Şimdi kitaplar yazıyorum kendime. Konusunu, şeklini, şemalini bilmeden. Hepsini dizeceğim rafa, klasikler listemin en başına koyacağım; Dostoyevski' ye, Gorgi' ye, Balzac' a, goethe' ye, Nietzsche' ye inat...
Durup durup ilk sayfasına döneceğim. Bütün anlamları hiç edip, anlamsızlaştıracağım sonra...
gereksiz adam
Siyahın en koyu tonuydu ayrılık. Hiç utanmadan ve tek bi fotoğraf karesi bırakmadan gittiler dünyadan ölenler. cem ben..
13 Eylül 2009
12 Eylül 2009
KORKAK DÖVÜŞMELER
Hadi gelin, entellektüel görüntülerinin altına sakladığımız ucuz anlamlı kelimelerle yerelim birbirimizi. Akın ak, karanın kara olduğunu anlatırken sülalesine dalalım karşımızdakinin tepeleme.. Korkak anlamları saklayalım cesur kelimelerin altına..
Hadi durmayalım öyle, ''savaşa hayır'' derken, ''evet'' diyenlerin kaşını gözünü patlatalım..
Siyasi duruş sergileyelim, bizden olmayan kelimeleri altımıza alıp, namusunu kirletelim.. Ne ala memleket..
Işıksız köprü altlarında saklanıp, ortak kaderi yasadığımız cafcaflı köprü altı insanlarına ''Or..pu'' yaftası vuralım..
toplanıııııınnnnnnnnnnnnnn!
taşlanacak insan var;
Hayatı boyunca oluşturduğu felsefesine! aşık olup, onunla cinsel ilişkiye girdiği için taşlayalım diğerlerini. İş bittikten sonra geçer karşısında sigara içeriz, sevişme sonrası içilen sigara tadında..
hadi gelin el altından yiyelim birbirimizi, çok acıktım..
gereksiz adam
Hadi durmayalım öyle, ''savaşa hayır'' derken, ''evet'' diyenlerin kaşını gözünü patlatalım..
Siyasi duruş sergileyelim, bizden olmayan kelimeleri altımıza alıp, namusunu kirletelim.. Ne ala memleket..
Işıksız köprü altlarında saklanıp, ortak kaderi yasadığımız cafcaflı köprü altı insanlarına ''Or..pu'' yaftası vuralım..
toplanıııııınnnnnnnnnnnnnn!
taşlanacak insan var;
Hayatı boyunca oluşturduğu felsefesine! aşık olup, onunla cinsel ilişkiye girdiği için taşlayalım diğerlerini. İş bittikten sonra geçer karşısında sigara içeriz, sevişme sonrası içilen sigara tadında..
hadi gelin el altından yiyelim birbirimizi, çok acıktım..
gereksiz adam
11 Eylül 2009
SEL
Başta İstanbul' un bazı semtleri olmak üzere, ülkede birkaç yerde sel felaketleri oldu. Can kayıpları, mal kayıpları v.s.
Toplum olarak öyle alışmışız ki beleş felsefesinin getirilerine, selde heder olmuş selzedelerin, suya kapılıp başka yerlere taşınmış mallarını da ''beleş'' mal sayıp saldırıya geçtik. Oysa çok belliydi afet sonucu ordan oraya taşındıkları, canı yanan birine ait oldukları. Yoksa yol ortasında, üstelik çamura bulanmış vaziyette duran tabak, çanak, elektonik eşya sanat gayesiyle konmamıştı oraya..
Şimdi sormak lazım, ''neden sonra biz bu hale geldik''
Oysa şapkamızı önümüze koyup, ''ulan dünya, ne kadar adisin, ne kadar geçicisin, senin malın sende kalsın'' diye kendimize pay biçmek varken, nasıl oluyorda felaketleri kendi adımıza maddi bir ödüle çevirmeye çalışıyoruz? Deprem döneminde de böyle olmuştu. Sakarya' da çöken kuyumcular çarşısını talan etmek için toplu soyguncular iştirak etmişti şehre.. Hangi akıl, hangi mantık insanları bu yola sürüklüyor bir anlasam..
