9 Nisan 2012

KORKUYORUM

Çok tanıdık bu kelimeler, noktalama işaretleri....  
Ay ışığı, hatta dolunay ışığı kadar manalı yüzyılların efendisi yalnızlık, yalnızlığım. 
Ve biraz daha cılız hayat karşısında bedenim. 

Korkuyorum, soyunamıyor hayat uzuvlarının karşısında aklım. 
Yalnızım, Dur dağı diye sesleniyor Erkan Oğur efendime dost. 
Ağlıyorum, da, yaşım yok gözümde, yüreğimde...  
Geçmiş zamanlar geliyor aklıma, çok geçmemiş zamanlar.
Odalarda çınlıyor adın, sahte adın. 
Ay ışığı, hatta dolunay ışığı vuruyor odamın duvarlarına
yüzünü resmediyorum yalnızlığın,  ağaç yapraklarının duvardaki gölgesinde.
aşk değil, sadece aşık çıkıyor gölgeden.

Burnumun direği sızlıyor gözyaşımdan. 
ha babam bağırıyor anadolu' dan efil efil bam teli.
karanlığıma üflüyor sesini, yalnızlık
hep aynı kelamda irkiliyor bakışlarım.

Korkuyorum, 
efendim: korkuyorum asaletinden.
yüzünü resmediyorum odamın duvarına, 
uykusuz...


acıdan geçtim güzelleştim


( bir meral oğuz gider ama bir başka meral oğuz gelmez, ne acı. Allah rahmet etsin. )

5 Nisan 2012

KASIMPAŞA

Şimdi öyle yanımdan kırıta kırıta, burun kıvıra kıvıra geçtin ya;
çok müteessirim, aman yandan...
Kasımpaşa kasımpaşa olalı, dilime hiç dolanmamıştır bu kadar. 
Alımına, çalımına kurban çirkin madam. 

hoooooppp, amaaan yaz gelmiş, çiçekler açmış, börtü böcük...
sorma ne ala zamanlardayım. Ayışığı denize vurmuş, sezen okumuş:

''ada vapuru yandan çarklı... "

kadehler dolmuş boşalmış, boşaldıkça dolmuş... oooppppsssss

Şimdi öyle eteklerini uçura uçura, kırıta kırıta geçtin ya yanımdan....

kasımpaşaaaaa...


acıdan geçtim güzelleştim

4 Nisan 2012

EY FANİ

Ay ışığı da değil ki seviştiğin güpegündüz.
Güneşe batmış bacakların ey fani,
aydınlandın mı?

İçine çek gökyüzünü grisiyle,
biraz daha büyüt ciğerlerini ağlayarak.

Ay ışığı da değil ki seviştiğin,
denize gövden kalmış ey fani,
yıkandın mı?


acıdan geçtim güzelleştim

8 Mart 2012

İNSANSIZ HAVA SAHASI

Dünya nimetlerini hırs edip, hayatı kendine ve başkasına işkenceye çevirenlerden olmayacaktı. Kendine söz verdi mi bilinmez fakat tavrı bundan yanaydı. Zira günün büyük bölümünü sonraki hayatına hazırlıkla geçiriyordu. Ona kalsa dürüst, akıllı, günahsız, sütten belki de çıkmamış bir kaşıktı ya da aynası yalancıydı ya da aynası yoktu ya da aklının kurduğu düzenekte kaybolmuştu.

Olur mu yahu, günün çoğu zamanında dünyevi hayatla ilgilenmiyordu. Öyle ki; mesai saatlerini öbür dünya, gazete, wc v.s. için kullanırdı. Pardon, bazı bazı işini de yapardı da, maaşını bazı bazı değil hep alırdı. Evet günahlarından arınmış, iyi bir insandı o, adaletin terazisini kendisi dengeledi mi hele, sorun kalmayacaktı. Bu dengeyi destekledin mi sen de iyi insanlardan olacaktın, ala....

Bir saniye ya da dakika, saat, gün, ay. Anlatması uzun insanı. sadece hırs edip dünya nimetlerini, insanlığa zarar vermeyecekti. Farkında da değildi ki yazık. İşe gelince ''dünya nimeti, zorlamamalı'' paraya gelince ''o da lazım'' dı hayatı. İçinden çıktığı süt kendi ineğindendi nihayetinde. geceden sağıp sabaha içine dalıyordu. Sonra gelsin cennet değil mi!

İşte ondandır belki insansız hava sahası hayallerim.


acıdan geçtim güzelleştim

.....

İnsansız hava sahası var mıdır?

18 Şubat 2012

BAŞLAYALIM BAKALIM

Aşağıda kalan her kelime gibi eskide kaldı yalnızlığa olan özlemim.

Şimdi bi yanı deniz, bir yanı orman bir hayatın içinden hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hayalini kurduğum kadar huzurlu değilse de mutluyum.


acıdan geçtim güzelleştim

31 Aralık 2011

2011-2012

Tuvalet ihtiyacını gidermeye çalışan bir adamın seslendirdiği magazin programlarından midem bulandı (ıııhhh olayy olayyy ııııhhh olaayyy).  Sırf ülkemde bunları izleyen insanların olduğu gerçeğinin verdiği acıyla izliyorum programı.

