13 Mart 2014

Bİ YÜREK AĞRISI

Bi yürek ağrısı, bi baş dönmesi belki
Umudunu yitirmiş güneşin, siyah bulutlar arasında kayboluşu. 
Kurumuş denizi, 
vadisinde yalnızlık...

Geçmiş zamanlar bi kum fırtınası tesirinde
Nuh da gitti, yeni gemiler karanlıkta
Zaten içi boş karanlıkların
Zaten bi avuç muamma

Gün çiçeği bu karanlıkta kurur
Bi güneş bekleriz, en olmadı güneyden
Sabaha karşı bi ağıt baş köşeden
Durdurulamaz insanlığın sancıları

Bi yürek ağrısı, bi istifra hali bu
Umudunu kaybetmiş insan baş köşede
Biteviye cümleler kararsız
ve cebinde bitmeyen yalnızlığı

cem ben

10 Mart 2014

SAAT

Saat 06:50, uyanmak gibi bi problemim var. Duş almalı... ya da saçını yıka çık bugün ve kahvaltı etmeliyi.......

Saat 08:06, yola çıkmalıydım, Yolda Düş Sokağı Sakinleri çalıyor olmalıydı şuan, hava sisli mi?

Bu uykusuzluk hep akşamdan. 21:00 sularında uyuyabilseydi böyle olmazdı, kahve olsa iyiydi.

Yeni fotoğrafları hep sisli bunun; deniz, dağlar, evler gözükmüyor ve yer yer sağanak yağışlı hayatlar. Mevsimdendir...

Âlâ 

Saat 08:30, çalışmak gibi bi problemim var ve geç kalmış adam telaşı üstümde. Bir de aynı çıkmaza girmek gibi olmasa sabah sabah...

Meselâ, "meselâ' da "a" harfinin üstüne şapka koymak gerekir mi?" sorusu, cevabı okuma yazmayı çözdükten hemen sonra öğretilmiştir değil mi?

Shift, 3 ve a harfi.... 

Hayat zor biliyorsunuz, üstüne canhıraş cümleler sarf etmeyeceğim ya da etmeliyim; etmeli miyim? 
Dolayısıyla; 
Saat 10:36, yumuşak bir yazı yazmalıyım ya da yazmalı mıyım?
Ve karadeniz, alnından öpülesi ama bırakıp gidilesi memleketim; yavaş yavaş elveda.
Ya da
...
.
.

cem ben

7 Mart 2014

SAAT SABAHA KARŞI 4 DEĞİL DEĞİL Mİ?

Bilseydik, başka yollardan giderdik...

Mesela bu şarkı çalmazdı, yan komşu daha sessiz yaşardı hayatını, eski hayatlarda huzur aramazdı vs.

Ciddi bi yalnızlığın yol geçen hanıyız bildiğin. Kaldı ki o şarkı çalmasaydı da, hayatını alt üst edecek herhangi bir şarkı, şiir, düz yazı, hediye, kitap, kağıt kalem, fotoğraf....

offffff, bitse ya her şey, hikâye yeniden yazılsa ya ve herhangi bir yeni hikâye mutlu sona ulaşsa ya..
bitse ya
ya
a
..

Kahrolası bi anlaşılmazlık hali yine bu, nasıl sisli bir de karadeniz ve... Karşı bina yok, ışık yok, bi karşı yok, sanki her şey uyumlu; gri, görünmez..

Sanki saat sabaha karşı 4:00 ve birazdan güneş doğacak gibi. ve sanki, artık biraz daha huzurlu şarkılar çalacak gibi, çalması gerekiyor gibi...  gibi....

Saat 4 değil ve birazdan güneş doğmayacak değil mi?

cem ben


5 Mart 2014

...

"Nereye gitsen huzuru bulamayacaksın"

Bu gerçek karşısında ilk anda bi irkilsen de, zamanla durumu kabullenmeye çalışmanın daha makul olduğuna kanaat getiriyorsun. Sonra mücadele başlıyor ve çok zaman sürüyor, hatta bi ömür belki de...

cem ben

24 Şubat 2014

...

Siyah beyaz ve bi kısmı parçalanmış bi fotoğraf gibi hayat. 
İç çeke çeke seyrediyoruz olan biteni..

cem

20 Şubat 2014

BU KADAR

Adı muamma bi mahallenin 3. çıkmaz sokağında, solda dört katlı, kırmızı, boyası dökük o eski evin, bilinmez bi sakiniydi. Kendi halinde, haftanın nadir günlerinde, ezberini tekrar eden lise öğrencisi edasıyla ve dudaklarını oynatarak görüldüğü olurdu 3. sokağın köşesinde.

Adından önce, bi hüzünlü bakışı, bir de yalnızlığı vardı; sokağın başındaki yalnız adam...

Sabah mahmuru bazı bazı orta katın perdesini araladığı olurdu, en çok da gökyüzüne dalardı bakışları. Çok sevilir ya da hiç sevilmezdi, bunu bilmesi hiç mümkün olmadı...

