14 Nisan 2010

KAÇAK VAR



Bak, gördün mü?

sonunda kaçtı aşk, varsa gücün hadi yakala...


gereksiz adam

13 Nisan 2010

BLOG DÜNYASI VE KADINLAR

Geçmiş zamanların isim yapmış yazar ya da şairlerine baktığımızda, erkeklerin sayıca daha çok olduğunu görmek mümkün. Fakat bugün, blog yazarı= İyi yazan blog yazarlarına baktığımda ağırlıklı kadın olduğu aşikar. Kadının toplumsal hayatta daha çok yer edinmesi mi yoksa erkek ya da kadının aşkı algılaması mı değişti bilinmez. Aşkın geçmiş zamanda ki "hissettiren erkek hisseden kadın" şekli, bugün "hisseden erkek-kadın hissettiren erkek-kadın" haline gelmiş olması da bir etken olabilir. hani bir zamanlar erkeği şair yapan kadın modelinden bugün kadını şair yapan erkek modeli üremiştir.

İyi yazmak, şair, yazar v.s nin kadın-erkek ilişkisiyle ne alakası var diye düşünülebilir. Sezen sorunun cevabını "Oyalanma" şakısın da "ey aşk sen olmasan, ne kalır hikayeden" cümlesiyle özetlemiştir zamanında.

Velhasılı kabaca baktığımızda yazılarını etkileyici bulduğum blog yazarlarından en çok beş tanesinin erkek olduğunu görürüz. Anlayacağınız aşk boyut değiştiriyor. Bu durum iyi mi kötü mü bunu da zaman gösterecek. Umarım gün gelir, farklı cinsiyetlerin bünyesine aykırı durumlarla karşı karşıya kalmayız...

Ya da erkek gözüyle dahilinde olduğum blog yazarlarına baktığımdan, ben durumu yanlış değerlendirmiş olabilirim.

(konuyla alakalı örnek olabilecek blogları göstermeyi isterdim ama şuan için vaktim yok ne yazık ki.)


gereksiz adam

12 Nisan 2010

TEDİRGİN

İki gündür devam eden blog mimarisi işimi tam hallettim derken Pandora blogdaşımın da uyarısıyla başladım yeni şablonlar aramaya. Az gidip uz gitmeyi yeğlerdim lakin, klavye başında bir şablon bulabilmek için kendimi paraladım. Sonunda bu çıktı ortaya. Lütfen ''boğuyor'', ''yazılanları okuyamıyorum'' gibi yorumlar yapmayın, yoksa şablon yollarında ömrümü harcayacağım suçlusu siz olursunuz. Beğenmedim, olmamış, cıkss, eh işte v.s. demek serbest, o zaman yeni bi arayışın içine girmem, yeter ki rahatsızlık verici öğelerin varlığını ima etmeyin yeter...

Hazır başlamışken boktan pazartesiden bahsedeyim biraz.
-bir saniye ya deprem oluyor ya da biri bizim evi yıkmak için uğraşıyor, bakıp geleyim...
-herhangi bir tehlike görmedim, faredir herhalde..:) duvar yiyen fare, çok ilginç..)

neyse pazartesi diyordum..

ben bütün hoşgörüm, insanları kucaklayan hayat felsefemle! güne başladım. evet, ilginçtir küfrederek uyanmadım misal, gayet sakindim. Sonra işe gittim hoppidi hoppidi havasında (fakat güneşli bir gün olsa çok daha güzel olabilirdi her şey) güzel bir başlangıçtı benim için lakin ilerleyen dakikalarda bir iç sıkıntısı (bir baldır bacak agrısı, sağdan böyle çekme yapıyor...:))

-harbi biri evi soyuyor, kusura bakmazsanız tekrar bakacağım..
cıksss hala bir tehlike yok..

neyse(2) efendim, iç sıkıntısı akabinde kodese tıkılmış kaçkın gibi iş yerinde bir aşağı bir yukarı voltalar başladı bende. Gelen gidenin direkt boğazına yapışıp, ''bir daha gelmeyin ulaynnn buraya'' demeyi çok istedim ama yapamazdım, ekmek parası...:)

-ekmek parası deyince, emre' nin fenerbahçeye geçmesini küfürle protesto eden seyirciye, cevabı çok ilginç gelmiştir bana; ekmek parası... altından herhalde bunların ekmekleri-

İç dünyamda bağıra çağıra akşamı ettim nihayetinde ve iş yerinden bir nevi kaçarak uzaklaştım. Umarım parmak izim kalmamıştır..

