31 Ekim 2012

YOK BEN SABAHLARI POĞAÇA YEMEM

Güüüüünaaayyyyydııııııııııııııııınnnnnn  

Böyle sabah şekeri modunda başlamanın faydası olacağını umarak yaptım ben bu eylemi, üstüme gelme, hakaret etme, içinden sövme arkadaşım. Zaten sabah sabah karadeniz' in dağından yemek, denizinden içmek geliyor içimden. Nasıl şahane bugün bi görseniz, siz de benim istediklerimi isteyebilirdiniz. Hatta ben daha öteye gidip, bulutlarına falan sarılmak bile istedim yani. Sevişebilirim de, bekar sağlıklı bi insanım, kime ne?

Orhan Gencebay' a saygı albümünde bi eksiklik var değil mi?  siz de farkındasınız ama kaynağını bilmiyorsunuz. Neyse ben açıklayayım; albümde ben yokum, eksikliğin sebebi o :)

Saban ŞU şarkıyla başladım bir de güne, düşün üstümde nasıl bi karadeniz var artık. kolay gelsin :)

Bi alt yazıda eklenen fotoğraf sonrası çeşitli eleştrilere, saldırılara, hakaretlere maruz kaldım. Ülkenin çeşitli bölgelerinde insanlar toplanıp, TOPlu imzalı kınama mektupları gönderdiler tarafım. Dün yazıdan bir saat sonra ulaştı elime mektuplar, düşün ki Posta konusunda nasıl bi ilerleme kaydettik :)  Neyse hutbemizin mevzusu, yok pardon mektuplarda ki ortak şikayet "neden bu kadar giyinik" olduğumdan yanaydı. Bak dur sen o "yanaydı" kelimesinden sonra nokta koyma, istediğiniz kadar kınayın ama "deeeermişim" eklemezsem o kelimenin akabinde cümle havada kalacak, ben bilmem dedim işte, ekleyin şimdi yanaydının peşine onu. Şaka şaka kimse sallamadı beni deee, resmimi deee, yazdıklarımı daaa, rahat olun ayaklanma çıkmayacak :)

Bak farkındaysan ittiriyorum aklımdaki kelimeleri, gelmek isteyenleri geri tepip istemeyenleri zorla yazıyorum. Yazıda olabilecek akış sorunu bundandır. Zemin sertliğinden dem vuran adamın bu kadar ilerlemesi bile makuldür tarafımca. Ama siz derseniz o şarkı çok hareketli ben onu istemem, Ayşenur Kolivar' dan bahçede hanımeli şarkısını dinleyip yerle yeksan olun, dağılın, perişan olun ya da Norhars Ellim' i...

Bu kadar yeterse ben susayım. Soyuncam efendim, kampanyalar ülke çapında karşılık bulursa soyunacağım. Feda olsun...

heee cem ben, cem cem evet. yok ben poğaça yemeyeceğim, sabahları yemem ki başlığı yazınca aklıma geldi ben genelde poğaça yemem, sağol.

30 Ekim 2012

BA BA HAREKETLERE BAK

Ba ba ba hareketlere bak, zeminin sertliği hakkında fikir yürütür olmuş da uçacakmış ama yere çakılmayacakmış da bişi bişi... eşek kadar adamın hareketlerine bak.

Üstünüze afiyet yoğun bi dönemdeyim, zemin etüdüne adadım da kendimi, yahu gönüllü deprem dedeyim nolcak yani. saçlarım beyaz olmayabilir, olsun. yani ondan zeminin sertliğine, yumuşaklığına yoğunlaşmam. yersek artık..:)

Neyse efem, muz yer misiniz?  ben günde ortalama 3 adet muz yerim de, maymunluk ordan geliyor zaar. O değil de hafiften göbek yaptım ben sanırım, hehe depresyondandııırrr efkardandıııırrr
ve yalnızlıktandır
ve eşeğin kulağındandır
hehehe

du bi resmimi koyayım buraya, daş gibiyim maşallah du ekleyim siz de görün :)

aha ekledim, maşallah daşşş gibi adamım haa :))

ba ba ba hareketlere bak, zemin sertmiymiş de efenim yüksek yerden bakıyormuş da, lahavleee...

