14 Ağustos 2012

ESKİYE

Biletimi aldım. Öyle yeni hayatlara daldığım-dalacağım yok. Geçmişe dönüş mü dersiniz, öze dönüş mü dersiniz bilmem ya da susup ''banane'' dersiniz. Benim öyle bananeliğim kendime sökmüyor her zaman, o yüzden bi yol bulup ikna etmek lazım özümü.

Yolculuğa az zaman kaldı; yeniden eskiye, eski hayata dönüş neleri getirir neleri götürür bilmek zor, fakat tahmini kolay da, yine de içine dalmak şart, ondan sonra yorum yapmak...

Yeni hayatın seni benden alacağı kesin de, sen kimsin ki zaten? hep bir sır, hep bir muamma. öylesi makul, öylesi kabul gören değil mi? zaten aşkta değilsin, ayrılıksın belkide.''ben şimdi yarını düşünüyorum, sonraki günü saldım yokluğa.'' derken bile sonraki güne hayıflanıyorum farkına vararak...

Neyse sonu olmayan hayatların kelimelerde yaşatılması da imkansız mı ne? Biliyorum ki yazıdan ibaretsin özlüğünden şüphe ettiğim hayat, bu yüzden yine susmak lazım.../2008


cem ben, yine yolcu

SUSTUM

Yeniden düzenlenen şarkılar gibi şimdi hayatım; arz ettiğim hayat kahramanları tarafından talep görmeyen. İşte bu yüzdendir ki, rastgele dalasım var kurdugum bütün düzeneklere; yıkasım yakasım var.. Ki ''düzenek mi kurduk, düzeneğe dişli mi olduk!'' sorgulamasına girmek bile yorucu artık ve yeri değil bu gece, ve zamanı değil..

Mız mız çocuklar gibiyim hayata karşı ve her yazımda ''hayat'' bahsinden ve dolayısıyla yazdıklarından sıkılmış bir hayat bezgini. Ya da iç sorgulamasında '' kelimeleri kandırma sen hayatı seviyorsun'' diyen aldatmacı.. Ve karmaşığım işte dün gibi, önceki olmasa da bir önce ki gibi.. Şimdi susacagım diyemiyorum, ancak kelimelerimi susturacağım yazının sonunda, biliyorum ki iç dünyam hep konuşacak, hep aksini iddia edecek, hep çarpışacak kavga edecek bir ben bulacak...

sustum..


cem ben, eski zamanlarda/2009

TEZGAHTAR

Neye bakmıştınız bilmiyorum. Ayıp şeyler düştüyse aklınıza ve gözlerimden çok dudaklarımı özlediyseniz gelmeyiniz hayallerime. Sonra belki aşktır içinizi yakan, bilmediğim yeni anlamlar vardır bünyenizde ve kıymet yüklemiştir beyniniz kalbinize, kim bilir?

 Hem öyle bir çırpıda sıfıra çekemiyor insan bir yanını ve ''ya varsın ya da yoksun'' diyemiyor gözlerine. Bazen bir oluyor ve hayatın içinde birden kayboluyor hayalleri. Hayat bu, iki beden küçük bi gömleği tersinden giydirebiliyor gövdenize.

Kaldı ki somut değil anlattıklarım. En çok hayallerime çemkiriyorum, siz üstünüze alınmayınız ey fani dünyanın en fanileri. Ben tezgahımda hayallerimi satıyorum size.

Sabah olunca ve yayınla tuşuna basmadıysak henüz kelimeleri, oturur harf harf yakıp ateşiyle aşk yaşarız biraz daha ateşli ya da etrafında halay çekeriz tezgahın ve dahi yaktığımız hayallerimin, olur mu?

Pardon, siz neye bakmıştınız bilmiyorum. Sonbahar ya da bir sonbahar biraz daha manalı olacağını umduğum hayalim mi yoksa diğeri, hani şu maneviyatından sıyrılıp ahlaksızca ve düşünmeden devam eden, çıplak bedenlerin üzerine kurulu olana mı?

pardon siz bir şeye bakmış mıydınız?

''cem ben, tezgahtar'' diye bitirsem bu yazıyı, bu kadar seyre daldığınız hayallerimin hatırına a' nın üstünü inceltebilir misiniz?

bi zahmet

ve cem ben, tezgahtar.


13 Ağustos 2012

BİR DE ŞUURSUZ

Du bi saniye, şuraya ''hayatın yükü bana fazla geliyor bazen'' yazıp geleceğim. Az bekle, ya geldim arkadaş yaaaa.

Yok ya, o ''bazen'' eksik mi kaldı orda?
''Hayatın yükü bana fazla geliyor çoğu zaman'' ya da ''her zaman'' yok ''bazen'' iyi haksızlık olmasın. Neyse...

Şey siz de dinleyin ŞUNU, ve dinlemeyin içsesinizi. Offf beni de dinlemeyin...

heeeeeyyy taksiii, öndeki aracı tersi yönde takip et lütfen. yemedi miiii?

haydiiiii

güzel hissiyatlarınızı gönderin bana, emi.


cem ben, bir de şuursuz.

RUHSUZ, ÇIPLAK ve KISIR


Ruhumu çıkarttım üzerimden,
Bir hayvan kadar değerliyim artık.
ruhsuz kaldım.

Soyundum,
sırayla kurtuldum bütün somut eşyalarımdan,
çıplak kaldım.

Kalbimi söktüm yerinden,
Hadım ettim aklımı,
kısırlaştım...

