30 Nisan 2010

GİRMİYORUM YAHU, ZORLAMA

Eeee günler akıııp geçti ve cuma geldi çattı. Pek mübarek, çok muteber bi gün bende cuma. Haftaya ALES sınavı var. Başvurumu yaptım, doğal olarak ücreti yatırdım fakat (ve fakat desem daha şık olurdu kanımca) sınava girmeyeceğim. Neden bi sorun.. Cumaya olan saygımdan. Sınava girirsem pazar sabahı erken kalkacağım ve doğal olarak cumartesi pazarın yerini alacak e öyle olunca da cumartesi olacak cuma. Ne olacak benim kıymetli cumam; zayi, yitik, bitik v.s. Zaten okumaktan sıkıldığımı da söylemiştim kanımca. Bi yüksek okul bi fakülte kesti beni, böğğ geldi, vıyk geldi v.s.

Büyüyüp adam olamayacağımı da anlayınca "kalsın sınav, okul" dedim ve kararımı verdim ALES' e girmiyorum. Hep ben sınavlara giriyorum bi sınavda bana.... böğğğ olmadı..:))

En olmadı sonbahar kreasyonuna yetişirim sınavın o da olmazsa böyle yaşar giderim, ne olacak..

Neyse efem, mesaim başladı şimdi halka hizmet zamanıdır. Kıymetli cumamın kıymeti de 17:30 dan sonra başlar inşallah...

saygılar...

gereksiz adam

29 Nisan 2010

YALNIZLIK SENFONİSİ

Hiç sebepsiz sırtımı döndüğüm günden beri aynı ümitle bekledim. Bir gün karşılaşıp uzun uzun son günden sonraki kendimi anlatacaktım sana. Hiçbir şey olmamış gibi, seni o gün bırakıp gitmemişim gibi.

Hiç sebepsiz sırtımı döndüğüm günden beri liseli aşıklar gibi aynı umutla bekledim. gelmedin......

...................

Bir kere daha oku aşağıdaki şarkının sözlerini benim için. Biraz daha içten oku....


Yalnızlık Senfonisi

Anladım sonu yok yalnızlığın
Her gün çoğalacak
Her zaman böyle miydi bilmiyorum
Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak
Alışır her insan alışır zamanla
Kırılıp incinmeye
Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp
Yeniden ayağa kalkmak
Yalnızlığım yollarıma
Pusu kurmuş beklemekte
Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
Bekliyorum bekliyorum
Hadi gelin üstüme korkmuyorum
Bulutlar yüklü
Ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret
Yokluğunla ben başbaşayız nihayet

Söz: Sezen Aksu

Ve yarın sabah uyandığımda bana "günaydın" de...

Sonrada bir daha dinle bu şarkıyı...






gereksiz adam

26 Nisan 2010

BİLİYOR MUSUN?


seslendiren:gürhan gök
yazan: gereksiz adam

Biliyor musun, seni özlemeyi çok özledim. Tekerleme gibi değil mi, ne kadar sıradan, olağan ve anlamsız gibi. Sen farkında değildin, belki bende değildim - değilmişim- seni hayatımdan kısa zaman önce ancak çıkartabildiğimin. Maharet cümlesi gibi olduğuna bakma, bugün seni özlemek bile hazine değerindeymiş anladım..

Dün yaşadığım her şeyde seni suçlardım, bütün yaşanan efkarları sana yükler, kendimi hafifletirdim. Bugün, elimde kalan son kale olan yalnızlıgımı da kaybettim ve bütün lanet kelimeleri, yaşamsal sıkıntılarım daha orta yaş adam tadında. Düşünüyorumda yaşlandıkça ya da yaş ilerledikçe hiçbir şeyi dibine kadar yaşayamıyor insan. Ne kahredene kadar efkara dalıyor ne de alabildiğine gülüyor. Hiçbir hissi duyguları bi temele oturtamıyorum. Senleyken dostlugunu ötelediğim sigaraya yine başladım. Dost sigara. bak bu da sıradan değil mi? zaten bu hayatta, kelimelerden öteye geçiremedim sıradanlığı, hep ötekileştirdim kendimi..

