23 Temmuz 2011

SOYUN

Bütün kitapları kapattım bu gece.
Önümü ilikleyip saygıya durdum ruhuma.
çıplaktım,
ruhumdan daha çıplaktım.
Güzel bi şarkı açtım 
-na na na, na na na-
Senden yana, 
ruhuma yüklediğin iftiradan dolayı ah ettim.

Bütün yasaların üstünü çizdim bugün,
bütün yasakların canevine sakladım ruhumu.

Çıplaktım, 
elbiselerimden öte, üstüme yığdığım kelimeleri çıkarttım.

Sonra yeni bedenler aradım, 
ruhsuz bi dolu çıplak bedene sarılıp yattım;
utanmadım....

Hayat,
hayat....
sakladığım her şeyi çıkarttım bugün.
karşındayım,
çıplak.
hadi göster bana hünerlerini,
soyun...


acıdan geçtim güzelleştim

21 Temmuz 2011

....

İyilikle girdiğim ilişki sonucu nur topu gibi bir marazım doğdu.

acidan geçtim güzelleştim

16 Temmuz 2011

AŞIĞIM YANMIŞIM LAYNNNN ( cıkss, konuyla alakası yok)

Bi ''aptal sarışın'' sendromu var üzerimde. Hatta açayım konuyu, hatta konuyu açmadan önce ''aptal sarışın'' söyleminin yasak olduğuna dair içimde beliren, ama bu belirginliği bir türlü anlamlandıramadığım gerçeğine değmek, dokunmak lazım. Her sarışın demediğimiz, sadece aptal olanlardan bahsettiğimiz gayet ortada. Sarışın kelamının da güzelliği temsil ettiğinin altını çizdikmi, güzel ama aptal bir insandan bahsettiğimiz ortaya çıkar. o zaman varsa böyle bir suç, suç olmaktan da çıkar elbet. Dallanıp budaklanan konumuzun dalını budağını kesip sapıyla mevzuya devam edecek olursak;

Bir aptal sarışın sendromu var üzerimde. Fakat orta yaş üstüne tırmanmış, güzelliği hafiften alaşağı olmuş, e aklını kullanamadığı için de ortada dımdızlak kalmış bir durum bahsettiğim. e madem çirkinleştin, zaten akılda yok, bari azami fayda için kalanlara saldıralım yaklaşımının getirdiği ezik bi durum velhasıl.

-ohhh ya, konunun hala dalıyla budagıyla ugrasıyorum diye çok tırstım-

Sonra;
Şu ahir ömrümde göremeyeceğime kesin gözüyle baktığım bizim sokak yolunun asfaltlanmış hali bugün itibariyle gerçekleşmiş. İki adım ötesi medeniyet gibi dursa da, bünye iki adım gerisinde ki medeniyet belirtilerine bir türlü alışamıyor. Yolda bi çukura takılıp düşme tehlikesi geçirmeyi, arabayla geçerken böbrek taşarına doğru çalışan süspansiyon sistemini hissetmeyi istiyor insan. Ama yok, dümdüz, asfalt kaplı bir yolla karşı karşıyasın. Çok zor olacak buna alışmak. Neyse efem, kalan sokak sakini de ben gibi düşünüyor olacak ki, bi bayram havasında karşılandı asfalt döken araçlar. devamında yol izmir' in kordonu misali yürüyüş yapan insanlarla doldu. Korkarım bundan sonra her yıl bugün bayram ilan edilip bu durum kutlanacak, Ah ne saadet...

tivıtır maceram, amir-memur ilişkisinde girdiğim yeni yol, murat boz' la başladığım mesailerim ve daha bir dolu başka ilginçlikleri anlatmayayım şimdi, bu saatte...

amaaaaaannn, aşığım yanmışım laynnnnnn....

[(kalan çeyrek avuç hayran kitleme soruyorum; yazı karakterinden dolayı, bloğumdan bi soğuma, bi ekrana dogru kusma hissi, bi nefret beliriyor mu? Buyrun, hatta anketleştirelim bu durumu. Ankete katılacak 3 kişiden 2 sinin fikrine boyun eğeceğim.:)) (bir de pampişler desem, hepten bırakıp gider misiniz bloğu? sizi bilmem ama ben gidiyorum..:)))]


acıdan geçtim güzelleştim

8 Temmuz 2011

HIMMMM, GARİP

Çok tuhaf şeyler oluyor bu ara. Ajda Pekkan Sinan Akçıl' la düet yapıyor (hoş Serdar Ortaç' tan şarkı almışlığı da var ), programlarda konuşabiliyor. On cümlenin üçünde kendiyle çelişiyor gibi gelse de konuşuyor işte. Bir de mega-ultra starımız Tarkan' dan aynı performansı beklemedeyim. Her söylenen cümle erotik değildir, bunu birileri kendisine hatırlatmalı. Misal o seslendirdiği belgesel, gerçekten erotik değil. '' göç etmek için doğdular, ohhhhh.. ya göç edecekler ya da ölecekler. korkunç tehlikelere rağmen ahhhhhh''

