Meczup bir sonbahardan yazıyorum sana bütün bunları;
Mevsime uyup aklımı iç ettim bir tenhada önceki sabah.
Bir kaç kelime bıraktım gizli saklı:
biri adındı belki, diğeri sıfatın, kim bilir...
Önceki sabah dünyayı biraz daha kirlettik akılla,
biraz daha çocuk öldürdük,
ve biraz daha insan öldü bizden habersiz,
biraz daha yalnızlaştık,
duygusuzlaştık vs.
Sonra büyüdükçe şehirler, tenhalaştı maneviyatımız
Erken doğmuş, özürlü umutlarımız oldu; kısa, hikâyelik...
Uçamayan martılar,
siyah güvercinler v.s.
Meczup bir sonbahardan yazdım sana bütün bunları
mevsime uyup aklımı iç ettikten biraz sonra,
tenhada kaybolmuş safiyetimiz
ve ne idiği belirsiz kelimelerle
cem ben
Siyahın en koyu tonuydu ayrılık. Hiç utanmadan ve tek bi fotoğraf karesi bırakmadan gittiler dünyadan ölenler. cem ben..
11 Eylül 2016
2 Eylül 2016
Eylülün meçhul hikâyesi
Yaşayan bilir Eylül' ün hüznünü;
İhtimal ki sarısından,
Düşen yaprağından,
kaybından,
kaybedilenlerden...
Yaşayan bilir Eylül' ün hüznünü;
Nedeni muamma,
eksiği bâki;
dünyalık meçhul hikâyesi..
cem ben
İhtimal ki sarısından,
Düşen yaprağından,
kaybından,
kaybedilenlerden...
Yaşayan bilir Eylül' ün hüznünü;
Nedeni muamma,
eksiği bâki;
dünyalık meçhul hikâyesi..
cem ben
21 Ağustos 2016
İNSAN
Bir sebze ya da meyve bahçesine zarar veren canlıyı gayet normal olarak ve soğukkanlılıkla katledebilen insanın, kendi ırkına yaptığı bunca zulümden sonra ve en azından diğer canlıların refahı için kendisini yok etmesi en makulü. zaten bu kadar veballe huzurlu bir hayat sürdürmek güç. Hem Nuh' un kavminden ne farkımız var ki...
cem ben
cem ben
8 Ağustos 2016
KARANLIK ŞEHİR
nedensiz,
çirkin adam şarkısı tutturmuştu radyolar
oysa herkes çok güzel ve de çok yakışıklıydı aslında
ve karanlık şehirde,
bir türlü anons edilmiyordu gidenler.
cem ben
29 Temmuz 2016
SAFFET
Aslında;
Mehmet ağabeyin ilk çocuğuydu Saffet.
İri kara gözlü, koca burunlu ve ensesi kalın amiyane
Kendi halinde ve pısırık.
Daha çocuk yaşta, mısır tarlalarında öğrendi tütünü:
derin bir nefes ve dönüyor dünya...
Bir zaman sonra,
Ucuz şarabı cebinde,
ve naralar eşliğinde,
ne âlâ...
Aslında:
Mehmet ağabeyin ''hiç'' çocuğuydu Saffet.
Büyük, yuvarlak yüzlü, ince kaşlı ve peltek amiyane.
Kendi halinde ve pısırık.
ne âlâ...
cem ben
12 Mayıs 2016
UYUDUYSAK YORGUNLUKTAN
Uyuduysak yorgunluktan be cancağızım
Yoksa unutmuş değiliz yıldızların büyüsünü
Bir de şiir tutturmuşuz, en sadesinden:
bir Orhan Veli' ye, bir de kargalarına küsmüşüz.
Uyuduysak yorgunluktan be cancağızım
Yoksa unutmuş değiliz yıldızların büyüsünü.
Cem ben
Yoksa unutmuş değiliz yıldızların büyüsünü
Bir de şiir tutturmuşuz, en sadesinden:
bir Orhan Veli' ye, bir de kargalarına küsmüşüz.
Uyuduysak yorgunluktan be cancağızım
Yoksa unutmuş değiliz yıldızların büyüsünü.
Cem ben
15 Ocak 2016
ANLAMAK DEDİKLERİ
''Bu vatandaşı en iyi ben anlarım bence!'' dedi, bovling topunu
lobutlara atarken tavanı çökerten vatandaşın videosunu izledikten hemen sonra,
ve devam etti:
''Zaten bir başkasının, benim o çocuğu ne kadar anlayacağıma
dair söylemi havada kalır ya da benim
kişileri anlama oranımı, bir başkasının ölçmesi, bildiğimiz soyutluktan daha uzak bir girişim olurdu'' dedi,
cümledeki ''bence'' kelimesine burun kıvırarak.
Sezen çalıyordu; ben öyle birini sevdim ki, bi nevi intihardı…
Karadenizde, iş yerinde, odasında, koltuğunda vs.
Ve bütün anlamını yitirmişken Cuma,
Ve malum, terörden çocuklar ölürken ülkede, dünyada…
''O vatandaşı en iyi ben anlarım dedi, olduğu yerde!
cem ben
25 Ekim 2015
YAŞAMAK
İçinde makul bi nefret,
çok zamandır,
yalnızlık belirtileriyle...
Ve çok zamandır,
ciğeri delen bi keman sesi,
ve bilinmez bi ülkenin folklorik müziğiyle
...
çok zamandır,
içinde makul bi öfke
içinde makul bi öfke
ve diğerleriyle...
-yaşamak-
-yaşamak-
cem ben
23 Temmuz 2015
YA DA
Biraz kilo aldı belki,
Evini değiştirdi ya da,
Ve yeni arkadaşlar edindi,
Ya da öldü!..
Kim bilir?
cem ben
26 Haziran 2015
BİZİM MEHMET
Bizim yan komşunun kiraz ağaçlarına dadanmıştık, âlâ.
Küçüktük zahir, fakat beylik laflarımız cebimizde; hayat pek acı!..
Evin sokağının ilk köşesinde oturan arkadaş, yazı adı Mehmet
Ve ağacın en yükseğinde hep onun çığlıkları: en büyük ben.
Çok zaman olmasa da ''Geçmiş zaman ramazanları'' söylemleri cebimizde
Bi belediyenin iftar cadırı,
bi mahallenin ortasında kocaman bir masa, geleneksel iftar şöleni ya da gösterişi
Bi komşuluk
bi yalnızlık bazı bazı
Velhasıl adını bile unuttuğumuz hayat hikayeleri yarı aklımızda
Yan komşunun kiraz ağacı en çok
Ve ''en büyük ben'' nidaları...
Ha bir de;
Bizim sokağın ilk köşesinde yaşanan umutlar ...
cem ben
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)