şeytan diyor geril şöyle ağzının ortasına iki tane yapıştırt..

elma yer misiniz peki?

ben bir tane de elma yerim de. Fit olmalıyım malum yaşlanıyorum, 34 yaşında oldum. Tamam tamam ben de farkındayım 20 küsüründe bi çıtır tadında olduğumun, işte böyle böyle bu kıvamımı korudum: :))

du ne diyordum ya;  ve yalnızmış ve efenim yalnızmış. gören de millet kabile halinde yaşıyor sanacak, ki kabile halinde yaşayanlar da benim durumumda olmak için neler vermezdiler. Neyse...

ba ba hareketlere bak, bütün bağlaçları cebine koyup bişi yapacakmış. Bağlaçlar girsin senin eeeeee gözüne e mi.  yıkıl karşımdan, serseri...

cem ben

HALA AYNI

Şekeri biraz fazla, her zamanki kahve karışımım oysa. Şimdi bir yudum daha alıp, rüzgarına daldım şehrin. Tarifi mümkün olan ama, yazdıkça anlatamadığımı düşündüğüm bir hal içindeyim. Bi hayal dünyasında, ayaklarım yere basmadan, bi sis bulutuyla birlikte yaşıyor gibiyim. Nedeni muamma bi durum var kapımda. 
Adına yalnızlık diyelim istersen 
ya da ayrılık 
ya da aşksızlık 
ya da mutsuzluk 
ya da yanlış öyküler 
ya da korkular 
ya da...

Belki de ilk kez yüksekten bakarken zemin dikkatimi çekmeye başladı, sertliği hakkında fikir yürütür oldum misal, sonra uçmak nasıl bir şey acaba diye düşünüyorum bazı bazı, yere çakılmadan uçmak. En mutlu uyandığım rüyalarım uçtuğum rüyalarımdı. Ne huzur ama...  Sahi ben en son ne zaman huzuru yaşadım?

ADALETSİZ DÜNYA

Aklımdan atamadığım çocukluk ve ergenlik sonrası bunalımları da olabilir zaman. Ki "bunalım" kelimesi içine kusulmuş bi leğen suyu hatırlatır hep, ve kullanmak istemem yeri gelmedikçe.

Sonra, gerçekten buraya telefon numaramı yazsam rastgele ve yeni insanlar katsam hayatıma çok mu çılgınlık olur. Kaldı ki, zaten çıldırmanın arifesinde geziniyorum şimdi ve çaresizlik hali bu yaptıklarım, yaşadıklarım, yazdıklarım...

Neticede mutsuzum, hepsi bu...

cem ben, hala aynı..



29 Ekim 2012

HİKAYE

Bugüne kadar sıradan bir adamın yarı gerçek hikayesini okudunuz. Şimdi, tekrara sarmış bir halde ve;
...............

Belki ben, karadenizde bi yerde, denizi seyre dalmış, bekliyor olacağım yeni hikayemi ya da eskilerin tekrarını
o güne kadar;
susmak belki,
durmadan ağlamak belki,
zamanı geri almak belki, taa çocukluğuma..

ve
yazdığım her şey imha ediyor kendini bir zaman sonra,
ve daimi bi baş ağrısı
ve hayal gibi hayat,
ve mutsuz

cem ben

23 Ekim 2012

DE Kİ VE ...

Gece vakti gelmedi o yalnızlık, gün yeni doğmuştu.
ben şimdi...
ben şimdi...
Ben şimdi ne desem kendimi anlatırım yare.
''Yar'' kelimesinin bütün iğrençliğine rağmen yazdım o cümleyi, nostaljik bi acı çünkü bünyemdeki.
Onu en son ŞU şarkıda sevmiştim de, kelimenin suyunu çıkarttı sonraki şarkılar.

Nasıl mutluyum görsen, ah görsen nasıl mutluyum, hayat toz gibi üstelik pembe.
Ah nasıl mutluyum, bi gelip görsen kahrolası...

Rastgele açtığım sayfada '' Biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık'' diyor şair ( İlhan Berk-Otağ ) ve devam ediyor, ''Bundan değil midir bizim aşkımızda, Sürekli bir akşam hüznü var.''  ben şimdi üstüne ne söyleyeyim? kaldı ki yeni nesil şairlere bile söylenecek söz kalmadığı zamanlardayız.

Yeni kitaplar koliledim bir de, önsözlerine ve isimlerine bakmadan.

Ki,

gece vakti gelmedi o yalnızlık, belki de güneş daha doğmamıştı ve ben yalnızdım şairlerin mısralarında.

Sonra,
Artık gerek var mı özlemlerimden dem vurmaya?
Ve,
bütün bağlaçları koyup cebime, hiç anlaşılmaz cümlelerle muhatap olasım var yine.
de,
...........

cem ben, anlamsız cümlelerim var.

