31 Aralık 2011

2011-2012

Tuvalet ihtiyacını gidermeye çalışan bir adamın seslendirdiği magazin programlarından midem bulandı (ıııhhh olayy olayyy ııııhhh olaayyy).  Sırf ülkemde bunları izleyen insanların olduğu gerçeğinin verdiği acıyla izliyorum programı.

Sonra bizde neden Noel Baba figürü var diye düşünüyorum ya da süslenen çam ağaçları. Batıda hepsinin bi sebebi var, onların bi noel babası ve çam ağacı süsleme gerekçeleri var. yani yaptıklarıyla sadece yeni yılı karşılamıyorlar kendilerince. Gerçekten biz neden çam ağacı süslüyoruz, sadece 2012 için mi?   ne trajik bi acziyet...

ne zaman adam oluruz? diye sormuş Fatih Altaylı. cevaben de yılbaşı ile noeli karıştırmayan kişiler din adamı olarak atandığı zaman demiş. Bu da yeni bi eğlence, aaa biz yeni yılı kutluyoruz noeli değil.  Batılının noeli kutlaması ile bire bir aynı olabilir, kopya çekmiş hatta bariz taklit yapıyor da olabiliriz ama biiiizzz yeni yılı kutluyoruz noeli değil....:)))

Aaaaa evet ben bi geri kafalıyım ya da sonradan görme tavırlar hoşuma gitmiyor. Yeni yılı kutlamanın günah olduğu kısmından çok, yeni yılı kutlama şekliyle ilgiliyim, evet geri kafalıyım. Sonradan görme tavırları sevmiyorum ve yılbaşı da olsa kendimize has bi kutlama şeklinin geliştirilmesini diliyorum. ne bileyim bi rakı balık sefası ya da oryantal eşliğinde meyhane havaları v.s. bana uyar...

Kısaca noel baba figürleri, süslü çam ağaçları ve kırmızı donlardan sıkıldım ki donda kırmızıyı çok da severim. Özümüzü bulalım ya da yeni bi öz oluşturalım velhasıl...

2012 de sigarasız yeni bi hayat (evet sonunda bıraktım), yeni bi şehir ve yeni bir iş beni bekliyor. Umarım her şey çok güzel olacak.

İYİ SENELER

acıdan geçtim güzelleştim

20 Aralık 2011

NEREDE KALMIŞTIK

Nerede kalmıştık:

ben seni düşünüyordum bir çok zamanda, sen anlamını unutuyordun günün. Telefon çalıyordu, Bülent Ortaçgil dinliyorduk güle oynaya başka zamanlarda. Yeni yollar çiziyorduk, bir türlü bulamıyorduk birbirimizi. En son bi gazete ekinde dinazor bulmaya çalışıyordum, karmaşık yollarda, çocukça. Sonra Sezen çalıyordu başucumda -vay yine mi keder!- sense başka sevdalarda Sezen' i lanetliyordun.

Bi sınav heyecanına kapılmıştık, yine ben şehir değiştirecektim, sen olduğun yerde öylece her şeyi güzelleştirecektin üç-beş kelamla kendince, kıpırdamadan. Oldu-bitti...

Nerede kalmıştık:

yeni yollar mı çizecektik?

sen dur, ben aldım elime kalemimi...


acıdan geçtim güzelleştim

21 Kasım 2011

+30

Yakın bi hayalden sesleniyorum sana; 
özledim,
sustuğum zamanlarda daha çok özledim,
yoruldum,
sustuğun zamanlarda daha çok yoruldum.
anlamını kaybetti kelimelerin,
onları sakla şimdi, 
daha çok ihtiyacım olduğunda kullanırsın. 

Yakın bi hayalden sesleniyorum sana;
özledim,
çok...

(Belki de en büyük sorun, otuzlu yaşlardan sonra birinden tutkulu bir aşk beklemekte.)

Şiir olsun diye değil, uzun cümleler kuramayışımdan alt alta yazdım durumu. Belki de parantezi açmak ve netleştirmek lazım şimdi durumu: otuzlu yaşlardan sonra tutkulu bir aşk beklemek sorun.

acıdan geçtim güzelleştim

20 Kasım 2011

...

Uzun zaman olmuş bir şeyler karalamayalı buralara. Dünya işlerine dalıp dünyayı unutan o ''bi garip adam'' halleri benimki de işte. Geldi geçti mi, yoksa hazır gelmişken kendini dünya işlerine adayan bir şahsı muhtereme mi döndürdü beni bilinmez. Bekleyip görmek en güzeli zaar. 5-6 aydır beynime depoladığım onca şeyi ortalama 40 dakikada gün ışığına çıkartıp, üzerime düşen ve beni dünya işlerine düşüren sınav görevini de bittirdim nihayet. Umarım hakkını vermişimdir ( misal soru kitapçığının türünü işaretlememe gafletinde bulunmamışımdır umarım.)

Sınav o bu neyse de son iki gündür yaşadığım kargaşa, hengame v.s. gösterdi ki (bana), hala kalabalığı sevmeyen, kalabalıklarda direkt ötekileşen (elinde olmadan) o yağız, 90 kuşağı ruhum özünü kaymetmemiş. Hala asosyal, hala...  ve aynı iki gün, 17 yaşlarında yaşadığım, eften püften olaylar karşısında düştüğüm ürkütücü efkar halimin olduğu gibi aslını koruduğunu ve hatta yeşerip filizlendiğini de gösterdi, saolsun ne diyeyim.