Bütün huzuruyla yaşasanda hayatı, biliyorum ben, hayat denen bu döngü kendinden efkarlı zaten. Doğmak, büyümek, insan içine karışmak ve yalnız dünyadan ayrılmak, aslında ne kadar dayanılması güç duygular bir düşünsene. Bütün duygular, acılar, mutluluklar gibi onu da ve hatta hayatı bütünüyle öyle hazmediyor ki insan, düşünmeden, kafayı yormadan anlayamıyorsun aslında nasıl bir yapının içinde oldugunu. Ben bütün bunların efkarını yokluğuna, gidişine, dönüşüne yüklemişim anladım.

Biliyor musun seni özlemeyi çok özledim de, bugün çıkıp gelsen bile herşey dünde kalmış onu da anladım.


gereksiz adam/ 28.02.2009

KARŞI MAHALLE

Bak karşı mahallede zaman bu değil
Ağaçları bile yeşile boyanmış
Gökyüzü hala alabildiğine mavi..

Gördün mü,
denizi var gün batımında kızıla çalan
Bi dolu kalabalık; gün batımına umutla bakan..

Bak karşı mahallede senaryo bu değil
Bütün hikayeleri mutlu sonla yazılmış
Gördün mü,
Az önce bir ayrılık daha kavuşmayla son bulmuş..


gereksiz adam

24 Nisan 2010

ERGENLİK DÖNEMİ ACILARI

Boka batmış olan ve bu zamandan hiçbir farkı olmayan bir önceki yaz ı özleyecek kadar yüzsüzüm ben ve devrik cümlelerim gün geçtikçe çoğalıp, içinden çıkılmaz bir hal alıyor hayatımda. Üstelik yazdıkça kendini tekrarlıyor yaşadıklarım. ''Bu dünde kalmış popüler bir söylemdi senin için.'' diyorsun ama yaşadığın anladığına yetmiyor... Ne dün dünde kalmış ne de dündekiler...

Ve Gripken sigara içmek gibi, mutsuzken güneşli havada sokağa çıkmak. O yüzden müsaadenizle perdeleri kapatıp, kendimi dinleyeceğim. Birde şu şiiri bir kez daha okuyup, bu şarkıyı bir kaç kez daha dinleyeceğim sigaram ve kahvemle...


gereksiz adam




AFİYET OLSUN

Blogun içeriğini genişleteyim dedim. aha bu yemeği de ben yaptım. Afiyet olsun
ilerleyen zamanlarda bi entari dikeceğim, resmini koyarım. sonra da halkımın cinsel sorunlarına yoğunlaşmaya niyetliyim.

ha bi arada bu mikemmel yemeğin tarifini veririm..

( höm hüm, efkar yazıları ve çözülmez aşk çıkmazlarını betimlemeye, konu hakkında ülvi ve kesin çözümlü fikirlerimi anlatmaya devam edeceğim elbette. )

ben en büyüğüm, ben bir taneyim, ben gibisi bir daha gelmez, her şeyin en iyisini ben bilirim...

bitti..


gereksiz adam

23 Nisan 2010

ÖZGÜRLÜK

özgürlükleri bireylere sunarken onların eğitim düzeyleri, kültürü, hayata bakışı da göz önüne alınmalı. Bunlarda ki eksiklikler elbette özgürlüğü kısıtlamamalı lakin kişilerin eğitim adına eksiklerini tamamlamaları için gereken yapılmalı... Üniversite açmakla bunun olmayacağını çoğumuz kabullendiğine göre, yeni çareler aramak lazım...

Örnekse;

benim yaşadığım yerde sokakta alkolü serbest bırakmak, tek eğlencesi gece ailesiyle dışarı çıkmak olan kişilerin eğlencesini elinden almak gibi bir şey olur. Eşiyle, kızıyla dışarı çıkıp cinayet işleyerek geri dönmesi pek mümkün olur aileden birinin. Ha tabi alkol tüketilen mekanlara kısıtlama getirmenin de çare olmadığını yaşayıp görüyoruz. Mekanlar kısıtlanıyor dağ, bayır, orman naralarla inliyor, ne ala...

