11 Ekim 2011

UMUT ÖLÜR

O zaman son bahar gelir,
hüzün gelir,
ayrılık gelir...


Birileri gider,
birileri mücadele eder,
birileri kalır...

o zaman sonbahar gelir,
ve umut ölür...

acıdan geçtim güzelleştim

9 Ekim 2011

CİNSELLİK

Teknoloji ve beraberinde gelen olağandışı cinsel obje ve bir dolu şeyden kendimizi koruyabildiğimiz sürece, insanlığımızı koruyabileceğimiz zamanlardayız. Sigmun freud hiç yanılmamıştır...


acıdan geçtim güzelleştim

29 Eylül 2011

GÜNAYDIN

Gün ağırmadan gerçeğe düştü yüzü. 
Bi şiirin, kendini tekrarlayan mısrasında daldığı uykudan,
aynı kelimesinde açtı gözünü kızıl göğe. 
Daha uyuyacaktı,
daha gerçeğe hazır değildi düşleri. 

Uyandııı...

Ey ay bakışlı hayat, ey şeytanını masumiyetine saklamış hayat!

Bakma öyle göz ucuyla düşlerime. Geceden başladım kurmaya, şimdi biriktirdim, bakma. Ben bir garip soyut bedenim, ben soyutluğunu düşlerinden almış bir garip bedenim.

Yeni çıkarttım zihnimi karanlıktan, şimdi ne kadar zor yeni cümleler kurmak, yeni hayatlar yazmak üstüne...


acıdan geçtim güzelleştim

25 Eylül 2011

DELİREYAZDIM-3

Adını koyamıyorum zamanın. Adı zaman değil, adı yok. Aynı zamanda, aynı hayatlarda böyle uçsuz bucaksız kavgaları, böyle dünyevi hırsları anlamlandıramıyorum.

Sustukça üstüme geliyor zaman. Ayaklarımı sürüyerek gidiyorum hayallerime. Açın ışıkları, karanlığımı alt edemiyorum.

Gözlerimi kapattım, şimdi koşuyorum toprak yollarda. Ağaç yaprakları çarpıyor gövdeme. Rüzgarını duyuyor musun aklımın?

Kaçıyorum, kaçıyorum, kaçıyorum... kaçtıkça aynı kapıya çıkıyor yolum.

En karanlığnı seçtim yolların, ağaç diplerine saklanıyorum. Yüzünü görüyorum korkularımın, çok güzeeeel, bi melek kadar güzel.

Kaçıyorum, kaçıyorum, kaçamıyorum...


acıdan geçtim güzelleştim

17 Eylül 2011

DELİREYAZDIM-2

Penceremiii açtım dünyayaaa. Biri siyah, biri beyaz iki melek gördüm davetkar. Kanatlara aldanmadım ben hiç, seni çağırdım insan duydun mu?

Birazdan uzanırım yalnızlığa, şimdi başlasam sabahı bulur uykuya dalmam. Ne alırsan 5 kuruşa düşmüş rüyalarım, seni özledim insan duydun mu?

Saçma zamanlarda bitirdim cümlelerimi. Sonra noktanın peşine düştüm; benim olmayan yan cümleye kaçmış. Ben birini bulamamışken, edebi kitaplar üç noktayla dolup taşmış.

Bi safta sıralamışım cinayetlerimi; maktul yok, katil yok, cinayet çok. Bi silüet olmuş saflar gördün mü?

Ucuna kıvrılmışım gecenin, mevlana yazmış, sezen söylemiş, ben alıp başımı gitmişim yeniliğe doğru uykularımda.


acıdan geçtim güzelleştim

16 Eylül 2011

DELİREYAZDIM

Ayağımı uzaaatmışım serin sulara. Kaldırımlarına gizlenmişim aşkın. Titrek bi sesle okuyorum düşündüklerimi, sonra yazdıklarımı okutuyorum aynı sesle. Ağır aksak cümleler kuruyorum sayfalarca. yazdıklarımı ''düz yazı'' gibi okuyanlarla hesaplaşıyorum gecede.

boşluk bıraaaakk, bağırmadan, titrek ve kısık sesle boşluk bırak kelimelerin arasında. olabildiğince uzat harfleri ve virgül koyma gerekmedikçe.

Karşısına geçiyorum dolunayın. Yüzümde hissediyorum gecenin karanlığını. Sonra okşuyor ayyyy, ay' la sevişiyorum gecenin mahreminde. Yürüyorummm, kendi kendime itaat ederek yürüyorum kaldırım çiçeklerinin üstüne. Yığılıp kalıyor göz bebeklerim, yığılıp kalıyorum mis kokulu baharın üstüne.

Çekip çıkarıyorum anlamlarından cümleleri. En anlamsız, en kavgasız, en korumasız hallerini bulup ruhumla çiftleştiriyorum anlamsızlıkları. Ay yüzlü, aydan tatlı, kolsuz bacaksız bir kadın silüeti gibi beliriyor aklım karşımda. Gece yarısı, aynı gece yarısı, ay' ı aldatıyorum düşüncelerimle..