Ruhsuz,
çıplak,
ve kısır..
Aynalarda aslımı aradım
..................
bulamayıp suret olarak kaldım....


cem ben, en çok ruhsuz

SAĞANAK HABERİ


Bak güneş çekilmiş yüzünden
Hüznün gölgesi düşmüş bedenine
Sağanak bırakacak bulutları
az önce gördüm gözlerinde.

Bilim adamları bilmez,
Beş günlük hava tahmini yapar boşu boşuna ruh doktorları
Bilmez karanlıklar güneşten bağımsız
yer bulmuş tüm bedeninde..

Mayıs biraz daha sıcak,
biraz daha güneşli olacakmış,
aldanma..
Aldanma senden olmayanların öngörülerine...

Hep aynı teorik kelimeler dolanıyor dünyada.
Ezberletildi haber sonrası hava durumu gerçeği
-Yarın yağmur yokmuş misal,
Havalar ısınmış, güneşli olacakmış beş gün-
üstü örtüldü farklı düşünen dünyaların

sen yine de unutma;
güneş çekilmiş gözlerinden,
birazdan sağanak yağacak,
şemsiyeni hazırla.


cem ben, ıslak.

12 Ağustos 2012

HALA ESKİ ZAMANLAR

SIKILMIŞ MIYDINIZ?

Yeni ya da yenilikçi ve karmaşık kelimelerimle, siyahımsı bir dünyanın, renkten bağımsız görünmez karmaşasının içinde, bahtıma düşen kısmıyla oyalanıp dururum iyi mi?

Sıkıldıysanız siyahımdan söyleyiniz, değişemesem de çeşitli tavsiyelerde bulunabilirim. En mutlu penceresiyle, halimi anlatacak kelimeler aramaktan vazgeçerim, anlaşılır olurum..

YOKLUKLA AŞK

Rüyamda, elele tutuşmuş, özüne gidiyorduk yokluk. Çalar saat olmasaydı şimdi yoktum, bu kelimelerde yoktu.

VE

Hayatıma yeni bir sürüm yüklüyorum.. Harddiskimle çakışmazsa huzuru bekliyorum..

VE-2

Neden sonra anladım, ruhum da kirlenmiş...

RÜYADAN GERÇEĞE

Rüyamda seni gördüm, uyandığımda yine hayalet gibiydin..

(bir de bu ara ben ŞU(TIK) şarkıya taktım yine, buyrun dinleyin siz de.)


cem ben, hala eski zamanlar da...

11 Ağustos 2012

TİKSİNTİ


Herşey ne kadar sıradanlaştı birden. Sıradan kelimesinden tiksindi. Sonra şehir üstüne geldi; beden oldu, ruhla birleşti, ellerini uzatıp boğazına sarıldı. nefessiz kaldı, boğulacaktı....

Temizliği aradı, bulunca baş tacı yapacaktı... aradıkça ''saf''laştı, saflık üstünde kaldı..

sonra korkaktı, önce de korkaktı, korktu, korktukça kaçtı..

Her şey ne kadar sıradanlaştı, kendinden tiksindi...

cem ben, eski zamanlar

9 Ağustos 2012

ÖPTÜM

hişşşş

sessiiizzzz.

yanaşsana biraz, yanaş yanaş.

karadeniz' i duyuyor musun?

biraz daha dinle huzuru o zaman, dinle dinle ve içine çekkkk, ohhhhh  missss.


hişşşş, sessiizzzzzz.

biraz daha yokum ben, sen karadeniz' i dinle.

Sonra burdayım, bütün gürültümle.


hişşşş, yanaşsana biraz, yanaş yanaş.

muahhhhh..:)

sezen aksu-sayım(öptüm)


cem ben, öptüm..

(beni mimleyen arkadaşlar teşekkürler, geri dönemediğim için üzgünüm. sonra yorumlarını yayınlamakta geciktiğim arkadaşlar sizden de özür diliyorum. ve çok özledim bloglarınızı okumayı ama bir müddet daha böyle gidecek, kusura bakmayın lütfen)

1 Ağustos 2012

BAŞINA DA SONUNA DA

Aynı hikayeleri biz baştan yazarız. Sileriz acıyı, sonra yeniden yazarız ve yaşar gideriz bir ömür. Böyleyiz ve böyledir ya insan; düşünen, duygusu olan insan...

En zor zamanlarda Karadeniz' in yüzünü okşayan rüzgarına bırakıyorsun kendini, uzun uzun sevişiyorsun seriniyle, sonra biraz kendine geliyorsun. En hakiki sakinleştirici. Sonra Karadeniz özel isimdir, büyük harfle başlayıp, ekleri ünlemle ayrılır diye düşünmekteyim.

Günlerden çarşamba

ve cem ben, kendimi anlattığım profil yazımı paylaşmak geldi yine yeniden;

"Gözüne bakıp anlayamam seni. Sonra hayat da bir şekilde akıp gidiyor. Biraz daha anlaşılır kelimelerle, biraz daha anlaşılır cümleler kurmak lazım. Daha iyi anlaşılmak ve daha anlamlı konuşabilmek adına belki...

 Sonra bir de O. Veli var; Bakakalırım giden geminin ardından..Atamam kendimi denize hayat güzel...Serde erkeklik var ağlıyamam..O.Veli

14.şubat tarihinde doğdu ve hala yaşıyor...

belki yeni şeyler de olur, bi gün... ve bir de hep uykum var gündüzleri.

 (O "kendimi anlattığım" söylemi amma iddialı olmuş yahu)