Futbolda şike iddialarıyla ilgili çeşitli girişimler oluyor.  Detayı herkes biliyor zaten, nihayetinde bi gariplik var burda da..

Sonra bloğumu dünyanın dört bir yanından izlemeye alanlar mevcut. Geçen arkadaşa ''blogumu yabancılar izlemeye başladı, ne ayak'' dedim. Özelleşiyor senin blog galiba dedi..:))  Ayrıca blog camiası da bi garipleşmeye başladı. Henüz kaynağını, belirtilerini çözemediğim bir şey.

Ve twitter da Erol Köse macerası devam ediyor. Tavsiye ediyorum, muhakkak izleyin kendilerini. İnanın '' ulan benimki de dert mi?'' dşyeceksiniz bir zaman sonra.  (bu kısımda hakaret yok değil mi?) Sıklıkla twittçilere ''hakaret içeren söylemler direkt bilişim suçları merkezi tarafından izleniyor. ıp ler belirleniyor ve cezalarını çekiyorlar '' deyip duruyor da tırsıyorum. Ve fakat, bir çok tivitında aleme bulaşıyor. o zaman gerekli merciler tarafından IP si belirlenmiştir zaar..:)  ( offfff türkçeyi unutmaktan çok korkuyorum)

onlar savaşıyorlarda, vahşiydiler... uuuuuuuuuuuu

Ve en önemlisi ben, gün geçtikçe ruhuma biraz daha ihanet ediyorum. Sonra pişman olmuyorum, olsam da itiraf etmiyorum, hatta mutluyum. Dünyayı onun algılanmayı istediği gibi algılıyorum. Ne zamana kadar bilinmez.....

Büyük göçler... ayyyhhhhh..:)

Ve Sezen' e devam


Ey aşk neredesin şimdi, sen de mi terk ettin beni?


acıdan geçtim güzelleştim

3 Temmuz 2011

AL SANA PAZAR

Sevmiyorum hacı ben pazar günlerini. İstediği kadar güneşli, cicili bicili bir gün olsun. Ağzını yüzünü boyasın, dekolte giyinip gelsin, kulağıma erotik bir şeyler fısıldasın ve hatta bi direk etrafında en profesyonel tarzıyla striptiz yapsın, yine de sevmiyorum canına yandığımın pazarını.

Bi mahallenin tadilat sesi hiç mi bitmez, sürekli mi bi çekiç, bi çocuk, bi insan sesi eksilmez. ''bugün pazar lan, bi kısayım gürültümün sesini'' demez mi insan. Gürültünün sesi nasıl kısılır, sesi kısılan bir gürültü kısılınca gürültü olmaktan çıkmaz mı? soruları içimizde kalsın. Şurda azcuk ucundan küfredip çıkacağım lanet olası. Ha bu gürültünün pazarla olan ilişkisini hemen kurayım; cumartesi, cuma ya da diğer günler batmayan bu gürültü, toplumda yerleşik olan ''tatil günü pazar sakin geçer'' mantığından yola çıkıp batıyor bana. Pazar hiç aslına uygun davranmıyor, pislik herif.

Sabahtan beri tek istediğim odanın camını açıp, kahve ve sigarayla keyif yapmak ama ne mümkün. Gürültü ile eşgüdüm ve dolayısıyla eş zamanlı çalışan arılar, planladıkları ''bu herifin gününün anasını üzelim'' operasyonunu başarıyla gerçekleştiriyorlar. Neyse efem camı açmamla içeriye giren, girmeye teşebbüs eden, vızıldayan arı sesleri pazarıma ilaç oldu. Kimisini öldürdüm, kimisinde de odanın bir ucuna kendimi kamufle edip geldikleri gibi giderler mantığıyla beklemeyi seçtim. Velhasıl gün itibariyle iki arı katili bi biçare duruyor karşınızda. ben de durmak yok yola devam diyorum onlar da, bakalım akşama kadar neler olur. Fakat çok kararlıyım bu odanın camları açık, elimde kahve yanında sigarayla geçireceğim günü. İsterse ejderha girsin camdan..:))

Sezen dinliyorum var mı pazar. zoruna gitmesin..

