gereksiz adam
Siyahın en koyu tonuydu ayrılık. Hiç utanmadan ve tek bi fotoğraf karesi bırakmadan gittiler dünyadan ölenler. cem ben..
8 Ağustos 2010
ŞAŞKIN
Kedisini, köpeğini çocuğu zanneden insanoğluyla karşı karşıya dünya. Yakında insan doğurduğu için depresyona giren, bebeğine yabancılaşan kadınlarla karşılaşırsak şaşırmayalım...
5 Ağustos 2010
YORUMA KAPATILMIŞ CÜMLELER
Kelimeler anlamlarını yitirmiş,
yoruma kapatılmış cümleler...
Sokak başı bekçileri giriş çıkışları kontrol altına almış
İmgelere yasaklanmış sesler...
Manasız nümayişler kapatmış mısraları
Aşüb-gah bir hal almış dünya
Zorlama gidiş-gelişler gökyüzünü derin bir haba salmış.
Uyumsuz ve adanmış dizeler bir başına kalmış.
Kelimeler anlamlarını yitirmiş,
yoruma kapatılmış cümleler...
gereksiz adam
YENİ ANAYASA
anayasa değişikliği giresun' da fındık fiyatlarını arttıracak mı?
rize' de çay fiyatlarına yarayacak mı?
Antep baklavasında ki fıstık oranı artacak mı?
çiftçiyi kalkındıracak mı?
emekliye-memura zam yaptıracak mı?
atlatacak mı?
hoplatacak mı?
arılara bal yaptıracak mı?
düz duvara tırmandıracak mı?
!!!!!
Sonra benim psikolojik sorunlarım var,
dünya ile kavgam var,
hayatla münakaşam-münazaram-beyin fırtınam-konferansım var. Bunları çözecek mi?
beni hayatla barıştıracak mı?
!!!!!
e tabi mesai saatleri de önemli. sıkıldım sabah 8:00 akşam 17:00 mesaiden. Mesai öğleden sonra başlamak kaydıyla günde 3 saate inecek mi?
!!!!!
Yoksa bütün bunlar "yaş" mı?
Bunlar olmayacaksa benden de hayır...
(ironik bir söylemdir benimki tabi. kararlar ne olursa olsun, ciddi bir değişiklikte verilen kararın gerekçelerini bu kadar basite indirgemeyen yönetici-halk v.s. nin olduğu bir ülkeye kavuşmak dileğiyle)
gereksiz adam
3 Ağustos 2010
VE HUZURA GİDEN TRENLER YOK
Ellerinden daha beyazdı teni.
Kan kırmızısı gözleri ışıksız.
Umutsuz, sabahçı kahvesi aşığıydı.
Başka şehirlere yollamıştı huzurunu.
Beyaz elleriyle kafasını tutup,
alnından öperek uğurlamıştı.
Yeni şarkılar göndermişti yüzünü bilmediği karanlıklar şehrine.
Özenle seçti sözlerini, altını çizdi.
Çok kez dinledi, durdurdu baştan dinledi.
Üstünü çizdi, sildi...
Yeni şarkılarda kalabalık şehirler buldu
Yolcusunu aradı,
alnından öpüp gönderdiği yolcusunu;
Bulamadı...
Son şansıydı trenler..
Son durağı huzura çıkan trenler..
Çığlık çığlık,
pas kokulu trenler...
Ve garlar aynı sabahçı kahvesinin müdavimi
ve garlar yok
ve trenler suskun
ve huzur kayıp...
gereksiz adam
Birde Sessiz Sedasız Akıp Giden Zaman Koyuyor Adama
.........
Bir de sessiz sedasız akıp giden zaman koyuyor adama. Bir zamandan sonra anlıyor insan ''üç günlük dünya'' nın karşılık bulduğu çaresiz anlamı. Sıradan zamanlarda söylerken öyle yüzeyselleştiriyoruz ki, oturup aklı selim düşününce fark ediyoruz derinliğini. ''Ne yapsak da içini doldursak hayatın?'' sorusu bir türlü cevabını bulamayınca akılda, içinde bulunduğun yaşın, zamanın, gençliğin, onun bunun bir manası kalmıyor.
Yeni değil zamana takıntım biliyorum, sadece son zamanlarda biraz daha eziğim karşısında, biraz daha boş hissediyorum bakışlarımı. Bazı bazı yeni hayatlar yazıyorum kendime, şahidimsiniz. O hayatlarda baş role koyuyorum kendimi. Düşünüp huzur bulmaya çalışıyorum. çünkü bi ucundan tutsam huzurun, peşini bırakmayacağım biliyorum. Ama her seferinde bi bezginlik söylemiyle, hali, tavrıyla açıyorum gözlerimi aynı hayata.
Başka öncelikler arıyorum kendime, yaşıma-yaşadıklarıma uygun başka, önemli, mühim, dünyevi öncelikler ve kalabalıklara karışıyorum. Boş boş konuşup gülmeyi seçiyorum, uğraşıyorum, çabalıyorum. Bir zaman sonra, kısa bir zaman kendimi dinledikten sonra susuyorum.
Yok, burada da değil huzurun kapısı...
...................
İşte bir de sessiz sedasız akıp giden zaman koyuyor adama.
gereksiz adam
31 Temmuz 2010
BENİ ANLA DİYE
Konuştuğumuz harflerden başka harflerle çıktım yola
Yeni adresler buldum adını lekeleyecek
Geçmişini kurcaladıkça,
farklı ve nefessiz dünyalarda açtım gözümü.
