Şimdi ne kadar ağdalı zaman. Ve durmadan kaçasım geliyor; senden, kendimden, yalnızlığımdan ve dahi...
Özlemekten daha öte yaşadıklarım az önce anladım; az önce, alkolün kana karıştığı zamanda. Bi çığlıkla uyandığım gecenin peşinden gelen günden ne hayır gelir demek gibi, blogunu açıp ''özlediğim'' demek gibi, susamamak gibi, yazmak gibi, yaşayamamak gibi, kalmak gibi, gidene kal diyememek gibi, söz gibi, aşk gibi....
Şimdi ben gitsem, karanlığı arkama alıp gitsem ve ardım sıra gelenler beni görmese, ki var mıdır gelen? Boşuna değil cem adrian, boşuna değil yalnızlık, boşuna değil sensizlik, boşuna...
Siz beni karanlığımda gördünüz mü hiç, okumaktan öteye geçtiniz mi misal, anlamak gibi, çalışmak gibi, ''ne bu efkar?'' der gibi, sahtekar gibi, popülist gibi, o gibi, bu gibi. Sordunuz mu ''neden?''
Efkarrrr, kapının arkasında değil artık ve hatta yatağımda, biraz önce seviştik, kan terrrr şimdi yalnızlığım, nefes nefese, ve namussuz ve.... ha bir de şarkılar...
Şimdi cumartesiler alabildiğine sarhoş, saat daha 22:35 oysa da ben pazarda mıyım?
sarhoş mu zaman?
fahişe mi zaman?
şerefsiz mi zaman?
seni alıp gitti mi....
kim?
kim?
Mutsuz, ağlamaklı, kandırılmış gibi, oynanmış gibi, ergen gibi, ergenlik zamanları gibi, hiç özlenmemiş gibi, aşkı sorgular gibi, ben gibi...
Yine tekrar, dün gibi dün kadar tekrar, ben hep ben hep bu zaman içine saklanmış gibi ben; korkak, korkak ve gözyaşı gecenin sonu, ve alkollü bi beden belki, belki, belki...
Senin en damar şarkın hangisi sahi?
cem ben, maalesef cem ben...
Siyahın en koyu tonuydu ayrılık. Hiç utanmadan ve tek bi fotoğraf karesi bırakmadan gittiler dünyadan ölenler. cem ben..
6 Ekim 2012
YALNIZLIK
Hişşşşş...
ışıkları kapat, sadece ekranın aydınlığı kalsın odada
play tuşuna bas
ve yalnızlığı dinle
ve yalnızlığı izle
ötekileştirmeden...
hişşşş, sessizz
ve ışıkları kapat,
gözlerim de orda şimdi, yalnızlığında
ışıkları kapat,
ve dinle, izle, ağla, gül, hıçkır
ve en çok anla
hişşşş, sessizz
ve ışıkları kapat,
gözlerim de orda şimdi, yalnızlığında
ışıkları kapat,
ve dinle, izle, ağla, gül, hıçkır
ve en çok anla
cem ben, yalnızlığa tutulmuş bi cumartesi
EKSİK GÜN
Birden eski zamanlar geldi, çok eski değil... Kabuslar, onlar da geldi. İhanet geldi, kabına sığmadığın zamanlardı.
Sabah hayallerim vardı bir de, eskiye takılıp kalmış hayallerim. Tutup kolundankapı dışarı atamadığım hayallerim.. yeni hayallere yer kalmadı.
Sana uyandım bu sabah, kabuslarıma ve eski zamanlara da, çok eski değil. Özledim, kendime küfrede küfrede özledim, kendime küfrede küfrede yazdım özlediğimi biraz önce. Resmine dokundum yine, dudaklarına yanaklarına, çenene ve öptüm dudaklarından inanır mısın?
karadeniz' e karşı kahvaltı yapmış mıydık biz hiç senle?
Bu sabah eksik kalan yanımıza uyandım tamamlama özlemiyle.
Sonra başka ten kokuları karıştı araya, sonra başka aşklar!! geldi geçti belki, sonra sonra...
Sonra ben senin gözlerini özledim, çok... Yetmez mi?