Ayrıca bu internet yasakları ne zaman başlayacaktı. Ben bu yasağın boyutunu da anlamış değilim zaten. Ne yani şimdi anadan üryan bedenleri seyredemeyecek miyiz internette. Sınırı ne; gözler, meme uçları ve belden 10 cm aşagıya kadar olan kısma siyah bant çekilirse yasak delinmiş olur mu?  hayır yetkililer çekmiyorsa ben çekerim o siyah bandı, otokontrolüm iyidir yav. Hem o bedenlerden bizim buralarda (dolayısıyla bir çok yerde) yok, olsa onlardan rica ederdik herhalde. Manyak mıyız gerçeği varken sanalına sarmaya. Sonra hadi bunları yasaklandı da şu televizyon kanallarında dönen maceralar ne olacak. Şu gençlik dizilerinde, atıyorum 3 kız 3 erkekten oluşan bi grup özellikle permute edilip, her bölümde aynı gruptan farklı kişileri birbirleriyle eşleştiren diziler ne olacak. Bu çok daha ahlaksızca.
(gerçekten bu gruptan kaç farklı çift çıkar, unutmuşum formulünü. 3! / (3-2)! * 1! miydi?)

hadi iyi pazarlar....


acıdan geçtim güzelleştim

2 Temmuz 2011

ŞİMDİ NE GEREK VAR


Şimdi ne gerek var yeni cümleler kurmaya. cumartesi cumartesi, ezberletilmiş cümleler kayıt altındayken, önceki zamanlardan kalanlarla yaşıyorsak hala ne gerek var...

Dün ezberimize kaydedilen, maskesi yüzünde, elinde benzin, ona uymayan hayatları yakanlar bugün sadece maskelerini değiştirip devam ediyorlar yakmaya. Üstelik her dem, müthiş ve bilgili hayran kitlesiyle görevlerini layıkıyla yerine getiriyorlar. O yüzden, şimdi ne gerek var yeni cümleler kurmaya, ne de olsa o müthiş, bilgili ve büyük kalabalıkları yönettiğini sanan kitle her an hazır seni alt etmeye.

Şimdi ne gerek var yeni cümleler kurmaya, üstelik cumartesi cumartesi...

Değişime bu kadar direnmenin sebebi bu olsa gerek; maskeler, onlar yarıya düştü, yüzler neredeyse meydanda. Sadece müthiş ve bilgili hayran kitlesi ürkütücü. Özellikle ''bilgili'' kısmı...

En güzeli Anadolu. Bütün zoraki suç üstlenmelerine karşın, en güzeli anadolu. Toprağından Mevlana yetiştirmiş. Her ne olan varsa gelmiş, bilgili ve müthiş kitle de suçu atacak güzel bir mecra bulmuş ne ala..

Amaaannn şimdi ne gerek var yeni cümleler kurmaya, haydi bakalım ezberlenmiş hayatlarda yaşamaya....


acıdan geçtim güzelleştim

26 Haziran 2011

BEN SİZİ BULURUM

Ben sizi bir gecenin karnında bıraktım
Adınızı gölgemin üstüne yazdım
Sezen çalıyordu ya da Zülfü belki de sessizlik
Pazardı, herkes uykudaydı sabaha karşı.

Ben sizi bütün gecelerin karanlığında gördüm hep
Yaradanın bahşettiği somut bedeninizi bilmedim
Ama tanırım yüzününü aydınlıkta görsem
Yağmur damlalarına çizdim gözlerinizi.

Tanırım aslınızı aydınlıkta görsem
Bir zaman sonra belirginleşir zaten yüzünüz
Tüyleri alınmış kollarınızı hissederim belimde
Soyunmadan sevişirim ruhunuzla.

Ben sizi hayat görüşünüzde bulurum
Aynı sokaklarını turlarız kaybedenler şehrinin
Elimi bir uzatsam
Kalbinize dokunuurum.

Ben sizi yarı yağlı parlak cildinde görürüm yoldaşlarımın
Yüz çizgileri kaybedilmiş, özleri eksiltilmiş öyle çok hayatlar var ki
Ben resminizi eksik hayatlarda tamamlarım.