Sonra senden gizli kişilikler oluşturdum.
yeni bir kimlik yazdım boş sayfalara
En afili resimlerle süsledim görüntümü
Kısayollar oluşturdum dünyama.
Ve yeni ziyaretçilerle doldurdum her yeri.
Yeni ve genç sevgililer çaldı kapımı,
İç çamaşırlarının renklerine hala alışamadığım...
Başıboş aşk söylemleri aynı sen
Ama anne şefkatine henüz bulaşmamış elleri.
yeni ve genç sevgililer.
Kirli ve farklı dillerdeki dünyanda yer aradım kendime.
Farklı saflardan göz göze bakabildiğimiz.
sadece beni anla diye,
aslımı karalara feda ettim.
ama anlatamadım...
gereksiz adam
(yeni takıntım; aşk mümkün müdür hala?)
29 Temmuz 2010
ANGUT
Bir kaç kelimenin yerini değiştirip, gerçek taleplerimi saklamakla geçiyor hayat. Yaşadığım toplumun kültürüne olan saygımdan iki yüzlü bir adam oldum çıktım sanki. Hangisi gerçek hangisi sahte karışıyor bazı bazı.
18 li yaşlarda, fiziksel ve psikolojik değişimle beraber ağır gelen hayat 30 lu yaşlardan sonra kolaylaşıyor ya bazılarına, işte o bazılarınadır gıcıklığım. Belki çekemediğimden belki de her şeyi unuttuklarını düşündüğümden... bana yaşadıkça ağır gelen hayat nasıl oluyor da bir başkası için kolaylaşıyor, hafifliyor anlamıyorum. Birileri farkında olmadan her şeyi çözdü de ben mi ortada ''angut'' gibi kaldım acaba (Biliyorsunuz angut kolayca avlanan bi hayvandır, benzetmem ondan).
Tamam, biliyorum;
zaman geçtikçe, yaşananlar değiştikçe kişilerin öncelikleri değişiyor. Değiştikçe hayatla mücadele şekli ve dayanma eşiği de değişiyor, olabilir. Ama ben değişen zaman, mekan, eşik, meşik hepsini alsam da cebime yine de duramıyorum dünyaya karşı şöyle ''kodum mu oturturum'' edasıyla.
Psikolojide bir yeri vardır elbet bununda, hatta zorlasam adını sanını bile açıklarım da bu neyi değiştirir, hiç. Şimdi siz değerli blogdaşlarımın yeni görevi, bu biçareye hayat karşısında ''kodu mu oturtan adam'' edası katmak için yol göstermektir. Fikir ve desteklerinizi bekliyorum...
Ben de Esra Ceyhan kadar pozitif ve sevgi dolu, Okan Bayülgen kadar her şeyi bilirim havasında, Beyaz kadar şakacı! v.s. olmak istiyorum bi zahmet...
gereksiz adam
28 Temmuz 2010
TWEET
Eskiden istediğim insanla istediğim ölçüde iletişim kurabildiğimi sanıyordum. Oysa bugün kimseyle gerçek bir iletişim kuramadığımı anladım.
gereksiz adam
25 Temmuz 2010
YENİ BİR ÖYKÜ
Boş sayfalarım olsa şimdi, yeni bir hayat yazıp çizeceğim.
Yanlış öyküleri çıkartıp atabilsem,
yeni ve doğru öyküler yazsam kendime ait.
Her şeye sıfırdan başlasam.
Yeni umutlar biriktirsem, yaşadıkça öykülerimi.
Yeni şarkılarım olsa, yeni ve mutlu...
Başka ülkeler kursam,
bizi bağrına basan başka ülkeler,
başka hayatlar.
Öyle ''lay lay lom'' bir öykü değil,
''lay lay lom'' bir ülke değil;
hüznüyle, acısıyla, aşklarıyla, ayrılıklarıyla olgunlaşmış
yaşanası bir öykü, bir ülke.
Yeni bir hayat yazsam,
olağan,
sıradan.
Hesabı kitabı olmayan,
zamandan bağımsız hatta zamansız,
sıkıldıkça yaşayabileceğim(iz) bir hayat yazsam.
Malsız, mülksüz, kavgasız, parasız pulsuz bir öykü yazsam...
Bugün yeni bir hayat yazsam kendime,
baş rolüne en değerlimi koyabileceğim.
Ben yardımcı rollere hazırım yeter ki huzur olsun,
biz olalım,
aslımız olsun...
Bugün yeni bir hayat yazsam yeni bir ülkede,
seninle aslımızı oynayabilir miyiz?
gereksiz adam
22 Temmuz 2010
OLUR GİBİ OLSA DA OLMAZ (GİBİ)
Uzaktan baktığında kendine kızan, durup düşündükçe kendini yiyen adamın çıkmaz sokaklarına hoşgelmişiz. Aklı başında insanlar kaldırım taşlarında bulabilir huzuru belki, ama...
Zaten "ama" ile başladıysanız cümleye sizlere kolay gele...
Durmadan değiştirelim çakıl taşlarını yolların, yeni hayatlar bulalım zift altı topraklarda. Ama ile başlayan cümlelerle barışalım, olmaz mı?
Yarın yeni bir gün, bugünden farkı olmayacağını bile bile, güle oynaya uyanalım, olmaz mı?
Uzaktan baktığında kendine kızan, durup düşündükçe kendini yiyen adamdan farkı yok kalabalıkların. Gelin "ama" ile başlayıp kaldırım taşlarında huzuru bulalım olmaz mı?
cevap veriyorum;
olur gibi olsa da olmaz (gibi)
gereksiz adam
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)