Ve ölmeden hemen önce, titrek elleriyle, son sarma sigarasından bi fırt çekti ve biriktirdiği bütün anılarıyla, 3. sokağın sol başındaki, boyası dökük, kırmızı evinin dördüncü katından boşluğa bıraktı kendini; adından önce bi hüzünlü bakışı ve yalnızlığını bırakarak

Ve öldü...
Bu kadar..

cem ben 

19 Şubat 2014

KARA DENİZSİZ

Deniz olmasaydı diyorum, kara denizsiz olsaydı; hep böyle eksik kalırdı hayat... 

Bi hayata iki eksik fazla gelirdi değil mi? 

Deniz olmasaydı diyorum...
....
.....
..
.

cem ben

17 Şubat 2014

KİM O?

Işıkları kararttığım çok olmuştur ya da günü bitirmek için olmayacak zamanlarda bi köşeye kıvrılıp uyuduğum. Çok sevilesi, gerçeği aratmayan rüyalarım, özüm gibi durmadan geçmişte takılıp kalan bi dolu gerçeğim...

Hiç mütevazi olmayan, kendi karanlığında başıboş bırakılmış ümitleri düşün bi, hangi kapıyı çalacağını bilmeyen, yüzünü hiç güldürmeyecek ama hep olan, ziline basıp kaçan, saat başı üstelik...

Tadı yok bu kışın, sen de biliyorsun. Ki hiç olmadığın halde hayatımda bi "sen" olmasının vahametini anlatamam ya da anlayamazsın. Mesela göz rengin yok, saç rengin yok ve hatta saçın yok, boyun kilon ad' ın san' ın, hiçbir şeyin yok ortada, muamma bi "sen" den başka...

Düşün ki, olmayacak zamanlarda kapı zilimi çalan umutlarda hep senden yana, olmayandan...

Ve yine düşün ki, aynı günlerin seyrindeyim. Yüksek bi tepeye oturmuş karadenizi seyreder gibi seyrediyorum hayatı ve çok uzaktan, bütün karanlığına rağmen görüyorum bi dolu gerçeği de, kendime anlatamıyorum. Oysa, hiç gelmeyecek ve bütün huzurumu yüklediğim bi beden beklediğim, boşu boşuna... Çok uzaktan, seyrindeyken hayatımı gördüğüm silüetler oluyor ve bana dönüp el sallıyorlar da, hiçbir detayını göremiyorum.. yine benim kapımdalar, umutla sarmaş dolaş zilime basıp, usulca kayboluyorlar...

Kim o? 
Kim o?
Kim o?

sessizlik...

cem ben..

14 Şubat 2014

14 Şubat

Tam da böyle bi umuttu işte, bi sabah uyku sersemiyken ansızın geldi ve bütün odayı perişan edip gitti. Günlerden salı, aylardan şubat, 14 şubat... 

ve doğdu..
ve hala...

cem ben, 36

11 Şubat 2014

NE DİYORDUM?

Çok ışıklı, süslü püslü caddelerde insani bi dolu değerini kaybetmiş hayatların yaşandığını düşünmek gibiydi ön yargılarım. Çok belli bi yaşanan ya da eksik kalanın yansımasıydı bu.

Aslında bu girişin konumuzla hiç alakası yok, hatta bi konu da yok ortada. Sadece bi dolu cümle kurmak ve bunu bi yerlere yazmak gibi bi istek bu. Örneğin, sabah bi dolu martı fotoğrafı çektiğimi yazmak isterim, sonra karadeniz' de bahardan kalma bi hava olduğunu, rastgele bi banka oturup, montumu kenara koyup uzun uzun denizin maviliğine daldığımı, geçmişi düşündüğümü ya da geleceği...

Sonra durup durup, aklımda aynı geç kalmışlığın yankılandığının da  bilinmesini isterim. Nereye ve neden geç kalındığı muamma bi akıl koşturmacası, üstelik olduğu yerde. Siz de bilirsiniz, geç kalmışlığın geride bıraktıklarını.

Bilmez misiniz?    
O zaman bilmeyiniz, bu en güzeli...  

Bu yazının konusunun belli olmadığını söylemiştim değil mi?  

Peki ya, evin her köşesinde var olan süs eşyalarının neden hala paketlerinde olduğunu söylemiş miydim?
ya da 
nereye baksam aynı başrol oyuncusuyla karşılaştığımı
ya da
bazen hayatın bi yönetmen boşluğuna düştüğünü
ya da 
bazen çok günahkâr olduğuma inandığımı
ya da
bütün mutsuz kelimeleri dost edindiğimi
ya da
hep o sahnede takılıp kaldığımı
....

ne diyordum;

Çok ışıklı, süslü püslü caddelerde insani bi dolu değerini kaybetmiş hayatların yaşandığını düşünmek gibiydi ön yargılarım. 

değil mi?

cem ben