Ben sizi bulurum bir Sezen şarkısında
bıraktığım gece karanlığında
ya da kaybedenler şehrinin kuytu sokaklarında.


acıdan geçtim güzelleştim

( acıtmışım canını sevdikçe/ Sezen )

25 Haziran 2011

BARİ NADA DİNLEYİN


Sanki sıkıcı. Batan, kahreden deği,l sadece biraz sıkıcı. Yaz ve cumartesinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan düğün, nişan, sünnet v.s. toplantıları. Tizinden habersiz bas eşliğinde hoppidi hoppidi oynayanlar, atlayıp zıplayanlar. ''Of bitmedi bu düğün dernekler, battık bu ay'' söylenmeleri arasında satın alınıp, güle oynaya takılan küçük sahtekar altınlar. O kadar altını taktık, kap şu pasta-koladan fazla fazla, evde de yeriz ya da ''kalk gız azıcık oynayalım değsin, olmadı bi koca buluruz'' ifadesini yüzünde unutup, ortada gerdan kıranlar. ''Bilader o kıza yanlış yok, ilk ben baktım ona'' ergen söylemleri. Kesilen araba önleri, tokuşan tamponlar...

Öfff pöffff....

Hepsinden mahrumsanız cumartesi cumartesi. Yan komşunuz evlenmiyorsa, odanıza buram buram rıv rıv rıv vari bir müzik sesi gelmiyorsa. Buyrun Nada dinleyin bari. Olmadı bi görevde yükselme sorusu daha sorayım, ona da cevap vermeyin..:)


acıdan geçtim güzelleştim

24 Haziran 2011

OLAĞAN CUMA YAZISI

''Bi kere ben çok değiştim, cumalar da o eski cumalar gibi değil'' demeyi çok isterdim fakat, benim cumaya olan platonik aşkım bitmeyecek belli. Çok ısrar ederseniz, diğer günlere olan yaklaşımımda biraz değişiklikler var onları anlatabilirim ( hala pazarı pek sevmiyorum Evren.:)). Böyle bir keyif var mı söyleyin bi; kahve, sigara ve sezen ( bu da değişmemiş bak). Al bu keyfi yapıştır cumaya, ooohhhh mis mis.

Bilen bilir Sezen albüm çıkarttı ''Bakarsın umduğundan iyi geçer yaz... öptüm sezen''. Aman biz sezenciler arasında bir heyecan, bir telaş, bir telefon trafiği sormayın gitsin. Hepimiz kendi çapında müzik eleştirmeni oluverdik bi çırpıda. Yok şurda şarkının patlama noktası eksik, yok burda müzik fazla sesli sezen' in sesi kaybolmuş, yok beride yanlış notadan girmiş. Aman aman değme müzisyenlere taş çıkartırız görseniz. Velhasıl bizim ki armudun sapı, üzümün çöpü kıvamında bir yaklaşım sadece. Yoksa Allah sizi inandırsın bayıldım, bittim albüme. Fırsatınız olursa acıtmışım canını sevdikçe, sayım, vay, arkadaş şarkısını duyunca, unuttun mu ben? şarkılarını, hatta albümün tamamını dinlemenizi tavsiye ediyorum. Ben şuan ''kaçırıcam seni'' adlı şarkıyı dinlemekteyim. oy oy oy....

Ben içerdeyken (kendi tımarhanemde :)) bir de milletvekili seçimleri oldu değil mi?  oldu vallahi. Neyse bu konuda yorum yapmak bana yasak, malum 657. Vatana millete hayırlı olsun bu yeni durum deyip çıkayım işin içinden.

Sonra çok önemli bir diğer konu; Görevde Yükselme Sınavı açıklandı. Bu haber en az Sezen' in yeni albümünün etkisi kadar etki oluşturdu bünyemde. Bi dolu kitap siparişi verdim. Çok çılgın bi süreçti doğrusu..:) Sol üstte ki resimde biraz sınav için, biraz keyif için başucuma yığdığım ve okunması gereken kitapları görüyorsunuz. ''Kafayı yemeden önce ne okusam kardır.'' mantığıyla giriştiğim yığma işi, sınavın açıklanmasıyla beraber içinden çıkılması zor bir hal aldı açıkçası. Ben de ''kitaplarla yatıp kitaplarla kalkarım ama okumam'' diyerekten, her gittiğim yere götürüyorum bir kaçını. hayır vicdanımın sesini ancak bu şekilde susturabiliyorum...:)  yok yok ben gülüyorum diye siz de gülmeyiniz, hepsini okuyacağım. Hem çoğundan 3-5 sayfa okudum. Ayrıca da bu süreçte 3-5 kitap da okudum, o kadar da değil yani..:)
(Yeri gelmişken, bu sınav için hepinizin iyi dileklerini, dualarını bekliyorum. Yine ocağınıza düştüm abii..:))