-yok hacı olmayacak, kesin birileri var bu evde, onlara bakmalıyım... ben gider...


gereksiz adam



DÜNYAYI YAKACAK ADAM-4587645

Benden daha "gereksiz" insan her zaman vardı ve varolmaya devam edecekler. Buradaki sorun benim hala bu insanların varlığını takıyor olmamda. O yastık için ötekinin başını ezmiş, beriki sorunlu akli melekelerinin faturasını bana kesmiş, diğeri düz duvara tırmanırken düşmüş v.s.

Bana ya da sana ne adam!

Hani dünyayı kurtarmak için görevlendirilecek adaylar belirlense eminim en son sıraya benim adım yazılır (sağ olan bütün insahların yer aldığı liste bu). E ne halt yemeye yorar akıl kendini bu işlere, buyrun anlatın bana...

Dünya yansa bi kalbur samanı yanmayan adam modunda yaşamak istiyorum ve huzurun da orada olduğuna inanıyorum artık. Nedenlerini sorguluyorum çokça ve egoist bi durumla karşı karşıya kaldığımı hissediyorum. Sanırım bir gün kuyruğumun sıkışmasından tırsıyorum ya da saçmalık bütün bunlar.. İlahi empati, ne merem şeysin sen...

Şimdi belirtilen modda yaşayabilmek için ufak bir çabadan sonra ilk iş, bi kalbur samanı yanıma alıp dünyayı ateşe vermek, bakalım sonuç ne çıkacak(umarım bakabilecek durumda olabilirim).


gereksiz adam

11 Nisan 2010

EZME ABLACIM, SAKİN

Ucuz yastık alabilmek için birbirini heder eden sevgili kardeşlerim, arkadaşlarım, abilerim, ablalarım;

sakin...

yastıksız kalan ötekileştirilmeyecek, idama mahkum edilmeyecek. En fazla önceki gün yattığın yastıkta yatacaksın. Ama siz yastık için birbirinizi ezin, tatlı için ezin, terlik için ezin, ayakkabı için ezin... aaaaaa

Yok bu ülkede adam kafayı yer, bak çok ciddiyim.. hayır ben aklıma mukayet olabiliyorum belki ya da yan komşu, onun kardeşi v.s. ama, olamayan da çıkar, yer kafayı sizin yastığınız var diye, delirir...

ezmeyin, sakin, ezmeyin birbirinizi.. bak, hepinize yetecek kadar yastık varmış...
ezme ablacım, ezme adamın kolunu...


gereksiz adam

KEYİF SİGARASI

Hayatında küçük-büyük değişiklikleri sevmeyen bir adam olarak, bir cesaret aldanayım istedim tebdil-i mekanda ki ferahlığa. Umarım bir başlangıç olur, güzel bir başlangıç...

Ve ilk gençlik yıllarımın güzel sohbetlerinden birini yinelemenin huzurunu yaşıyorum bu gece. Şimdi sigaramı keyif ile içmenin tadını çıkartma vaktidir. Hırçın karadenizin kokusunu duydum birde, sohbetin karadeniz tadından olsa gerek ya da karadeniz' e sevdalı adamın ''nereye baksam karadeniz'' mantığından, kim bilir...

sen ihanetimi affet hırçın görünümlü uysal memleketim, hala ilk' im sensin. Gençlik macerasıydı geçti diğerleri...

gereksiz adam

10 Nisan 2010

GÜNAYDIN

Birazdan sabah olacak
Güneş yine doğacak bulutların ardından
Sonra uykuya yatacağım istemeye istemeye
Ve sen geleceksin aklıma,
Ve sonu huzura çıkan fındık bahçesi tünelleri.

Güneşle kavgalı yıldızlar yok olacak birazdan
Sezen geri dön şarkısına noktayı koyup,
rakkası söylemeye başlayacak.
Uykudan hemen sonra tünel kapanacak;
bir yanı deniz,
bir yanı dereye bakan, huzur evi tüneli.
hayali kahramanım, dert ortağım da orada kalacak.
dünyaya döneceğim.