Otobüsler mesela, kaçınız otobüste efkarlanırsınız ki. Belki de çoğunuz...

neyse efem ben size hasından bir şarkı önereyim iki noktadan sonra :  sezen aksu - sayım

-soru cümlesi olmadığı halde ''-mi'' ekini ayrı yazmak mı gerekir?-


acıdan geçtim güzelleştim

28 Ekim 2011

8 MB HIZA GEL, BOK VAR

ttnet' in yavaşlığından, müşteri hizmetlerinin ilgisizliğinden, kopmalarından, kablosundan, bokundan püsüründen usandım. 3 yıllık sözleşme gereği ben kurtulamıyorum ama imkanı olan varsa tez zamanda kurtulsun bu kurumdan

‎4 mb hızdaki bağlantımı 8 mb e çıkartmak için arayan müşteri hizmetçisi! gayet tatlı bir sesle, '' 5 tl karsılıgı 8mb e geçmek ister misiniz?'' demiş ve bildiğin beni keklemiştir, çünkü bulundugum bölgede en fazla 4 mb hıza cıkabiliyor bağlantı.

ve ne ilginçtir ki, 1 hafta önce aynı tatlı sesli temsilci 32 mb teklifinde bulunmuş, 4mb i geçmiyor arkadaş söylemlerimi ''öyle olsa sizi aramazdık'' ile geçiştirmeye çalışmıştır.

ve yine ne ilginçtir ki, bu görüşmeden 3 gün sonra, 8mb hızım 1 mb e bile ulaşamadığı için cebelleştiğim ttnet müşteri hizmetleri sorunumu çözememiştir. Hızı 6mb e çıkartmaya çalışmış fakat bağlantı sağlanamamıştır. çünkü 4 ün üstü desteklenmemektedir.

KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULU ki daha çok saygısız kelamlarla duyurasım var durumu ama kamuoyu faktörü buna engel olmaktadır..:)

ve ayrıca;

notundan, sınavından, kurumundan, defterinden, kitabından, ülkeden, haberlerinden, felaketlerinden, fakirliğinden, fazla zengininden, göstermelik yardım kampanyalarından, şu marka adına şu kadar bağışlayanlardan, halka hizmetten çok markaya hizmet edenlerden, teröründen, derin dünyadan, terörist devletlerden, satanlardan, satılmışlardan,  fakir edebiyatından, soyanlardan, çalanlardan, açgözlülerden, açıkgöz geçinenlerden, mallardan, kadınından, erkeğinden, seksinden, ön sevişmesinden, son sevişmesinden, ondan, bundan her bi halttan sıkıldım. körolasıca dünya...


acıdan geçtim güzelleştim

OYUN

Şimdi ne kadar uzun cümleler kursam da anlatamam hali. Şizofren hastalığının kıyısında, bucağında dolaşıyor beynim. Hayallerim tamam, özlemlerim tamam, umutlarım tamam. Rüyalarımı da kattım mı senaryosu tamamlanacak hayatın. Tanıtım filmini de çekeceğim elbet, can alıcı görüntüler ve repliklerle.

YA DA;

Tiyatro sahnelerini temizleyin, tek kişilik bir oyun sergileyeceğim kendime...


acıdan geçtim güzelleştim

15 Ekim 2011

ZEYNEP ÖLMÜŞ

Zeynep ölmüş duydun mu?
Bi sabah başladığı hayat mücadelesini, önce beyni sonra kalbi kaybetmiş ve 
Sonbaharda, ömrünün baharında; iki küçük çocuk, eş ve kardeşlerini bırakıp gitmiş.
Otuzunda,
ömrünün baharında zeynep ölmüş...
duydun mu?


acıdan geçtim güzelleştim

11 Ekim 2011

UMUT ÖLÜR

O zaman son bahar gelir,
hüzün gelir,
ayrılık gelir...


Birileri gider,
birileri mücadele eder,
birileri kalır...

o zaman sonbahar gelir,
ve umut ölür...

acıdan geçtim güzelleştim

9 Ekim 2011

CİNSELLİK

Teknoloji ve beraberinde gelen olağandışı cinsel obje ve bir dolu şeyden kendimizi koruyabildiğimiz sürece, insanlığımızı koruyabileceğimiz zamanlardayız. Sigmun freud hiç yanılmamıştır...


acıdan geçtim güzelleştim

29 Eylül 2011

GÜNAYDIN

Gün ağırmadan gerçeğe düştü yüzü. 
Bi şiirin, kendini tekrarlayan mısrasında daldığı uykudan,
aynı kelimesinde açtı gözünü kızıl göğe. 
Daha uyuyacaktı,
daha gerçeğe hazır değildi düşleri. 

Uyandııı...

Ey ay bakışlı hayat, ey şeytanını masumiyetine saklamış hayat!

Bakma öyle göz ucuyla düşlerime. Geceden başladım kurmaya, şimdi biriktirdim, bakma. Ben bir garip soyut bedenim, ben soyutluğunu düşlerinden almış bir garip bedenim.

Yeni çıkarttım zihnimi karanlıktan, şimdi ne kadar zor yeni cümleler kurmak, yeni hayatlar yazmak üstüne...


acıdan geçtim güzelleştim