Siz bilmezsiniz, ben böyle değildim (TIK)
Ha ben kahvaltı hazırlıyorum karadeniz' e karşı; yarın, pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma
Karadeniz' e karşı hiç kahvaltı yapmış mıydık?
cem ben, eksik gün
Sabah hayallerim vardı bir de, eskiye takılıp kalmış hayallerim. Tutup kolundankapı dışarı atamadığım hayallerim.. yeni hayallere yer kalmadı.
Sana uyandım bu sabah, kabuslarıma ve eski zamanlara da, çok eski değil. Özledim, kendime küfrede küfrede özledim, kendime küfrede küfrede yazdım özlediğimi biraz önce. Resmine dokundum yine, dudaklarına yanaklarına, çenene ve öptüm dudaklarından inanır mısın?
karadeniz' e karşı kahvaltı yapmış mıydık biz hiç senle?
Bu sabah eksik kalan yanımıza uyandım tamamlama özlemiyle.
Sonra başka ten kokuları karıştı araya, sonra başka aşklar!! geldi geçti belki, sonra sonra...
Sonra ben senin gözlerini özledim, çok... Yetmez mi?
Siz bilmezsiniz, ben böyle değildim (TIK)
Ha ben kahvaltı hazırlıyorum karadeniz' e karşı; yarın, pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma
Karadeniz' e karşı hiç kahvaltı yapmış mıydık?
cem ben, eksik gün
5 Ekim 2012
DU GELİYORUM SEN OKU
Ya bir saniye, o hemen alttaki yazı kendini neden hala imha etmedi? Başlığından da anlaşılacağı üzere, post tost kıvamına gelip, kaşarını sağından solundan salmak üzereyken böyle bir söz vermişti bana. Birazdan kendini imha edecekti, hay aksi.
Şimdi, hemen şimdi "Bugün Cuma" diye devam edeceğim yazıya, bak içinden "hay senin cumanı kovalasın cumartesiler" dersen bozuşuruz. Cuma benim, koşturulması gerekiyorsa ben koştururum, lütfen beddua yok.
Bugün cuma (sözümü tutarım ), sabahın bi körü yollara düştüm, gece deli sarılmış gibi. :) Bi dağ taş, deniz, kum fotoğrafı çekme hastalığına yakalandım ki sormayın. Lakin fotoğrafçı değilim çok şükür, öyle iftiralara ve popüler söylemlere hiç gelemem. Alem mersine giderken biz tersine giderdik sene 1850 lerde. Daha 1. meşrutiyet ilan edilmemişti düşün artık. "Sen misin meşrutiyet ilanından önce Mersin' e gitmeyen" diyen hayat, o zaman bu zaman hiç eksilmeyen nefretini üstümüze üstümüze kusmaktadır o ayrı tabi ama bilader şimdi sen yanmasan, ben yanmasam, bizim karşı komşunun küçük çocuğu yanmasa (çok gürültü yapıyor da...), efenim bilumum çer çöp yanmasa biz nasıl mersin' i öğrenecektik. Ve dahi burdan bir özlü söz çıkar, benimdir o Nazım Hikmet' e malederseler şahidim sizsiniz :))
Uyuzluk değil mi abi;
Bugün Cuma :))
Ben diye başlayan cümlelerin devamında kişi kendini övüyorsa, hem de her seferinde, o cümlenin tamamı ve hatta o an insanlığın kurduğu bütün cümleler kendilerine bir beden bulup onun göZüne girsin emi. Neyse, sakin...
Dur bakayım o alt yazı kendini imha etti mi?
du geliyorum, sen oku. ha bitti mi? boşluğa dal, efkarlan, sevgilini düşün eskisini, ayrıldığını da mutsuz ol emi :)) şu şarkıyla (TIK)
Şimdi, hemen şimdi "Bugün Cuma" diye devam edeceğim yazıya, bak içinden "hay senin cumanı kovalasın cumartesiler" dersen bozuşuruz. Cuma benim, koşturulması gerekiyorsa ben koştururum, lütfen beddua yok.