Yok yok.. açlığı, açıklığı, parasızlığı kimse bahane olarak öne sürmesin. Açlık konusunda eksiğimiz olduğu dogru ama sorun mide de değil, göz açlığında.. yakın zamanda biraz hastalananları kesip, yeyip tasarruf yoluna giderse ülkemin çeşitli memleketinden sakinleri hiç şaşırmam. Sizde şaşırmayın, demedi de demeyin...
(Ölenlere Allah rahmet etsin, kalanlara geçmiş olsun)
Bu arada Allah tuttuğunuz orucu kabul etsin ( görselliklerinden yola çıkarak, talancılara tahmini yaklaşımdır. )
gereksiz adam
Toplum olarak öyle alışmışız ki beleş felsefesinin getirilerine, selde heder olmuş selzedelerin, suya kapılıp başka yerlere taşınmış mallarını da ''beleş'' mal sayıp saldırıya geçtik. Oysa çok belliydi afet sonucu ordan oraya taşındıkları, canı yanan birine ait oldukları. Yoksa yol ortasında, üstelik çamura bulanmış vaziyette duran tabak, çanak, elektonik eşya sanat gayesiyle konmamıştı oraya..
Şimdi sormak lazım, ''neden sonra biz bu hale geldik''
Oysa şapkamızı önümüze koyup, ''ulan dünya, ne kadar adisin, ne kadar geçicisin, senin malın sende kalsın'' diye kendimize pay biçmek varken, nasıl oluyorda felaketleri kendi adımıza maddi bir ödüle çevirmeye çalışıyoruz? Deprem döneminde de böyle olmuştu. Sakarya' da çöken kuyumcular çarşısını talan etmek için toplu soyguncular iştirak etmişti şehre.. Hangi akıl, hangi mantık insanları bu yola sürüklüyor bir anlasam..
Yok yok.. açlığı, açıklığı, parasızlığı kimse bahane olarak öne sürmesin. Açlık konusunda eksiğimiz olduğu dogru ama sorun mide de değil, göz açlığında.. yakın zamanda biraz hastalananları kesip, yeyip tasarruf yoluna giderse ülkemin çeşitli memleketinden sakinleri hiç şaşırmam. Sizde şaşırmayın, demedi de demeyin...
(Ölenlere Allah rahmet etsin, kalanlara geçmiş olsun)
Bu arada Allah tuttuğunuz orucu kabul etsin ( görselliklerinden yola çıkarak, talancılara tahmini yaklaşımdır. )
gereksiz adam
10 Eylül 2009
GİDERKEN KALMAK..
Gittikten sonra herşey değişecek sanmıştım ya da öyle umut etmiştim. Ordan, burdan, şurdan çektim elimi ayağımı. Sanal dünyaya var gücümle küfrettim başta, sonra ''evet gitmeliyim'' dedim. Biraz yalnız kaldım, hiçbir şey tat vermiyordu, anlamakta geçikmedim. Düşündüm, aslını sanalda ifade edebilen bir adamdım, neden kaçtım?
Üstüne tuz biber oldu şu yazı.. ayrılmadan önce göz ucuyla okumuştum, sonra tekrar okudum ve anladım ki benim aslım buydu. Önce biraz tepkiyle karşıladım kendimi, böyle hayalimsi bir düyada nereye kadar yaşayacağımı düşündüm ve sonra anladım ki hayal ya da hayalimsi olan benim sol yanımmış..
Geçmiş yazılarda da belirtmiştim değil mi; teknolojik gelişmelere hep sert durdum geçmişte ve şimdi karşısında durduğum herşeyde olduğu gibi burda da anladım ki teknolojinin esiri olmuşum..
Altta ki yazının yorum bölümünde elimden geldiğince yazmaya çalıştım teşekkürümü, ama birde burdan yineleyeyim; çok teşekkürler arkadaşlar.. Bir dönem yazmamamın en büyük faydası orda okudugum güzel yorumlar oldu...
Üstüne tuz biber oldu şu yazı.. ayrılmadan önce göz ucuyla okumuştum, sonra tekrar okudum ve anladım ki benim aslım buydu. Önce biraz tepkiyle karşıladım kendimi, böyle hayalimsi bir düyada nereye kadar yaşayacağımı düşündüm ve sonra anladım ki hayal ya da hayalimsi olan benim sol yanımmış..