Yorgun değilimmm, bıkkın değilim; sadece yürüyorum aynı çizgide....

Ayağıı uzaaaatmışıımmm serin sulara, titreyerek okuyorum düşüncelerimi...


acıdan geçtim güzelleştim

1 Eylül 2011

BAKAR MISINIZ?


ZOR

Şimdi biz, aynı zamanın içinde, kendi aczimizi görmeden, başkalarının acziyetleriyle geçiriyoruz hayatı. ah edip vah ediyoruz, çıkar yol arıyoruz, olmadığını bile bile.
Bekliyoruz,
ve öyle usul usul bekliyoruz...

Dünya zor; ucuz, basit, sıradan söylemler gibi. dünya zoor! ne güzel hikaye.

Sonra biz öyle bekliyoruz, dünya zor diye diye.

Kendime dair söylemlerim az önce bitti, bir çırpıda döktüm içimdekileri kendime. Bir zamanda, bir dünyada takılıp kaldım işte. Dedim ya dünya zor, çoookkk. Kelime içerisinde bir harfi birden çok kullanmak ne kadar hafifletiyor anlatılanları ya da anlatılmak istenenleri. Oysa okuyunca dramı ucuzlaştıran-hafifleten o harfler, benim için adete yangın yerinden kopup gelen acılı bir hikaye..

Öyle işte, bu gecenin kelimelerinin de anlamı yok, cümleler henüz oluşamamış; devrik...


Ama dünya zor ve biz öylece bekliyoruz ''dünya zor'' diye diye.


acıdan geçtim güzelleştim

(BUYRUNUZ)

27 Ağustos 2011

KIÇINI DEVİRİP KENDİNE BAKAN ADAM

Sadece bir oyun, başrolda aşkmış gerisi hikaye. 
Yok yok, aşk kalan bir çok duygunun saklandığı bir kavram,
Belini sevdim, dilini sevdim, bedenini sevdim; bütün hepsi aşk(mış) işte.

Bir iyi dilek mesajı yolladım güvercinle,
Kanadını sevdim, gagasını sevdim, gözünü dibini sevdim
gökyüzüne saldım bütün aşka saklanmış duygularımla işte.

Yeni hayatlar yazdım bu gece. Sonra ''yeni'' ile başladığım her haltı elime yüzüme bulaştırdığım geldi aklıma. Çizdiğim onca karikatür içinde, uyduramadım kendime uygun bi karakter yine. Sabahın bilmem kaçı, kafamı kaldırsam ya da sağa baksam hafif sağa bilirim de, güzel yazayım derken gerçeklerimden kopmamam lazım yine.

Sanat soyutmuş, sonra sanatçılar soyunmuş, yatak odası fantazilerinde sanatı bulmuşlar yine. Üstelik ben bi kahramanım, hayalimde yorgan altı kelimelerimi seriyorum bütün cesaretimle gözler önüne. Öyle ki, okuyanlar bile fark edemiyor üzerindeki yorganı çoğu kere. Öyle boğulmuş, öyle içinden çıkılmaz hal almış kelimeler işte. Velhasıl anlatıcıdan kaynaklı, üstü örtülü, okuyucuyu da aynı sahtekarlığa sevkeden bir adam duruyor karşınızda yine...

Yakında, pek yakında yepisyeni bir ''yeni'' ile başlayacağım güne. Kıçımı devirip, günü nasıl batırdığımı seyredesim var da, gün de gece de batmayacak gibi bu sefer işte...

Hadi geç oldu, şimdi yatıp sıradan vızıldamalarla uyanma vaktidir. Ama unutma, ben bi kahramanım kendi hikayemde yine...


acıdan geçtim güzelleştim

20 Ağustos 2011

YARDIM EDİN

Başka dünyalara gözünü kapatmıştı. Bu ülkede daha çok aç vardı ona göre, bana göreyse bu mantıkta daha aç gözlü. Yediği ya da yemediği önünde ve arkasında atasözünü oluşturmaya çalışıyordu belki ama o kendini değil bu ülkeyi ve ''daha açlarını'' düşünüyordu.

Hiç açlıktan ölen olmamıştı bu ülkede, ''şu yavru açlıktan öldü bak'' söylemleri tamamen siyasetti işte, hiç açlıktan ölen olmamıştı bu ülkede. Sonra büyük küçük herkes tanırdı ambülans sesini ve doktor amcalarını. öyle bilirlerdiki oyunlarına konu ederdiler kendilerini....

Böyleydi işte, açlıktan ve dolayısıyla sefaletten ölenleri, yine sefalete en yakın başka ülke insanları düşünürdü. sefalete uzak olan, sadece söylemde ''ülkemin açları'' der dururdu. O kadar...

29 bin çocuk açlıktan öldü diyor haberler;

(YARDIM EDİN)


acıdan geçtim güzelleştim