Bugün cuma (sözümü tutarım ), sabahın bi körü yollara düştüm, gece deli sarılmış gibi. :) Bi dağ taş, deniz, kum fotoğrafı çekme hastalığına yakalandım ki sormayın. Lakin fotoğrafçı değilim çok şükür, öyle iftiralara ve popüler söylemlere hiç gelemem. Alem mersine giderken biz tersine giderdik sene 1850 lerde. Daha 1. meşrutiyet ilan edilmemişti düşün artık. "Sen misin meşrutiyet ilanından önce Mersin' e gitmeyen" diyen hayat, o zaman bu zaman hiç eksilmeyen nefretini üstümüze üstümüze kusmaktadır o ayrı tabi ama bilader şimdi sen yanmasan, ben yanmasam, bizim karşı komşunun küçük çocuğu yanmasa (çok gürültü yapıyor da...), efenim bilumum çer çöp yanmasa biz nasıl mersin' i öğrenecektik. Ve dahi burdan bir özlü söz çıkar, benimdir o Nazım Hikmet' e malederseler şahidim sizsiniz :))
Uyuzluk değil mi abi;
Bugün Cuma :))
Ben diye başlayan cümlelerin devamında kişi kendini övüyorsa, hem de her seferinde, o cümlenin tamamı ve hatta o an insanlığın kurduğu bütün cümleler kendilerine bir beden bulup onun göZüne girsin emi. Neyse, sakin...
Dur bakayım o alt yazı kendini imha etti mi?
du geliyorum, sen oku. ha bitti mi? boşluğa dal, efkarlan, sevgilini düşün eskisini, ayrıldığını da mutsuz ol emi :)) şu şarkıyla (TIK)
4 Ekim 2012
KENDİNİ İMHA EDEN NOT
Şimdi uyusak, insanlar sussa, savaşlar bitse, her haltı herkesin bilmemesi gerektiğini herkes öğrense, ülkeleri kahvehanelerde kurtarmanın imkansız olduğunu anlasak, büyüsek, gelişsek, insanımız akıllansa ve uyansak ne şahane olurdu. Ve fildişi kulelerimizden yaptığımız "savaşlar olmasın lay lay lom" ya da "vur kır parçala" edebiyatından da vazgeçsek. Hatta orhan veli de dahil, inadına edebiyattan vazgeçsek olacaksa. Harbiden şahane mi oluruz ne??
en iyisi aşk abi, bizi ancak o kurtarır cehaletimizden...
savaşlar olmasın lay lay lay
koşalım kırlarda lay lay lay
kuşlar ötsün çiçekler açsın lay lay lay
cem ben, fildişi kulemdeyim lay lay lay
en iyisi aşk abi, bizi ancak o kurtarır cehaletimizden...
savaşlar olmasın lay lay lay
koşalım kırlarda lay lay lay
kuşlar ötsün çiçekler açsın lay lay lay
cem ben, fildişi kulemdeyim lay lay lay
TEKRAR TEKRAR TEKRAR
Bak üstüme gelmeyin ''karanlığa küfredeceğine bir mum da sen yak'' derim ve hatta ardından, deniz yıldızı hikayesini anlatır ve son cümleyi, denize son atılan deniz yıldızına ithafen ''bak onun için çok şey değişti evlat'' şeklinde bitiririm. Hayat dersi veririm, gelmeyin...
Zaten rüzgarın sesine eşlik eden bir ses, esmer beğenen bünyeme inat sürekli "sarı saçlarından ve sabahları alabildiğine sıktığım parfümden dolayı ozon tabakasının gördüğü zarardan sen suçlusun. Bakalım insanlığa kendini nasıl affettireceksin, az daha yırtılsın hele o tabaka" deyip duruyor. Üstelik son gelişmeler o yırtığın kapandığı yönündeydi, ki inanmadım kapanıyorsa dünyanın başka bi tarafına başka bir şey oluyordur kesin.
Gördüğün üzere Suriye, savaş, mermi, top ve ölüm mevzularına hiç girmiyorum bile. Özgür cümlelerle kendimi ifade edemeyeceksem susarım arkadaş. Kaldı ki bu gibi konuları yazmaktan çok konuşmanın gerekliliğin inananlardanım. İşi siyaset ve benzeri konuları yazmak olan insanlar yazsın bunları.