Birazdan sabah olacak,
otobüs sesleri karışacak günaydınıma.
hayat gailesi başlayacak;
keskin,
kavgalı,
acımasız...

odamın kapısı açılıp kapanacak ihtimal,
seni gürültülerle uyandıracağım,
kalbim acıyacak belki
ya da
usulca kalkacağım yanından
günüme seni bulaştırmayacağım...

Birazdan uykuya dalacağım zorlanarak,
öncesinde,
üç-beş kere dinlediğim şarkıyı son kez dinleyip,
Uzaktan,
çok uzaktan sesleneceğim sana;
günaydın...


gereksiz adam








9 Nisan 2010

BEN

"Ben" diye başlayan yazılarımı sevemedim hiç. Sevemedikçe bütün yazdıklarım kendime çıktı. Sonra bütün lanetleri kendime yapar buldum. Şöyle bir baktım da, ne çok derdim! varmış, ne kadar az seviyormuşum her şeyi.

Özüyle yüzleşmesi zor oluyor insanın. Bakmayın kelimelerin sihrine siz, onlar "lay la lom" havasında. Zor zamanlarım oluyor herkes gibi, herkes kadar ama başka bedenlerde ki gibi karşılayamıyorum kim bilir!

(Bu bi itiraf yazısı, gerçeği fark edip mutlu olmaya başlayan bir adamın değil)

Ne diyordum,

Ben diye başlayan yazılarımı sevmedim hiç, sevmedikçe bütün yazılarım kendime çıktı (Bkz. BEN )


gereksiz adam


8 Nisan 2010

BİR YANIM, EKSİĞİM

Bu sabah bir yanım eksik uyandım, yorgundum. Olması gerektiği gibiydi herşey. Elimi-yüzümü yıkadım, kahvaltımı yaptım, üzerimi giyinip yollara düştüm.... Hep Bir şey eksikti, hep birşeyi unutmuş gibiydim.. Onca kalabalık yok gibiydi, aklım boştu, boşluktaydı, düşüncesini arıyordu.....

Dalgındım, üç boyutlu resim görmeye çalışırken yaşadığım karmaşayla bakıyordum etrafa. Başka, olmayan bir noktaya kilitlenip, bakıyormuş gibi yapıyordum. Her şey bulanıklaşıp yok oluyordu baktıkça, ama eksiğim belirginleşip netleşmiyordu..

Affili cümleler kurdum kendime, çok anlatmak istedim; bu sabah bir yanım eksik uyandım, yorgunum... Kimin umrunda...

Şimdi yağmur yağıyor ve -klasik söylemle- radyoda Sezen çalıyor. Ben susuyorum, içime kusarak susuyorum. Uzaktan bakınca ne kadar olağan duruyor bu efkar hali, içinde olunca çekilmiyor, acıyor, acıyor.....

Herşeyi tamamlayabilirim sanki, bütün yok saydıklarımı yerine koyabilirim ama geceden kalma eksiğimi, zaman içinde yok olan varlığımı, hayatımda ki yerini, beni yani seni tamamlayamam, tamamlayamadım.

Eksiğim, imkansızım, bir yanım; özledim, çok özledim...

gereksiz adam/02.06.2009

HAYDEEEE

17:30

cıs tak cıs tak cıs tak cıs tak......
ar yu rediiiiiiiiiiiiiiiiii i i i i i i i ...

hoooooooop.

sağda lütfen

2 çay,
offf, pofff..
yakayım hocam,
öhö öhö, boğazıma kaçtı..

nasıl olur bu işler,
nasıl bulunur aranan,
benim telefonlarımı dinleyenin vay haline,
gitmeliyim,
yoksa soyunup yollara düşeceğim,
amir, memur, off, poff....
bitti,
üşüdü,
gitti....

zzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz

hapur, hupur...
soyun, giyin..
ya da
soyun, giyin
hapur hupur...

bir ki üç dört....

balyoz, taş, otobüs, cam, sen, yok ben değil, kim?

haydeeeeeeeeeeeeeee......

pc,
aç,
adsl,
yandı bütün ışıklar,
google chrome,
www.gereksiz-yazilar.blogspot.com
HAYDEEEE


gereksiz adam