20 Ekim 2012

ÇOK YÜKSEKTEN DÜŞTÜM BEN DİYOR CEM ADRİAN

Ne de güzeldi...
Öyle mükemmel zamanlar oldu mu?

Uykum var; uyuyabilsem, günlerce uyanmayacak kadar çaresiz gibiyim.
Ve bi hayalle konuşmaktan, hayallerimle boğuşmaktan, yalnızlıkla sevişmekten ve hüsranı işaret eden bi dolu kelimeden, işaretten vs. sıkıldım.

Yeni bi ev, yeni bi araba, yeni bi bi bi bi  neyi yenilesek huzur çalar kapıyı;
yeni bir hayat; yeniden yazılmış, süslü kelimelerle özenerek yazılmış, içine bi ömür süren bi aşk yerleştirilmiş, yeni bi hayat, huzurlu bi hayat...

14 Şubat 1978 yılında doğmuş, hala bekar olan ve kesinlikle evlenmeyi düşünmeyen bi şahs-ı muhtereme sorulan; hiç mi evlenmedin? evlenip boşandın mı? e ama geç kalıyorsun, neden evlenmiyorsun? gibi soruları rulo yapıp aklınıza sokun ey faniler. Evlenmiyorum çünkü;....

cevabı o kadar karışık ve uzun ki, değmez...

Bekar olduğu halde aşkı önemseyecek kadar da taşlanması gereken bir adamım ve özledim bi zamanları...

ah o karanlık şehirler...

Yeni bi hayat yazmanın imkansızlığı ortadayken, şimdi ne yapsak yeniden huzur çalar kapıyı?
Pardon yeniden mi dedim?

cem ben, çantası toplandı ve yolculuk vaktinde.

GÖZÜME TOZ KAÇTI

Siz bakmayın benim şuan ŞU şarkıyı dinlediğime. Şarkının düzenlemesinde ki eksikliğe yoğunlaşmak tek amacım. Siz keyif kahvenizi alıp kurulabileceğiniz herhangi bir kutu ( televizyon, bilgisayar vs) karşısına rahatça kurulabilirsiniz.

Şimdi ben yarın yollara düşerim, Sezen eşlik eder yolculuğuma, sonra gözlerim kapanır bazı bazı da refüje çarpma tehlikesiyle kendime gelirim ve vazgeçmem düşünmekten. Hatta gözüme toz bile kaçabilir, ki ondandır yaşarması.

Önce eşyalar toplanır, anılardan gizli kaçıp gitmek için çabalanır da bavula sıkışmış bulursun onları. O kadardır işte, sonrası;
şimdi ben yollara düşerim...

Ve,

Sezen Aksu şarkılarını daha anlamlı kılmak benim derdim, yoksa ne işim olur aşk meşkle. Üstelik gözüme toz kaçtı, ondan...

cem ben

19 Ekim 2012

VS

Yanımdan insanlar geçiyor, bazısı durup elini uzatıyor tokalaşıyoruz. Günaydın, iyi günler v.s. diyorlar. Zoraki bi tebessüm bile yerleştiremiyorum yüzüme. Kalabalığa inat en damar şarkıları seçiyorum kendime. Bi Nazan Öncel çalıyor, bi Sezen Aksu, bazen eski zamanlardan kalma bi...  Ve o şarkı; Bedouin Soundclash... Bu ara seni hatırlatıyor bu şarkı bana vs.

Bi v.s. eksik kalmıştı dilimde. Nedendir bilinmez kendisiyle olan muhabbetim. Söyleyecek-yazacak çok cümlesi olup da yazmamayı seçen bi adamın ruh hali bu belki de,

ya da;  v.s.

Kelimeler var, bi kısmı midemde, yok hayır bütün gövdem kelimelerle dolu boğazıma kadar bütün uzuvlarım kelimelerle dolu ve nefes alamıyorum. 18-20 li yaşlarımda kapımı çalan bir hal çalıyor yine kapımı ve gitmek istiyorum, durmadan gitmek, ardıma bakmadan gitmek de...   Olmuyor..

Ezberlediğim hayatı yaşıyorum ve içimden bir ses ezberi bozmam gerektiğini söylüyor ama...
Ne ne yapacağımı biliyorum ne de ne yaptığımı, boşlukları üç noktayla dolduruyorum,

ya da

v.s.


cem ben, vs.

18 Ekim 2012

YANLIŞ BİR ÖYKÜDEYİM BENİ YENİDEN YAZ

Yalnızlığına sıkıca sarılıp karşılıyoruz hayatı çok zamandır, yok pardon karşılıyorum, sizi bilmem de ''insan yalnız bi canlıdır'' derdi bi arkadaşım.