Neyse bu kısa ciddiyetten hemen sonra biraz instagram ve biraz da whatsapptan bahsedeyim. Whatsapp' ın amblemi yeşil, instagram' ın gri tonlarında. Bitti...
Bugün ki göreviniz şu şarkıyı ( TIK ) 15 kez dinlemek olsun o vakit, ben dünden bu yana 50. tekrardayım sanırım. Demiş ya; Ben böyle miydim? Ağlamazdım, yakışmazdı. İlk damla ah ne zaman aktı... bu kısmı bile yeter bana.
Bak üstüme glmeyin, "Hayatımız yaptığımız tercihlerin toplamıdır." derim Kendinizi olup biten her şeyin suçlusu ilan eder ve depresyona girersiniz. En iyisi tutmayın beni, gideyim..
cem ben, tekrar tekrar tekrar (lar )
Zaten rüzgarın sesine eşlik eden bir ses, esmer beğenen bünyeme inat sürekli "sarı saçlarından ve sabahları alabildiğine sıktığım parfümden dolayı ozon tabakasının gördüğü zarardan sen suçlusun. Bakalım insanlığa kendini nasıl affettireceksin, az daha yırtılsın hele o tabaka" deyip duruyor. Üstelik son gelişmeler o yırtığın kapandığı yönündeydi, ki inanmadım kapanıyorsa dünyanın başka bi tarafına başka bir şey oluyordur kesin.
Gördüğün üzere Suriye, savaş, mermi, top ve ölüm mevzularına hiç girmiyorum bile. Özgür cümlelerle kendimi ifade edemeyeceksem susarım arkadaş. Kaldı ki bu gibi konuları yazmaktan çok konuşmanın gerekliliğin inananlardanım. İşi siyaset ve benzeri konuları yazmak olan insanlar yazsın bunları.
Neyse bu kısa ciddiyetten hemen sonra biraz instagram ve biraz da whatsapptan bahsedeyim. Whatsapp' ın amblemi yeşil, instagram' ın gri tonlarında. Bitti...
Bugün ki göreviniz şu şarkıyı ( TIK ) 15 kez dinlemek olsun o vakit, ben dünden bu yana 50. tekrardayım sanırım. Demiş ya; Ben böyle miydim? Ağlamazdım, yakışmazdı. İlk damla ah ne zaman aktı... bu kısmı bile yeter bana.
Bak üstüme glmeyin, "Hayatımız yaptığımız tercihlerin toplamıdır." derim Kendinizi olup biten her şeyin suçlusu ilan eder ve depresyona girersiniz. En iyisi tutmayın beni, gideyim..
cem ben, tekrar tekrar tekrar (lar )
3 Ekim 2012
SESSİZ ÇARŞAMBA
Olmadı karaya çekeriz hayatı.
biraz daha zorlarsa darağacına
ya da
iyidir deniz ve gökyüzü
bu da bize yeter (mi?)
dünden bi farkı yok, yine sırtımdan gördü beni ve gölgemi sonra. Ben yine gittim, en çok kendimden.
Ki alex' in gitmesiyle ilgili tek bir satır bilmeyen bir Türk genci duruyor karşında,
ben olsam kıymetini bilirdim.
biraz daha zorlarsa darağacına
ya da
iyidir deniz ve gökyüzü
bu da bize yeter (mi?)
dünden bi farkı yok, yine sırtımdan gördü beni ve gölgemi sonra. Ben yine gittim, en çok kendimden.
Ve bi üst satırlardan bağımsız...
Sonra mavi de çalar kapıyı yeşiliyle.
Aşk yoksa huzurlu bi hayat vardır yaşanan,
eyvallah dünya...
geriye dönüp bakınca...
neyse en güzeli bakmamak, hadi deneyelim.
neyse en güzeli bakmamak, hadi deneyelim.