Geçmiş yazılarda da belirtmiştim değil mi; teknolojik gelişmelere hep sert durdum geçmişte ve şimdi karşısında durduğum herşeyde olduğu gibi burda da anladım ki teknolojinin esiri olmuşum..
Altta ki yazının yorum bölümünde elimden geldiğince yazmaya çalıştım teşekkürümü, ama birde burdan yineleyeyim; çok teşekkürler arkadaşlar.. Bir dönem yazmamamın en büyük faydası orda okudugum güzel yorumlar oldu...
ORDA MISIN?
Gözlerine bakmadan,
arkamı dönüp,
umarsızca gidecektim..
Ama
Kelimelerin peşimden koşup,
Bakışını anlatabileceklerini
hesap edemedim..
Şimdi döndüm,
orda mısın?
gereksiz adam
6 Eylül 2009
MÜSADENİZLE
İstemediğim bir yoldu bu. Bütün başladığım yollarda, önce hafiften içimi kemirip, sonra büyüyüp kocaman iç acısı oluyordu. Bütün doğrularım yanlışlarım birbirine karışıyordu. Yine öyle oldu; yazdıkça, yazdıklarımı okudukça bir öncekine ters yeni yeni kelimeler üşüştü beynime. Her yazılan, her söylenen bana hedef alınmış bi ok gibi oldu sonra sonra...
İşte çıkmazdayım yine ve yeni bir yol bulana kadar buralarda yokum..
Buda ''kaybedenler' e'' hediyem olsun
Saygılar..
(kendimi bulana kadar( bu imkansız ) , sessiz sedasız köşemde oturmakta vardı doğru.... peşimden güzel söylemler duymak istedim belkide..)
gereksiz adam
AYNI
Sabah kalkıyorum, odam aynı.
Camdan bakıyorum, manzara aynı.
Aynaya bakıyorum, yüzüm aynı.
Ellerimi yıkıyorum, sabunum aynı.
Televizyonu açıyorum, alem aynı.
Yollara düşüyorum, yollar aynı.
İşe gidiyorum, işler aynı.
Bloglara bakıyorum, yazılanların çoğu aynı. Lanlar(len) aynı, yan komşu aynı, kelimelerden yenen yutulan harfler aynı (bebişim)..
Eğlendirme çabaları aynı.
(çok sıkıldım eğlendirmek için tepinenlerden, bende mi sorun?)
yazılanlarrr yazılanlarrrrrrrr
(lütfen bir gün efkarlanın da yazın birşeyler. bu kadar lay lay lom olamazsınız.)
Dünya aynı,
yollar aynı,
yolcular aynı.
Ben aynı,
yazdıklarım aynı,
aklım aynı,
akılsızlığım aynı....
O aynı,
bu aynı...
pöfffff....
(pöfff lemelerim aynı)
(kişilerin özel alanlarını en son eleştirecek adam benimdir belki, alınması gerekenler sıkıntıma versin işte, bugün de böyle.)
gereksiz adam
4 Eylül 2009
EN AŞAĞIDAN BAKTIM YUKARIDAKİLERE, BİLİN BAKA ---LIM NE GÖRDÜM
İkili ilişkilerin doğal ağırlığı bir yana, rütbelerle zenginleştirdiğiniz! hayatınızın ego savaşlarıyla dahada şekillenen tepeden bakma hallerinizden sıkıldım. Hep daha aynılaştırılmış hayatları hayal ettim, ilk gençlik yıllarında yüzdüğüm komünizm sularında. Soyut değildi tabi kavramların içi, ben kendimde soyutlaştırıp yaşanılası kılmıştım o denizi. Şimdi anladım ki, başımda kavak yelleri esiyormuş, esmiiişşş geçmişş....
İnsan başka birşey. İnsan özünde biriktirdiği, aklıyla zenginleştirdiği sesdeş kavramların ayrı anlamlarını öyle ötekileştirmiş ki, sesdeşliğine kinayeli söylemler göndermeden edemiyor olgunluk dönemlerinde.