Sonra yine spora başladım. Günde 20-25 dakika da olsa yapıyorum, hiç yapmayanlar da var. Neyse efem 174-175 cm civarı olan boyuma karşın son tartılma girişimimde, tartım (benim değil, kimindi onu da unuttum) 66 yı gösterdi. Eridim bittim sanmayınız efem, gayet fitim. Nihayetinde kemiklerim iri, çalı çırpı gibi gözükmüyorum. Üstelik her türlü seviyorum ben kendimi, du gıdımdan bi öpücük alayım. :)

10-15 gündür haberleri izlemiyorum sanırım. hatta 3-5 gündür hiç tv izlemedim. Bu akşam şöyle bir haberlere bakayım dedim, her şey bıraktıgım gibi devam ediyor. Ha yaz dolayısıyla 90-60-90 kadın nasıl olunur tavsiyeleri eklenmiş. Bak ben sıyırmadım, atlattım ama bu halk bu gidişle kafayı yer haberiniz olsun. Ortalama bir türk kadınını sen 90-60-90 olmaya itersen, o kadın yazık yer kafayı. sonra eşine dostuna da yedirir o olur. 90-60-90 olmayınız, böyle bir kaide yoktur. bakımlı olunuz yeter yahu, nedir bu işkence. yemek nasıl yenir onu unutacaklar en son ondan korkuyorum.

daha daha daha....

Neyse gireceğim sınava dair geçmişte çıkmış bi soruyla yazıyı sonlandırayım. Cevaplarınızı da bekliyorum. Ben bu sınavla bozduysam, herkesi delirtirim abi..:))

1- Temel fizyolojik gereksinimler
2- Kişisel geresinimler ve kendine saygı
3- Kişisel gelişim ve başarı
3- Dış tehlikelerden korunma gereksinimi

Maslow' a göre yukarıdaki gereksinimler öncelik sırasına göre nasıldır?

( şıkları yazmıyorum siz sıralayınız, süreniz 1 dakika. en kazığını seçtim hihihihi)


acıdan_geçtim_güzelleştim

dur duuuuurrrr bitmedi. şu sağ yandaki eksik liste var ya. blog şablonunu değiştirmemden kaynaklı olarak cortlayan takip listem dolayısıyla adı öyle. kimleri takip ediyordum unuttum ya da umarım unuttuğum yoktur. ekli olmayanlara kastım yoktur yani, daldıkça blog dünyasına hatırlarım ben o eksikleri..:))

tamam bitti...:)

21 Haziran 2011

ACIDAN GEÇTİM GÜZELLEŞTİM

Bazen bir tokat gibi vuruyor insanın yüzüne gerçekler. Bir an dünyevi bütün bağlarından kurtuluyorsun. Kısa bir an; durmadan içinde kaldığın mücadeleden, kavgadan arınıyorsun, nefes alıyorsun. Mutlu olmak ya da olmamak değil karşında duran  anlık tablon. Boyutu değişmiş ve ezberinde olmayan, önceki zamanların kökleşmiş yaşam alışkanlıklarının, yeni durumla yer değiştirmesi. Tablo bu...

Bundan bir küsür ay önce, o an gelmezse zorla getiririm belki mantığıyla, bağ saydığım bütün her şeye dahil edip blogu gittim buralardan. 30 küsür yılda karşılaştığım en ağır kavgaydı bu, en ağır kavgamdı; geçti...

Şimdi yeniden yeşerttiğim umutlarım, huzurumla buradayım, hayattın tam ortasındayım. Blogun rengine, yazılacak olanlara ya da yazılmışlara aldanmayınız. Çizdiğim yeni yolumda, hayatın içindeki bütün güzellikleri yanıma alıp, güle oynaya yürümekteyim. Ve artık gereksizliğimden sıyrılıp; gerekliliğimin, en azından kendime olan gerekliliğimin çok farkındayım. Velhasıl acıdan geçip güzelleşenlerdenim.


acıdan geçtim güzelleştim