Ve iktidar partisine muhalefet olsun diye (belki de kendi bakışı bu) ''fuhuş yapan kadınların da bu işi yapmakta özgür olduklarını, genelevlerini kapatmamak gerektiğini'' söyleyebilecek bi muhalif siyasetçi oldu bu ülkede, üstelik kadındı! kendileri. Birde bu işi yapana sormak lazım ''kendini ne kadar özgür hissediyorsun?'' diye. İlgili kişilerin maddi durumunu düzeltmenin ve onlara bir iş sağlamanın da durumu çözmeyeceği ortada. Onlara psikolojik-sosyolojik v.s. eğitim verilip, satılk mal değil insan olduklarını hatırlatmak lazım.

her şeyi ''özgürlük'' temelinde değerlendirmek gibi bi zaafı var insan oğlunun işte. Ben böyle bir özgürlüğü kabul etmiyorum, isteyen istediği gibi yaftalayabilir...

Özgürlükler toplumun bir arada ve insan gibi yaşayabileceği şekilde düzenlenmeli, bireyin hakkı bireye verilmeli.

Velhasıl hocam, sokağa çıktığımda özgürce oturup çakır keyfi muhabbetler edebileceğim mekanlar ve seksi aşkla ve hür iradeleriyle yapan bireylerin kol gezdiği akıllı başlı insanlarla dolu bir ülke istiyorum (ülke ve özgürlükler adına daha çoook isteklerim de, konuyla bağlamak adına kısa kestim)..


gereksiz adam

OTUR, SIFIR

hayat nedir?
ıııııı, kendi döngüsü içerisinde ıııııııı.....
........

insan nedir?
aklı, duyguları ooooooo
.........

aşk nedir?
eeee varlığı hakkında ıııııı varlığı oooo
......

seks nedir?
aşkın saflığını eeeeeeeeeee.
........

OTUR SIFIR

ıııııı


sınıfta kalan : gereksiz adam
soruları soran: muamma

22 Nisan 2010

GİBİ

ALLAH BAYRAMLARIMIZA ZEVAL VERMESİN

Perşembeler cuma öncesi dayanılmaz günlerden biridir aslında. Çarşamba kadar olmasa da tatile bir kala sıkar adamı, daraltır az çok. Kişisel istatistiklerim de gösteriyor ki toplumun geneli çarşambayı ve perşembeyi çok sevmez. Alışveriş merkezleri bu günlerde ekstra bir durum olmadıkça daha sakindir. Televizyonlar boş gelir bana Avrupa Yakasından sonra. Tematik kanallarda boşsa gel bak sen sıkıntıya (yok hocam, kitap okumaktan vazgeçtim bile ben).

Bu hafta perşembe pek sevilesi bir gün oldu 23 Nisan dolayısıyla. Tamam bu günde kurulmuş TBMM ve gün Mustafa Kemal Atatürk tarafından dünya çocuklarına armağan edilmiş. Evet, büyük mücadeleler olmuş ve ülkenin düzene girmesi için önemli ve büyük bir adım atılmış... ama ne bileyim tatil olmasa bugün, bu kadar güle oynaya karşılar mıydım bilmiyorum. Çifte kavrulmuş oldu durum yani..

Sonuç olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve benim tatilim kutlu olsun... Her günümüz bayram tadında olsun ve bayramlarımız dolayısıyla tatil günlerimiz artsın. Bütün bayram öncesi günler, dini bayramların arifesi gibi olsun (yarım gün tatil..:)) bol tatil olsun hocam, 365 günün 265 günü tatil olsun.. tatilleri Allah başımızdan eksik etmesin. Paso yatalım...

(türkiye kadar tatil yapan ülke yok diye düşünenler de biraz daha araştırsınlar bu durumu bence)


gereksiz adam