Bir gün, olurda bir gün o rütbelerden birine sahip olursam insan aklına uyup, onu öyle sıradanlaştırıp öyle aşağılayacağım ki sizin biriktirdiklerinize inat, rütbenizden utanacaksınız o az çalışan aklınızla. Bende geçer karşınıza en klasik tavrımla yakarım Amerikan tütünlü sigaramı. Korkma dumanından sana da üflerim aşağıda bıraktığım burjuva koltuğunuza, nasiplenirsiniz.
Burda açık açık ümüğünü sıkmayı isterdim de, sen ve senin yarım aklının türevlerinin oluşturduğu düzende dahada hiç olmaktan korkuyorum. Buyrun sigara içme sırası sizde, tütününüzün markasını önemsemeden üfleyin dumanını korkularıma, sırıtarak..
Bu da benden armağan olsun keyifli hallerinize..
gereksiz adam
3 Eylül 2009
.............
''Bilirim herkes payına düşeni yaşar'' diyor Sezen Aksu.
''Pay eden kim?'', ''adalet ne kadar işlemiş?'' diye sogulayıp boşuna debelenme, kır dizini efendi efendi yaşa...
2 Eylül 2009
SONBAHAR
Önce bakıştık sadece, ara ara bakışlarımızı kaçırarak.
Geçmişi aradık bedenlerimizde;
eskisi kadar gür değildi saçlarım,
eskisi kadar ince değildi bedenin..
Yaşlanmıştık......
Ve tokalaştık göz göze..
Tenin eskisi kadar sıcak değildi
Ellerin eskisi kadar pürüzsüz.
Yaşlanmıştık...
Sonra vedalaştık sessizce
gidişin eskisi kadar acı vermedi,
ayrılık eskisi kadar anlamlı değildi..
yaşlanmıştık...
güle güle' ler aynıydı bir tek..
güle güle..
Olağan bir gündü, belki de olağandan daha sessiz. Hiçbir şey yapasım yoktu, hiçbir şey yazasım yoktu. İtaat ettim ve hiçbir şey yazmadım...
Birde sonbahar (belki seversin) geldi farkında mısın? Ben onun da farkında değilim ama yavaş yavaş üşüyorum.
gereksiz adam
Geçmişi aradık bedenlerimizde;
eskisi kadar gür değildi saçlarım,
eskisi kadar ince değildi bedenin..
Yaşlanmıştık......
Ve tokalaştık göz göze..
Tenin eskisi kadar sıcak değildi
Ellerin eskisi kadar pürüzsüz.
Yaşlanmıştık...
Sonra vedalaştık sessizce
gidişin eskisi kadar acı vermedi,
ayrılık eskisi kadar anlamlı değildi..
yaşlanmıştık...
güle güle' ler aynıydı bir tek..
güle güle..
Olağan bir gündü, belki de olağandan daha sessiz. Hiçbir şey yapasım yoktu, hiçbir şey yazasım yoktu. İtaat ettim ve hiçbir şey yazmadım...
Birde sonbahar (belki seversin) geldi farkında mısın? Ben onun da farkında değilim ama yavaş yavaş üşüyorum.
gereksiz adam
1 Eylül 2009
DÜNYA BU YARATIĞI KONUŞUYORMUŞ
Değişik, canavarımsı canlılar türüyor. Dikkat etmek lazım, ya bizi yerseler..Çok tırsıyorum çookk...

http://foto.ekolay.net/4/15055/dunya_bu_yaratigi_konusuyor.aspx?rid=1B65E1FD07794951B7811FE18B2C95BA
Dünya bu yaratığı konuşuyormuş.. Ne kadar dünyalı olmasakta bizde konuşalım istiyorum..
Meksika' da olmasa halimiz nice olurdu. Teşekkürler dünyalı arkadaşlarım..
(Bu farklı türlerin varlığı beni umutlandırıyor nedense. Dost olur, dünya derdini bölüşürüz zamanla kimbilir..)
ikinci parantez Ha bu arada o yaratığı boğarak öldüren bi insandır, hadi bakalım kim daha korkunç ikinci parantez kapa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)