Gitgide silikleşir yazılanlar , beli bükülür, anlamını kaybeder, üstünü çizer yaşananlar. Sonrası bi dolu nokta. ......
cem ben, ne sessiz bi çarşamba
DÜN
Dün karanlık cümleler çaldı kapımı
Ağrısız bir baş dönmesi,
gri bir hayal gibiydi yollar.
En güzeli bile anlamını yitirdi sabahların
Biteviye kargaşanın, bitmeyen çekişmelerinde sürüklenir gibi.
Tekerleme misali, iç geçişleri olağan ve yolundaydı.
Yollar bir önceki cümleye bağlanma çabasında,
kaygan
ve sarsıntılı.
Yollar, hayata sıkı sıkı bağlanmış ruhların paspası.
Yollar...
Pespaye bir güneş sarmıştı etrafı
Karanlık kelimeleri daha da parlatıyordu
biraz kaypak,
biraz mecaziydi hayat.
Dün herkes biraz daha kalabalıktı ruhumda
Ve sıradan,
ve uzak
...
.
...
.
Dün karanlık cümleler
- belkide son kez-
çaldı kapımı.
2 Ekim 2012
PEKİ
"Sen ağlama" şarkısıyla başlayan günden ne hayır gelir ki.
Ki öyleyse, varsa bir yerlerde mutsuz birileri, gülsün gökyüzüne doğru şimdi, olmaz mı?
Beni boşver be insan...
Neyse;
Bugün 2 Ekim değil mi?
Peki.
cem ben, bugün salıymış mış mış...
1 Ekim 2012
KAPKARA
Bak şimdi sen o yorumlarda geyiğin dibine vurup, hemen üstünde yazdığın yazılarda efkar, hatta eşeğin kulağına su kaçıracak dozda efkar yazamazsın, hadsiz.
-Sensin.
.sensin
-hadi lan
Kahvemi getirin, hizmetçileer, kolu komşular kahvemi getirin.
Kahve mi, getirin?
o zaman, o kahveyse ve zaman o zamansa getirin. saçlarından yolarak getirin.
Yakalayın hayatı, saçından tutun, çevirin yüzünü, ağzını burnunu patlatın, gözünü oyun, burnunu ısırıp, sağ kulağını kopartıp da götürün, getirmeyin beeee götürün diyoruz. götürrrrrr
Hay pazartesi gözünü tırmalasın kargalar, bir de kartallar yüksek uçar.
Donuna kadar siyah giyinmiş bi mahlukatın pazartesi gününden çok da bir şey beklememeli arkadaş.
yarın 2 Ekim değil mi?
evet evet yarın 2 Ekim.
2 ekimmm
2 ekim mi?
neyse, öyle işte :))
Ben Sezen Aksu-Akşam Güneş i dinliyorum bu ara, siz de dinleyin isterseniz. Ha arabesk dinlemem ben, o bizi bozar diyorsanız acil servis-hey bebek dinleyin. o da iyidir...
cem ben, kapkara yok yok benimki en kara
-Sensin.
.sensin
-hadi lan
Kahvemi getirin, hizmetçileer, kolu komşular kahvemi getirin.
Kahve mi, getirin?
o zaman, o kahveyse ve zaman o zamansa getirin. saçlarından yolarak getirin.
Yakalayın hayatı, saçından tutun, çevirin yüzünü, ağzını burnunu patlatın, gözünü oyun, burnunu ısırıp, sağ kulağını kopartıp da götürün, getirmeyin beeee götürün diyoruz. götürrrrrr
Hay pazartesi gözünü tırmalasın kargalar, bir de kartallar yüksek uçar.
Donuna kadar siyah giyinmiş bi mahlukatın pazartesi gününden çok da bir şey beklememeli arkadaş.
yarın 2 Ekim değil mi?
evet evet yarın 2 Ekim.
2 ekimmm
2 ekim mi?
neyse, öyle işte :))
Ben Sezen Aksu-Akşam Güneş i dinliyorum bu ara, siz de dinleyin isterseniz. Ha arabesk dinlemem ben, o bizi bozar diyorsanız acil servis-hey bebek dinleyin. o da iyidir...
cem ben, kapkara yok yok benimki en kara
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)