önleyici bi dolu kozmetik ürününe bulanmış yüzü ve dudakları kremiyle parlamış bi adam! yanında, karnında, karşısında, içinde, dışında ve dahası...

Şehir gri, mart ayına has soğuk gecesinde yakılan kalorifer pisliğine bulanmış beyaz arabası, beyaz cd kapağının içinde ki hüzünlü şarkılar;

"seni bugün görmem lazım, şöyle biraz açılmam lazım..."

motoru ısınmasın boşver, sesini biraz daha aç müziğin, biraz daha ve gitar sesiyle sevişsin cesedin... Karadenizin yolları virajlı, dar, köstebek yuvası gibi, kalbi gibi, kalp gibi...

Kişiselleştirilmiş bi hayatın baş kahramanı var karşımda kahkahayla gülen, elini elimle kaldıran, ona baktıkça bana bakan ve hatta benle gülen, benle ağlayan, asimetriiik, ne kadar alkışlayası aynalar. Soyunup, asimetrik görseliyle sevişmeyi düşünecek kadar çok zaman öncede kalmış en son çektiği kalabalık fotoğraf. ve şuursuzca saldırıyor gölgelere, gölge olduklarını bilmeden...

Sağ elimle ya da sol elimle, yukarı doğru bakarak ve kolumu uzatarak, 333 demeden, bi kaşını kaldırmadan, aşkı düşünerek, giyinik, suçlu, suçsuz, kendine flaşı kapalı bi fotoğraf çekmenin arifesinde...

cem ben, en son çektiği kalabalık fotoğraftan bihaber...

25 Mart 2013

TENİNDE YANAĞIMI TERLETTİĞİM SEVGİLİ

..... örneğin cinsiyeti olmayan bi canlıyla seviştiğim de olmuştur, aklı baki, en azından sevişirken. Sonra kâbusuna yandığımın hayatı, öpe öpe doyamadığım yalnızlığım, bedenine muhtaç olduğum cinsiyetsiz, körpe bakışlı fahişe...

Aynı otobüs firmasında seyahat etmek... pardon, aynı otobüste çıplak kalmak gibisin hayatımda, adının baş harfini, yine aynı otobüsün camına hohlayıp yazdığım fahişe, korkma cama yazdığım "F" değildi, biliyorum hüvviyetini. Bi köpek gibi, pisleyip üstünü örtmek var bu hayatın da, bu hiç alakasız, silüetinden bağımsız, otobüsten, hohlamaktan ve hatta adından bağımsız, kişisel bir çıkmaz bu...

Yeni fotoğraflar çekebilmek adına yapılan girişimin başarısızlıkla sonuçlanması kadar hüzünlü bu yalancı güneş, nasıl ellerim üşüdü gömlek üstü yazlık ceketle, düşün ki kravatım bile kâr etmedi boğazlarımın üşümesine.

Sonra, aynı otobüste....

Çok manâsız bu kelimeler sen de biliyorsun. Sevişmekten kastım dünyevi açlığımız olmadı hiç ya da açlığımız hayvani bi dürtüden değildi diyelim. En çok, tenine yapışan yanağımın terlemesi gibi bizim seksolojimiz.

Nefes nefese kaldığımız günler de oldu, özellikle rüyalarımda otobüslerin tünellerde takılıp kaldığı zamanlarda. Ardım sıra gelen o süperstar makyajsız da güzeldi. Düşünsene, kapalı tünellerin açılmasını huzura yordum ben, makyajsız süperstarı da hayatın karşısında olduğum gibi durup, kendimi kabullendirmeye. Lütfen saçmalığımı mazur gör cinsiyetsiz canlı; bilirim aklın bâki, bana olan aşkın da... Hadi gel, yine teninde yanağımı terleteyim.

cem ben, nefes nefese.

21 Mart 2013

GERİSİ BOŞLUK

İleri doğru yürüyordu aklını kaybetmiş adam. Ruhunu geri ittikçe... Sahi, kim ya da ne tarafından dışlanıyordu bedeni, aklı, hayalleri, hisleri, hissettikleri.

Çok şükür, kapıyı kapatmayı öğrenmişti, daha az gürültülü çekip gidiyordu. Düşün ki hıçkırık sesleri bile kısılmiş, olan biteni içine çeke çeke terk ediyordu geçmişi.

Çok mülayım, bi önceki paragraftan bağımsız hayatı. Bi sus, küfretmeyi bırak... ya tut ırzına geç hayatın, ya kendini teslim et ne istiyorsa yapsın ya da bırak gitsin  ya da bırak git, ya da s. git, defol git, defolu git, aklını yere sere sere, delire delire git... adam kadın ya da neysen; git...

Çok mülayim, bir önceki paragrafta kaybetti bekâretini, cinsiyetsiz. Cins olduğu muhakkak, ahlaksızlığı bi ihtimal, ki yazılı kurallar sunmuşsa gerçeğini. Buyrun ya cins, ya ahlaksız ya da.... siniz bayım.

Bugün, toplumun yazdığı bütün paragraflara küfredebilir dengesiz ve hatta ön sevişmesiz son sevişmesiz bi cinsellik bie yaşayabilir nasıl olacaksa. Paragrafları yolda yakalayıp imha edebilir. Bugün, bütün şuursuzluğundan mütevellit....

oooffff

İki yüzlülük hep aynı tonda bulandırmış midesini, ki sokağa kusunca ahlâksız ilan edilmiş. Bi baksa ve görse şu topluluk irin akıyor yüzlerinden ve bozulmuş bi yumurtadan daha pis kokuyor tenleri. Bi gidin, bi yıkanın, bi arının, bi .....

cem ben, gerisi boşluk...