Sonra bizde neden Noel Baba figürü var diye düşünüyorum ya da süslenen çam ağaçları. Batıda hepsinin bi sebebi var, onların bi noel babası ve çam ağacı süsleme gerekçeleri var. yani yaptıklarıyla sadece yeni yılı karşılamıyorlar kendilerince. Gerçekten biz neden çam ağacı süslüyoruz, sadece 2012 için mi?   ne trajik bi acziyet...

ne zaman adam oluruz? diye sormuş Fatih Altaylı. cevaben de yılbaşı ile noeli karıştırmayan kişiler din adamı olarak atandığı zaman demiş. Bu da yeni bi eğlence, aaa biz yeni yılı kutluyoruz noeli değil.  Batılının noeli kutlaması ile bire bir aynı olabilir, kopya çekmiş hatta bariz taklit yapıyor da olabiliriz ama biiiizzz yeni yılı kutluyoruz noeli değil....:)))

Aaaaa evet ben bi geri kafalıyım ya da sonradan görme tavırlar hoşuma gitmiyor. Yeni yılı kutlamanın günah olduğu kısmından çok, yeni yılı kutlama şekliyle ilgiliyim, evet geri kafalıyım. Sonradan görme tavırları sevmiyorum ve yılbaşı da olsa kendimize has bi kutlama şeklinin geliştirilmesini diliyorum. ne bileyim bi rakı balık sefası ya da oryantal eşliğinde meyhane havaları v.s. bana uyar...

Kısaca noel baba figürleri, süslü çam ağaçları ve kırmızı donlardan sıkıldım ki donda kırmızıyı çok da severim. Özümüzü bulalım ya da yeni bi öz oluşturalım velhasıl...

2012 de sigarasız yeni bi hayat (evet sonunda bıraktım), yeni bi şehir ve yeni bir iş beni bekliyor. Umarım her şey çok güzel olacak.

İYİ SENELER

acıdan geçtim güzelleştim

20 Aralık 2011

NEREDE KALMIŞTIK

Nerede kalmıştık:

ben seni düşünüyordum bir çok zamanda, sen anlamını unutuyordun günün. Telefon çalıyordu, Bülent Ortaçgil dinliyorduk güle oynaya başka zamanlarda. Yeni yollar çiziyorduk, bir türlü bulamıyorduk birbirimizi. En son bi gazete ekinde dinazor bulmaya çalışıyordum, karmaşık yollarda, çocukça. Sonra Sezen çalıyordu başucumda -vay yine mi keder!- sense başka sevdalarda Sezen' i lanetliyordun.

Bi sınav heyecanına kapılmıştık, yine ben şehir değiştirecektim, sen olduğun yerde öylece her şeyi güzelleştirecektin üç-beş kelamla kendince, kıpırdamadan. Oldu-bitti...

Nerede kalmıştık:

yeni yollar mı çizecektik?

sen dur, ben aldım elime kalemimi...


acıdan geçtim güzelleştim

21 Kasım 2011

+30

Yakın bi hayalden sesleniyorum sana; 
özledim,
sustuğum zamanlarda daha çok özledim,
yoruldum,
sustuğun zamanlarda daha çok yoruldum.
anlamını kaybetti kelimelerin,
onları sakla şimdi, 
daha çok ihtiyacım olduğunda kullanırsın. 

Yakın bi hayalden sesleniyorum sana;
özledim,
çok...

(Belki de en büyük sorun, otuzlu yaşlardan sonra birinden tutkulu bir aşk beklemekte.)

Şiir olsun diye değil, uzun cümleler kuramayışımdan alt alta yazdım durumu. Belki de parantezi açmak ve netleştirmek lazım şimdi durumu: otuzlu yaşlardan sonra tutkulu bir aşk beklemek sorun.

acıdan geçtim güzelleştim

20 Kasım 2011

...

Uzun zaman olmuş bir şeyler karalamayalı buralara. Dünya işlerine dalıp dünyayı unutan o ''bi garip adam'' halleri benimki de işte. Geldi geçti mi, yoksa hazır gelmişken kendini dünya işlerine adayan bir şahsı muhtereme mi döndürdü beni bilinmez. Bekleyip görmek en güzeli zaar. 5-6 aydır beynime depoladığım onca şeyi ortalama 40 dakikada gün ışığına çıkartıp, üzerime düşen ve beni dünya işlerine düşüren sınav görevini de bittirdim nihayet. Umarım hakkını vermişimdir ( misal soru kitapçığının türünü işaretlememe gafletinde bulunmamışımdır umarım.)

Sınav o bu neyse de son iki gündür yaşadığım kargaşa, hengame v.s. gösterdi ki (bana), hala kalabalığı sevmeyen, kalabalıklarda direkt ötekileşen (elinde olmadan) o yağız, 90 kuşağı ruhum özünü kaymetmemiş. Hala asosyal, hala...  ve aynı iki gün, 17 yaşlarında yaşadığım, eften püften olaylar karşısında düştüğüm ürkütücü efkar halimin olduğu gibi aslını koruduğunu ve hatta yeşerip filizlendiğini de gösterdi, saolsun ne diyeyim.

Otobüsler mesela, kaçınız otobüste efkarlanırsınız ki. Belki de çoğunuz...

neyse efem ben size hasından bir şarkı önereyim iki noktadan sonra :  sezen aksu - sayım

-soru cümlesi olmadığı halde ''-mi'' ekini ayrı yazmak mı gerekir?-


acıdan geçtim güzelleştim