Şimdi tekrar okusak bi üstte yazdığımız cümleyi, özellikle sarıldığımız yalnızlığımıza dikkati çekerek ve "ne kadar sıradan" diyerek daha da statikleştirsek... çok teknik bu kelam, hayata dalmalı ve;

Bıraktığımız yerde kendimizi bulmak kadar acı bir şey var mı?
elbette, hatta birden çok şey var misal "onu" düşünerek uyanmak ya da bir dolu şey işte. Dünya acımasız malum; ölümler, hastalıklar, ayrılıklar vs.

"Yanlış bir öyküdeyim, ben yeniden yaz" diyor ya ŞU şarkı, çok zaman önce dilime pelesenk olmuştur, msn de, bi forumda ya da herhangi bi başka mecrada hep kendimi tanımladığım yazı olarak kullanmışımdır; bi ihtimal yeniden yazarız bir şeyleri diye ama... şimdi bir yandan bu şarkı, bir yandan BU şarkı çalıyor, aynı anda, ne karmaşa ama. En son Üniversite yıllarında yapmıştım bunu, son ses radyo, teyp ve tv açıp yatağa uzanıp huzuru arıyordum. Bir de gardropta kitap okuma alışkanlığım vardı da neyse, geçmiş zaman...

Bi ucundan tutmazsam hayatın, her şey perişan olacak bu çok belli. Ki sanılmasın çok mükemmel gidişat, sadece bir kaç tık öteye gidecek perişanlık. Yeni bi hayat için alınması gereken kararlar başucumda duruyor ama korkuyorum, o kadar hayal kırıklığı yaşadım ki. Sanırım ilk yapmam gereken karadeniz' den ayrılmak, başka bi şehir, başka bi hayat... evet ilk kararımı uygulamak için düğmeye basmalıyım en azından da nasıl?   hangi şehir, hangi kurum... peki ya karadenizden kopabilecek miyim?

Neyse şahsi problemlerim kimseyi bağlamaz, hoş burası da şahsi bir blog, evet evet kişisel bloglar başlığında değerlendiriliyor. Hiçbir kaygım olmamalı bu konuda...  neyseee.

Bi şiirden, bi melodiden, bi sözden, bi filmden geçirip güzelleştireceğim de hayatı,  olmuyor. Yine mi yanıldı acaba Sezen?

Böyle zamanlar işte, kafamda duman ya da neyse, yazacağım hiçbir şey durumu anlatmayacak. En iyisi...

cem ben, yeni bi öykü lazım bana

ÖPERİM CANIM

Biraz şunu susturun, sevmediğim halde sıla dinliyorum zaten, gerginim. ya da boşver yaa, yorma güzel aklını canım. Bir de bu canımcılar var;

Merhaba canım
yapma canım
etme canım
canını yerim canım.

o değil de çay içerseniz doldurayım canım. :)

Bak sağ tarafta yukarıdan aşağı inen ve en son gözümü vuran ve gözümü yaşartan bi ağrı var, heh işte o ağrıyı alıp ona sebep olanların bi tarafına sokmak istiyorum, misal kalplerine :)

kalp ağrısı zordur genç adam(lar) ve de kadın(lar)
takıntılı adamlar ya da kadınlar mutsuz yaşarlar evlat
ve mutsuzluk bi hastalıktır
hatta durmadan "ve" yazmak da bi hastalıktır.

Sonra yerinde doğruldu, dosdoğru olacaktı da kamburu engel oldu. Zaten yazının akışı içersinde dosdoğru olma girişimini dillendirmesi saçmaydı, mal olma ihtimalinin yanında kendiyle dalga geçiyor da olabilirdi.

Ne diyorduk;
özlerim abi ben, köpek gibi de özlesem o benim özlemim kimseyi bağlamaz.
yoo bunu demiyorduk ki, kalp ağrısı diyorduk, kalp ağrısı evlat, varsa öyle bi durum doktora git, damar tıkanır kapakçık bir hasar görmüş olabilir..

Ben susayım, dibine vurduğum yazıları taslak halinde bırakayım yoksa toplu intihara sebebiyet verme ihtimalimden korkuyorum doğrusu.

E evet, yayınla, sayfayı yenile, yenile yine, tekrar oku noktası virgülüne bak ya da salla. oku, yenileme hatta.

cem ben, öperim canım öptüre de bilirim .. :)